Bilge Sancı

Bilge Sancı

DerleyenEditör
5.3/10
3 Kişi
·
4
Okunma
·
0
Beğeni
·
8
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
120 syf.
·1 günde
"Sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen insanın özgürlüğünü savunmak için çoğunluğun refahını kurban etmeyi reddeden bu feminizm, çoğunluğun ihtiyaç ve haklarını savunur: Yoksul ve işçi sınıfından kadınların, ırkçılığın kurbanı olmuş göçmen kadınların, queerlerin, trans bireylerin, engelli kadınların, sermaye onları sömürürken kendilerini "orta sınıf" olarak görmeye teşvik edilmiş kadınların ihtiyaç ve haklarını."

Kitabın 3. tezinde böyle söylüyor yazarlar. Feminizmi sadece kadına odaklı bir politik ideoloji olarak görmekten ziyade bütün ezilenlere odaklı bir hareket olarak konumlandırıyorlar.

Marx ve Engels'in birlikte yazdığı Komünist Manifesto okunurken nasıl heyecan veriyorsa, Fraser ve arkadaşlarının yazdığı bu feminist manifesto da bir o kadar heyecan katıyor insana okurken.

Manifesto toplamda 11 tez başlığından oluşuyor. Zorlu kuramsal okumalar yapanlar için su gibi akıp giden, heyecanla okunan, sizi elinizden tutup meydanlara, direnişe, her türlü sömürüyü protestoya çeken bir kitap.

Hele bir de kadınların sudan sebeplerle öldürüldüğü, işkence gördüğü, baskı uygulandığı bir ülkede böyle çeviri metinler okumak insana nefes aldırıyor. O yüzden çevirmenin emeğini de burada anmak gerek.

Azınlığın (%1) çıkarlarını reddeden, bunun yerine çoğunluğun (%99)haklarını, ihtiyaçlarını, sömürülen emeklerini savunan bir feminizme çağırıyor yazarlar bizi. Ki bu yazarlar sadece yazar değil aynı zamanda tanınmış aktivist.

Kitapta sadece eril düzenin bekçilerine değil, aynı zamanda kapitalist düzenle işbirliği içinde olan, özgürlüğü şirket CEO'su olmak olarak gören ve feminizmi çarpıtan liberal feminizme de yüklenilmiş. Bana kalırsa ülkemizdeki feminist kadın hareketlerinin en baş düşmanı aslında gericiler. Neo-liberal ticari feminizmin o kadar güçlü olduğunu sanmıyorum.

Gericiler en ufak bir kadın eylemini bile kutsalları devreye sokarak provoke edebilecek düzeyde bir kitleye sahip. Bu yüzden Türkiye'de kadın hareketinin baştaki hedefi patriyarkayı, homofobiyi ve cinsel baskı gibi gerici arkaizmleri devreye sokarak sistem karşıtı her hareketi bastırmaya çalışan gericiler olmalı.

Feminizm demek, kadına uygulanan şiddet içerikli bütün toplumsal ağların, kurumların, yapıların reddi demek. Peki bu şiddeti nasıl anlamalı? Feminizmin reddettiği şiddet evde kadına uygulanan koca dayağıyla mı sınırlı ya da boşanılmış bir eşin kafeden gündüz gözüne bıçaklanılmasından mı. Yazarlarımıza göre hayır.

"Toplumsal cinsiye şiddeti, yeniden üretim özgürlüğünü reddeden yasaların biyopolitik şiddetinden; piyasanın, bankaların, ev sahiplerinin ve tefecilerin ekonomik şiddetinden; polislerin, mahkemelerin ve gardiyanların devlet şiddetinden; sınırlarıdaki görevlilerin, göç rejimlerinin ve emperyal orduların ulus-aşırı şiddetinden; zihinlerimizi sömürgeleştiren, bedenlerimizi tahrif eden ve sesimizi kesen ana akım şiddetin simgesel şiddetinden; toplumlarımızı ve habitatlarımızı erozyona uğratan "yavaş" çevresel şiddetten bağımsız olarak düşünülemez." (F.B.M s,50)

Bu anlamda ülkemizde her kadın şiddetinde yaygın olarak dolaşıma sokulan "idam isteriz", "yasalar çıkarılsın" gibi tepkilerinde içi boş söylemler olduğunu görürüz. Çünkü yasalar, mahkemeler ve polis toplumsal cinsiyet şiddetini üreten kapitalist iktidar yapılarından bağımsız değildir.

Yazarlar sömürüsüz, yağmasız, talansız, şiddetin en aza indirgendiği daha yaşanılır bir dünyaya çağırıyorlar bizi. Böyle bir ütopyanın mücadelesinde bütün ezilenler farklılıkları yok saymaksızın birleşebilmeli ve evimizin içine kadar giren kapitalizmin daha sinsileşmiş biçimi olan neo-liberal kapitalizme karşı radikal ittifaklar kurabilmelidir.

"%99 için feminizm, durağanlaşmayı reddeden, kapitalizm karşıtı bir feminizmdir: Eşitlik sağlanana kadar hiçbir şekilde denkliklerden tatmin olmayacak, adalet tesis edilene kadar yasal haklarla yetinmeyecek ve bireysel özgürlükler herkes için özgürlük temelinde şekillenmediği sürece demokrasiden memnun olmayacak bir feminizm." (F.B.M s,118)

Eşitlik, özgürlük ve adalet.

Bir gün belki bir gün. Neden olmasın.

Okuduğum en güzel manifestoydu.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 4 okur okudu.
  • 10 okur okuyacak.