Selam sevgili okur!
Özellikle ince kitaplar başlarken çekinmem gerektiğini öğrendim artık. Elbette kalın romanların insana kattıkları çok değerli. Ancak ince kitapların da bambaşka bir büyüsü var. Kâtip Bartleby'de onlardan biri. Kısa bir solukta okuyabileceğiniz, asla sizi zorlamayan bir kitap. Ancak karakteri kolay kolay zihninizden silemiyorsunuz.
Eğer karakteri sadece tembel biri olarak görürseniz, muhtemelen kitabı bitirdikten sonra da biraz güler biraz kızar hatta çokça şaşırıp bir iki gün sonra ardınızda bırakırsınız.
Öte yandan karakteri anlamaya çalışırsanız, her satırı dikkatle okur onu daha yakından tanımak istersiniz. Özellikle kitap bittikten sonra durumun nedenlerini düşünebilirsiniz. Bir insan neden bu kadar dünyanın, yaşamın ve geçip giden zamanın dışında kalmayı seçer? Yoksa mecbur mu kalır? Bir sürü ihtimali sıralamak mümkün. Çünkü eserin sonunda yazar sizi kendi cevaplarınız ile başbaşa bırakıyor. ( en sevdiğim)
Dolayısıyla benim çok etkilenerek ve severek okuduğum eserlerden biri oldu
Herkese keyifli okumalar dilerim
İsterseniz YouTube kanalıma da bakabilirsiniz.
youtube.com/c/EL%C4%B0FBEGE...
Kitap zaten guzel ancak ben ozellikle cevirmenin lezzetli dilinden de bahsetmek istiyorum. Elindeki metni baska bir dilde yeniden yazan cevirmenler iyi ki var!
Katip BartlebyHerman Melville · Sel Yayıncılık · 201915,5bin okunma
Kitabı bitirdikten sonra "yapmamayı tercih ederim" diye dolanıp durdum. Avukatın sabrına hayran kaldım açıkçası çünkü bende o kadar sabır yok. Yanında çalışan 3 tane katip ve dördüncü olarak da Bartleby geliyor. Öyle bir karakter ki kendisine ne iş verilse "yapmamayı tercih ederim" deyip duruyor. Patronu buna başta çok öfkeleniyor ama sonrasında giderek iş gizemli bir hal alıyor.
Yapmamayı tercih ederim kavramı giderek yememeyi, gitmemeyi tercihe kadar gidiyor. Kâtip neye karşı direniyor açıkçası anlam veremedim. Ondaki bu saplantılı haller neler acaba diye diye okudum kitabi. Sevdim mi kitabı? Evet sevdim hem de çok sevdim. Absürt bir anlatım söz konusu. Ama halen avukatın sabrına da hayranım içten içe devam ediyor. Yani benim karşımda katip gibi biri olsa ve dediklerimi yapmayıp hiçbir şey olmamış gibi de yerine geçse ben avukat kadar ılımlı olamazdım. Çok değişik bir kitaptı cidden ya.
#parlakmeltemkitapligi
Katip BartlebyHerman Melville · Sel Yayıncılık · 201915,5bin okunma
Sadece vakit gecirmek için okumak maksadıyla elime aldım ancak kitabı çok beğendim.
Bir adamın önce çalışanı, sonra kendisiyle imtihanı, iç muhasebesi, pes etmesi, geri dönmesi.
Bartleby'i ve tavrını unutmayacağım.
"Yapmamayı tercih ederim"
"Yapmayacak misiniz"
"Tercih ederim"
Arka kapak: “Modern insanın içsel çelişkilerini konu ettiği eserleriyle Amerikan edebiyatının başkaldıran sayılı kalemlerinden Herman Melville, “Yapmamayı tercih ederim" cümlesini edebiyat tarihine ve okurların hafızasına kazıyan Kâtip Bartleby novellasında ölümsüz bir karakter yaratır. Avukatlık bürosunda kâtiplik yapan Bartleby' nin naif bir reddedişle başlattığı direniş sarmalı, dünyaya dair esaslı bir bakış açısına dönüşür. Son derece basit görünen bu "tercih' in alışılmış davranışlar bütününü uğrattığı çaresizlik karşısında duyulan haz, büyük değişimlere yol açan yangınların küçük kıvılcımlarla alevlendiği gerçeğini de bir kez daha hatırlatır.
