...
Acıklı yankılarını bu karışık sesin
duymayacak ne Tajo babanın kumları,
ne de ünlü Betis’in zeytinleri,
yaşayan kelimeleri arasında ölü bir dilin
dağılıp gidecek benim tüm acılarım,
yüksek uçurumlarda, dipsiz çukurlarda,
insan temasından yoksun, kimse duymadan,
ya karanlık vadilerde ya tenha kumsallarda,
ya güneşin hiç parlamadığı yerlerde,
ya Libya düzlüklerinde
vahşi hayvanların zehirli kalabalığı arasında,
madem senin rakipsiz gücünle yükseliyor
ıstırabımın kararsız ve boğuk yankıları
ıssız ve çorak çöllerde,
yayılsın o zaman uçsuz bucaksız dünyaya,
benim de bir ayrıcalığım olsun bu kadar
şu kısacık ömrümün bana verdiği.
Neden başkaları hiç beklenmedik bir şekilde mutluluğa ulaşırken, iyi insanlar mutsuz yaşamaya mahkûm ediliyorlar? Biliyorum küçüğüm, böyle düşünmenin yanlış ve günah olduğunu biliyorum ama dürüst konuşmak gerekirse daha doğmamış çocuğun kaderi bile iyi yazılmışken neden bazılarının da doğar doğmaz sokağa atıldığını merak ediyorum.