Gelgelelim, doğa onu güzelliklerinden mahrum etmemiş olsa da, dünyaya geldiği andan itibaren tepeden tırnağa asabi ve bir şişe brendi misali çabuk parlayan bir mizacı vardı; sanki çakmak çakılsa alev alacak gibiydi. Düşünüyorum da, büromun sükuneti içerisinde Cımbız'ın bazen aniden koltuğundan kalkıp kollarını bir kartal misali açarak masasına eğilmesi, ardından bütün masayı kavrayıvermesi ve masa sanki habis biriymiş de, onu tutup sarsmak istermişçesine zeminde acımasızca ileri geri itelemesi, aslında onun için suyla içki arasında pek bir fark olmadığının apaçık kanıtıydı.
Sakın kıskanç olduğumu düşünmeyin. Kıskançlık yabancısı olduğum bir duygudur, çünkü değerimin ne olduğunu bilirim ben. Ama adalet hissim vardır, müzik işinde ise bazı şeyler tamamen adaletsiz.