Modern dünyaya karşı pasif direnişin simgesi olan Bartleby karakteriyle Melville, özgür iradenin ölümsüz anıtını sözcüklerle dikiyor. “
.
.
.
.
Kısacık ama enteresan bir kitap okudum. Avukat ve yanındaki 3 kâtibi; Hindi, Cımbız ve Zencefilli’nin yanında tercih meselesinde tek tip kararı olan ‘yapmamayı tercih eden’ Kâtip Bartleby’nin tuhaf ve anlaşılamayan hikâyesi... Avukatın sabrına hayran kaldığım, okurken hem güldüren hem düşündüren bu eseri severek okudum
.
Katip BartlebyHerman Melville · Sel Yayıncılık · 201915,5bin okunma
Tercih kelimesinin böylesi tesirli, gülünç, düşündürücü... Daha bir sürü duyguyu nasıl barındırdığını şaşkınlıkla okudum.
Ah, Bartleby! Ah, insanlık!
Harika bir metindi. Yazarın diğer kitaplarını okumamayı tercih etmiyorum :)
Katip BartlebyHerman Melville · Sel Yayıncılık · 201915,5bin okunma
Bu kitap efsunlu...
Bu kitaba, kitabın kendi mottosuyla karşılık verip İnceleme "yazmamayı tercih ederim" çünkü, hislerimi yazmayı tercih ediyorum.
Aslında tercihlerimin adamı değilimdir. (Adam olmadı sanki, madâm mı deseydim acaba)
Çünkü çoğu yaşadığım şey, benim tercihim değildi. Kimi zaman iki seçenek arasında kalacak kadar bile bir tercih hakkım olmadı. İnsanın kendi hayatı ile alakalı karar vermesi bir ihtiyaçtır, lüks değildir. Hani şu varoluş lakırtısı vardır ya, işte insan varoluşunu sorguluyorsa şayet, kendi hayatında söz hakkı olmalı. İşte benim söz hakkım olmadı, su aktı yolunu buldu bu yüzdendir varoluşumu sorgulamayışım. Gelmişiz gidiyoruz işte...
Bunun için kimseyi suçlamıyorum. Kendim de arıyorum hatayı. Neden Katip Bartleby kadar cesur değildim ya da inatçı ya da arsız belki de yüzsüz... Hâlbuki amirim, görevim olmayan sorumlulukları üstüme yüklediğinde "yapmamayı tercih ederim" diyecek kadar cesaret ya da babam şehir dışına okula gidemezsin dediğinde "gitmeyi tercih ederim" diyecek kadar bir kararlılık ya da annem, bir gün evleneceksin, çift çizgi yapma, öğren artık ütü yapmayı dediğinde "öğrenmemeyi tercih ederim" diyecek kadar da yüzsüzlük yeterdi bana.
Katip Bartleby gibi pasif bir direniş yapmam lazımdı ama ben, pasif kısmını aldım direnmeyi unuttum ve amirimin angarya işlerini yapmaya devam ettim, şehir dışına okula gitmedim yaşadığım şehirde okul kazandım, ütü yapmaya gelince de hâlâ çift çizgi yapıyorum bazen üç çizgi olduğu bile oluyor. İnsan, tercih etmediği şeyleri yapmakta pek başarılı olamıyor sanırım. Belki yapmayı tercih ettiğim şeylerde de başarısız olacaktım ama en azından kendi tercihim olmuş olacaktı.
Bu kitap efsunlu demiştim. Öyle bir etki bıraktı ki ben de varoluş sancısı çekiyorum adeta. :) Daha ilk sayfasından
1850 lerde bir avukatın yanına aldığı katip Bartleby... Birçok esere de ilham olan ilginç karakterli ve hakkında çok az şey bilinen katibin tercihleri ve patronu arasında geçen ilginç kısa hikayesi... Sonu beklendiği gibi olmayan hikayeyi bitirdikten sonra kendi iş yaşantınızı sorgulayacağınıza kesinlikle eminim...
