Nasıl oluyordu da insanlar diğer insanlara birer nesneymişçesine davranabiliyorlardı? İnsanlar yanı başlarında acı çeken biri için hissettikleri doğal şefkat duygusunu kaybedecekleri noktaya nasıl gelebiliyorlardı?
Thomas henüz dokuz yaşındayken binlerce Yahudi ile birlikte Auschwitz'e götürülmüştü. Orada, kaçmaya çalışırken yakalanmış bir arkadaşını asmaya zorlanan bir tutukluyu izlemek zorunda kalmıştı. SS muhafızı, tutukluya arkadaşının boynundan ilmiği geçirme emrini vermişti. Adam, elleri korku ve endişeyle çok fazla titrediği için emri yerine getirememişti. Arkadaşı ona dönmüş, ilmiği almış ve sıra dışı bir hareketle arkadaşının elini öpüp ilmiği kendi boynuna geçirmişti. SS muhafızı asılacak adamın üstünde durduğu sandalyeye kızgın bir şekilde tekmeyi vurmuştu.
Anlıyor musun? Muazzam bir şeydir insan! Tüm başlangıçlar ve sonlar ondadır ... Her şey insandadır; her şey insan içindir! Gerçek olan yalnızca insandır; geri kalan her şey onun ellerinde ya da beyninde oluşur! İn-san! Öyle görkemli, öyle mağrur bir tınlaması var ki bu sözcüğün! İn-san! Saygı duymalı insana! Acımamalı... küçültmemeli insanı acıma duygusuyla ... Saygı duymalı!
İnsana içelim Baron!
Sayfa 117 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Özgür yurttaş ile köle, patrisyen ile pleb, baron ile serf, lonca ustası ile kalfa; tek kelimeyle ezen ile ezilen sürekli karşı karşıya gelmişlerdir...