Neden böyle aptalım ben? Madem başkaları aptal ve ben onların aptal olduklarını kesin olarak biliyorum, öyleyse neden onlardan daha akıllı olmak istemiyorum?
Aldığım o bir sürü ret cevapları, yarımağız vaatler, düpedüz hayır'lar, beslenmiş de boşa gitmiş ümitler, her seferinde sonuçsuz kalmış yeni yeni teşebbüsler, bende cesaret diye bir şey bırakmamıştı.
İnsanları seviyorum ama kendi kendime şaşıyorum da, çünkü insanlığa olan sevgim arttığı ölçüde, kişilere olan sevgim azalıyor. Sık sık insanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum, gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha bile gerilebilirim, ama öte yandan bir insanla aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam, bunu deneyimlerimden biliyorum. Biri bana yakın olunca kişiliği onurumu eziyor, özgürlüğümü kısıtlıyor. Bir gün içinde dünyanın en iyi insanından bile nefret edebilirim: yemeği yavaş yavaş yemesi birinden nefret etmeme yeter. Başka birinden nezlesi var, ikide bir sümkürüyor diye nefret edebilirim. Yanıma yaklaştıkları anda düşman kesiliyorum insanlara. Gelgelelim, kişilerden nefret ettiğim ölçüde, insanlığa olan sevgim artıyor.