İstemediğimiz halde aman kırılmasın, gönlü hoş olsun, mutlu olsun diye şu hayatta başkaları için ne çok şey yapıyoruz. Bir liste çıkarmaya kalksak sayfalar almaz. Çoğu zaman neden “hayır” diyemedim diye boğazımız düğümleniyor, kalbimiz sıkışıyor. Kendi iç sesimizle konuşup duruyoruz. Farkında olmadan yapmak istemediklerimiz üzerinden kimlik ve kişiliğimizin binasını inşa ediyoruz. Böylece kendimizi değil adeta başkalarının isteklerini yaşıyoruz. Yapmak istemeyip de yaptıklarımızı bir ömür boyu sırtımızda taşıyor ve altında ezilip kalıyoruz.
• • •
Herman Melville’nin kaleme aldığı “Katip Bartleby”nin hikâyesini okurken tüm bunları düşündüm. Wall Street’de bir avukatlık bürosunda çalışan kâtip Bartleby’in hikâyesi patronunun ondan istediği bir işi “yapmamayı tercih ederim” sözünü söylemesiyle başlıyor. Bu öyle bir söz ki o güne kadar duymaya hiç alışmamış patronunu önce şoke ederek öfkelendiriyor, ardında da çaresiz bırakarak büyülüyor. Bartlebey’in hikâyesi bununla bitmiyor elbette. Onun “yapmamayı tercih ederim" sözüyle başlayan hikâyesi, sonra “çalışmamayı”, “gitmemeyi” ve en sonunda da “yememeyi” tercih ederim sözleriyle devam ediyor.
• • •
Gerçekten de Bartleby’nin hikâyesi, ailemizde, iş ve günlük hayatımızda yapmak istemeyip de yaptığımız şeylerin muhasebesini yapmak, özellikle iş yerlerinde yaşanan örtülü pasif direnişlerin nedenlerini anlamak, pasif direniş karşısında insanın nasıl aciz kalabileceğini görmek, iş yerlerinde yaşanan mobbingin insanı nerelere sürükleyebileceğine şahit olmak için çok etkileyici bir eser. Tüm bunlardan öte kurallarıyla, değerleriyle ve teknolojisiyle bizleri kuşatan modern yaşamda gerçek özgürlüğün ne olduğunu sorgulamak açısından da muhteşem bir eser. Doğrusu Bartleby’in hikâyesini okurken gerçek özgürlüğün aslında yapmak istediklerimizi yapmaktan
Bartleby bitti. 50 sayfalık bi kitap ama sanki aylardır o kör duvarın önünde ben bekliyormuşum gibi hissettirdi.
"Yapmamayı tercih ederim" cümlesini her okuduğumda, o meşhur cam fanusumun içindeki sessizliği duydum. Ama Bartleby benden farklı; o masadan tamamen kalkmış. Ben hâlâ birşeyleri tercih ediyorum, hâlâ masadayım.
Kürk Mantolu Madonna Raif Efendi’nin o sessiz Berlin hatıralarına üzülmüş, Dönüşüm Gregor Samsa’nın kurban rolüne öfkelenmiştim; Bartleby ise hepsinden öte bi durak. O mektup yakma işi, o sahipsiz mektuplar bürosu sahnesi fena... "Ne yaparsan yap değişmeyecek" hissi bi virüs gibi giriyor insanın içine. Ben o virüsle savaşıp o radikal hamleyi yapmaya çalışırken Bartleby’ye bakıp bi an durdum.
Ne öfkelendim ne de acıdım ona; sadece o hareketsizliğin bi mezar olduğunu anladım. Bartleby bi uyarı levhasıymış benim için. Ben hâlâ birşeyler yiyorum, hâlâ "buradayım" diyorum. O levhaya bakıp, o eylemsizlik mezarına girmemeyi tercih ediyorum.
Kendi sesini arayanlar için Bartleby ağır bi ayna. Ben o aynayı cebime koyup, o bitmek bilmeyen bekleme halinden uzaklaşarak yürümeye devam ediyorum.
Katip BartlebyHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,5bin okunma
Herman Melville, Amerikalı yazardır.
Bir Amerikan edebiyat klasiği kabul edilen Moby Dick adlı ünlü romanın yazarıdır. Uzun yıllar boyunca unutulmuş bir yazar olarak kalmış; 1920'li yıllarda yeniden keşfedilip büyük bir yazar olarak kabul edilmiştir.
