Büyük beklentiyle başladım ve Marslı bu beklentimin karşılığını büyük bir monotonlukla ödedi.Gerçekten çok güzel yorumlar var, ama ben bu yorumları çok abartılı buluyorum.Gayet sıradan bir kitap okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz diye düşünüyorum.
Satranç hayat gibidir. Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları güçlü.Bazıları oyunun başında işine yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz.On parçanı kaybedip, yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek.
Kitap ilk başlarda gayet sıradan bir çocuk romanı gibi başlıyor, yer yer sıkılıp nasıl Nobel Edebiyat ödülünü hak ettiğini düşünsem de kitabın ortasından sonuna kadar olan bölümde bu düşüncemden dolayı utanmamı sağlayarak hafızamda önemli bir yer edindi. Belki de bizden başka bir canavar yok!