"Birce, sen benden hoşlanıyor musun?"
Beyin donmasının ne olduğu hakkında uzun uzun düşünmüştüm ya, çok basitmiş. Öylece kalıyorsunuz. Aklınız çalışmıyor. Mantıklı bir cümle kurabilmeyi bırakın, sesinizi bile bulamıyorsunuz. Karşınızdakine öylece bakakalıyorsunuz. Aradan dakikalar, saatler belki de yıllar geçebilir. Nereden bileceksiniz ki? Donmuşsunuz!
Tam da bu vaziyetteydim. Öylece Barış'a bakıyordum. Hakkını yemeyeyim, epey sabırlıydı.
"Ben..." güzel başlangıç "Sen... Dalga mı geçiyordun." Hah. Değilmiş.
"Hayır. Yanıldım mı? Öyleyse söyleyebilirsin."
"Yanılmadın," dedim aksi bir sesle. "Şimdi ne yapacaksın?"
Gülümsedi.
"Ben de senden hoşlandığıma göre ne yapacağımıza birlikte karar verebiliriz."
Yuh be...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yerel Yönetimler Özerklik Şartına Yani Federasyona Evet Diyeceğim Diyen CHP Genel Başkanı Kimdi?
Unuttunuz değil mi? Kim olduğunu!
Bugün Chp'nin başına Kayyum olarak atanan kimse oydu.
Bu amacını tek yetki ile birlikte Anayasa değişikliği yaparak vatanı ve ulusu bölecek federasyon Anayasası yapmak istiyorlar.
Kim istiyor?
1923 tarihinden bugüne Anadolu üzerinde ki planlarımıza engel oluyorlar diye tehdit eden Amerika'nın tüccar mesih başkanı ve bu soyguncu soykırımcı yayılmacı haçlı anlayışından meşruluk isteyenler.
Sarayda pişen yasalar mecliste ulus tuzağa Anayasal zemininden bölücülük ile sözde barış adı altında bir zoka olarak yutturmak istiyorlar.
Tek yetkiyi 15 Temmuz sonrası esir alan siyasi parti ne diyordu bu süreç sonrası Türkiye Cumhuriyeti devleti kalır mı? Umarım kalır diye de ekliyordu bebek katili teröristi allayıp pulladığı günlerde..Ha birde CHP genel başkanı Özgür Özel'i tehdit ediyordu bizim dediğimizi yapmazsan tüm siyasi partileri bitirecekler.
Sonra yüz yüze gelince de siyaseten böyle konuşuyoruz diye rol yaptığını itiraf ediyordu.
Türk karanlık sicili an be an tutuyordu.
Önlerinde art niyeti Türk ulusunu uyandırarak koydu tümü darmadağın oldu.
Çan holdingler kendilerini haçlı batının koynunda bizden çaldıkları kaçırarak buldular.
Buna bile göz göre göre göz yumdular.
Önder Karaçay
Senden hiç hoşlanmıyorum! Senden nefret ediyorum ve iğreniyorum! Anneme geri döneceğim, kesinlikle döneceğim!!
"Pekala, ben seni daha çok seviyorum," dedi. "Hadi, barış olsun. Bir daha asla senin isteğin dışında yapmayacağım. Hayatım üzerine yemin ederim!"
I don't like you at all! I hate and detest you! I'll go back to mother, I will!!
Well, I like you all the better,' he said. 'Come, let there be peace. I'll never do it again against your will. My life upon it now!"
Hititler Suriye'nin güneyindeki Kadeş'e kadar olan bölgeye hakimdi, ama Kadeş'in güneyine dokunamıyorlardı. Mısırlılar, Hititlerin daha fazla yayılmalarını engelliyordu. Kadeş'te M.Ö. 1274 yılında, Sinaranu'nun gemisini Girit'e göndermesinden yaklaşık on beş ila yirmi yıl önce Hititler ile Mısırlılar arasında büyük bir
savaş yaşandı. Bu savaş, hem antik çağın en büyük savaşlarından
biri olarak hem de antik dünyada düşmanını şaşkına çevirmek için tasarlanmış yanlış bilgilerin kasıtlı olarak kullanıldığı ilk örneklerden biri olarak yankı buluyor.
Kadeş Savaşı'nda bir tarafta Hitit İmparatorluğu'nu daha güneye, Kenan Krallığı'nın içlerine doğru genişletmeye çalışan Hattili II. Muvattali, diğer tarafta ise sınırı onlarca yıldır bulunduğu Kadeş'ten öteye ilerletmemeye kararlı olan Mısır Firavunu II. Ramses vardı. Hikayenin Hititlere göre olan versiyonunu hiç öğrenmiş olmasak da, savaşın ve sonuçlarının hemen hemen
her ayrıntısını biliyoruz, çünkü Mısır versiyonu Mısır'daki beş ayrı tapınakta iki ayrı şekilde kaydedildi: II. Ramses'in Krallar Vadisi yakınlarından ölüm tapınağı Ramesseum'da ve Karnak,
el-Uksur, Abidos ve Ebu Simbel'de. Savaşın temsil edildiği bir kabartma resim ile bağlantılı olarak bulunan kısa versiyon "Rapor" veya "Duyuru" olarak bilinir. Uzun versiyona ise "Şiir" veya
"Edebi Kayıt" adı verilir.
Savaşın son derece şiddetli olduğunu ve iki tarafın da belli noktalarda kazanmaya çok yaklaştığını biliyoruz. Kazananın olmadığını ve iki taraf arasındaki anlaşmazlığın daha sonra imzalanan bir barış anlaşmasıyla çözüldüğünü de biliyoruz.
Çarpışmanın en çarpıcı yanı, Hititler Mısırlıları gözetlemek için Mısır kayıtlarına göre Şasu Bedevisi olan iki adam gönderdikten sonra yaşandı. Hititler, bu adamları kasıtlı olarak hemen Mısır kuvvetleri tarafından