Yaşamı
1819'da New York'ta dünyaya geldi. Sekiz çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğudur. 1830'da iflas eden babası, iki yıl sonra hayatını kaybedince Herman Melville, çocuk yaşta çalışmaya başlamak zorunda kaldı. Bir yandan okuyup bir yandan çeşitli işlerde çalışarak geçen beş yıl boyunca tarih ve antropoloji kadar Shakespeare'in eserlerini okuyarak kendini geliştirdi.
On sekiz yaşında Liverpool'e giden bir gemide tayfa olarak iş buldu; aynı gemi ile tekrar New York'a döndü. Bu deneyim, ona ileride yazacağı romanlar için malzeme sağlayan seyahatlerden ilkidir.
Bir kaç yıl New York'ta özel ders vererek hayatını kazanmaya çalışan Melville, 1841'de Acushnet adlı bir balina gemisine denizci olarak kabul edildi ve Pasifik'te yeni bir seyahate başladı. On sekiz aylık bir yolculuğun sonunda gemidekilerin kötü tavrından yıldığı için bir arkadaşı ile birlikte Markiz Adaları'nda gemiden kaçtı. Yamyam olarak bilinen Typee yerlilerinin arasında bir ay kadar yaşadı. Adaya gelen bir Avustralya gemisi ile yeniden denizciliğe döndü ancak gemide çıkan isyana katılmakla suçlandığı için Tahiti civarında bir yerel hapishanede birkaç gün tutuklu kaldı. 1843 yazını Tahiti'de yerliler arasında geçirdi. İleride yazacağı Moby Dick adlı romanın düşünsel altyapısı bu sırada oluştu. Bir başka balina gemisi ile Hawaii'ye kadar gitti.
Otuzlu yaşlarında Boston'a döndükten sonra artık deniz seferlerine bir son vermişti; ailesinin teşviki ile kitaplarını yazmaya başladı. 'Tippee' ve 'Omoo' adlarını taşıyan ilk iki kitabı 1846'da yayınlandı. Bu kitapları, yerliler arasında geçen günlerine aitti. 1850 yılında yayınlanan 'White Jacket'ta ise bahriye erlerinin zorlu hayatını anlattı. İlk kitapları onu bir anda hem İngiltere hem Birleşik Devletler'de çok ünlü bir yazar haline getirdi. Bu dönemde eski bir aile dostunun kızı olan Elizabeth Knapp Shaw ile evlendi. Çift, dört çocuk sahibi oldu. 1850'de Massachusetts'te bir çiftlik evi satın alan Melville, çiftlik işleri ve yazı ile uğraşarak 13 yıl boyunca bu evde yaşadı. 'Arrowhead' adını verdiği ev, günümüzde müzedir.
Yazar, en büyük eseri Moby Dick'i 1851'de tamamladı. Başlangıçta, balina avcılığını anlatan bir serüven öyküsü olarak tasarladığı kitabı tamamlamak üzere iken Amerikalı yazar Nathaniel Hawthorne ile tanışıp arkadaş olmuştu. Hawthorne'un tavsiyesi ile kitabını simgesel anlamlarla yüklü bir romana çeviren Melville, eseri dostuna adadı. Ancak kitap yayınlandığında beklediği başarıyı yakalayamadı ve çok olumsuz eleştiriler aldı.
Yayımcısı Harper's bir sonraki romanını basmayı reddedince maddi sıkıntıya giren Melville 1866'da New York'ta gümrük müfettişi olarak çalışmaya başladı. Bu dönemde yazdığı 'Pierre' ve 'Piazza memories' gibi kitaplar ilgi görmedi. Son yıllarında düz yazıyı bırakarak kendini tamamen şiir yazmaya verdi; şiirlerini kendi parasıyla bastırdı.
1888 yılında emekli oldu ve en büyük eserlerinden biri sayılan 'Billy budd'ı yazdı; eseri bastırmaya fırsat bulamadan 28 Eylül 1891'de New York'taki evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Uzun yıllar boyunca unutulmuş bir yazar olarak kalan Melville, 1920'li yıllarda yeniden keşfedildi ve büyük bir yazar olarak kabul edildi. Eserleri Amerikan Kütüphanesi tarafından toplanıp basılan ilk yazar oldu.