Dönüşü olmayan bir istasyondayım,
Gözlerini gördüğüm andan beri depresyondayım.
Delilik alametleri taşıyorum ceplerimde;
Zifiri bir kuyuda çakıl taşları, düğmeler ve plastik şekerler...
Hiç işiniz yok mu aylak güller?
Cuma namazı çıkışında görüşeceğiz!
Kimin ümüğüne çökmüşüm ki ümmetten?
Altına kaçırmasın korkak gözler,
İdolünüz olsun vehmi olmayan veliler.
Hiçbiriniz parmak basmadınız,
Neresi acıyor içimin?
Zifiri bir karanlıkta inci taneleri, hüzmeler ve gümüş tekerler...
Çöktüm topal oğlağın otağına,
Çer çöplerle yazdım adını.
Anlaşılmaz bir türkü tutturdum,
Tutukluluk yaptı kelimeler.
‘Kekeç’ dediler sonra,
Mefret tekelerin korktuğu kekeç!
Ağaran saçlarıma baktım kırık aynalarda,
Bir türlü ağarmayan güne küfrettim!
Bari dedim taşların arasında bir sırdaş bulayım.
Bahçe kapınıza dayandığımı idrak edince,
Kadın Haklan konusunda ne düşünüyorsun?"
"Kadınlar araba yıkayıcılığı yapmaya, saban sürmeye, dükkan soyan iki kişinin peşine düşmeye, kanalizasyon temizlemeye, savaşta
memelerinden vurulmaya hazır olduklarında ben de evde kalıp bulaşıkları yıkamaya ve sıkıntıdan patlayıp halının üstündeki
iplikleri toplamaya hazırım.
Kadın Haklan konusunda ne düşünüyorsun?"
"Kadınlar araba yıkayıcılığı yapmaya, saban sürmeye, dükkan soyan iki kişinin peşine düşmeye, kanalizasyon temizlemeye, savaşta
memelerinden vurulmaya hazır olduklarında ben de evde kalıp bulaşıkları yıkamaya ve sıkıntıdan patlayıp halının üstündeki
iplikleri toplamaya hazırım.