Batuhan Arslanoğlu

Batuhan Arslanoğlu
@barslanoglu23
Bilgi bir başkasına aktarılabilir ; Bilgelik ise hayır . . instagram.com/barslanoglu23
Oğuzlar
Cenabetten ve diğer hususlardan dolayı yıkanmazlar. Bilhassa kışın su ile hiç bir ilişkileri yoktur. Kadınları yerli ve yabancı erkeklerden kaçmazlar. Aynı şekilde, kadın, vicudunun hiçbir yerini insanlardan gizlemez. Bir gün bir adamın evine misafir olmuştuk. Adam ve karisiyle beraber oturuyorduk. Kadın bizimle konuşurken bir aralık gözümüzün önünde avret yerini (fercini) açıp kaşımaya başladı. Biz utancımızdan yüzlerimizi kapayıp «Estağfirullah! dedik. Kocası güldü. Tercümana, «Onlara söyle: Bu kadın onu sizin huzûrunuzda açıyor. Siz onu görüyor ve koruyorsunuz. Sizden ona hiçbir zarar gelmiyor. Bu hareket, kadının onu örtüp de başkalarına müsâade etmesinden daha iyidir.» dedi. Zina diye birşey bilmezler. Böyle bir suç işleyen birini ortaya çıkarırlarsa onu iki parçaya bölerler. Şöyle ki: Bu kimseyi iki ağacın dallarını bir yere yaklaştırarak bağlarlar. Sonra, bu dalları bırakırlar. Dalların eski durumuna gelmesi neticesi, o kimse iki parçaya bölünür.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kimaklar
Türk kabilelerinden biri de Kimäklardır. Bu boyun köyle-ri ve evleri yoktur. (s. 20) Bunlar bataklıklarda, koruluklarda, otlaklarda yaşarlar. Çok miktarda sığır ve koyun beslerler. Bu kabile deve beslemez. Zira, onların ülkesinde deve bir seneden fazla yaşamaz. Onların ülkesinde tuz da bulunmaz. Çoğu defa tâcirler onların ülkesine tuz götürür. Tuzun bir batmanını bir samur kürke değişirler. Kimåklar, yazın kısrak sütüyle, kışın ise güneşte kurutulmuş etle geçinirler. Onların ülkesine çok miktarda kar yağar. Çok defa kar bir mızrak boyuna çıkar. Kar bu şekilde fazla yağarsa Kimāklar hayvanlarını Oğuzların ülkesine doğru götürürler. Zira, Oğuzlarla onlar arasında sulh vardır. Kimâkların, kışın şiddetli soğuklarda oturdukları dehlizleri bulunur. Onlardan biri samur ve kâkum avlamaya çıkınca uzunluğu üç zira', genişliği bir karış, iki ağaç parçası alır. Bu ağaçların birer ucu geminin önü gibi kalkıktır. Bu ağaçları ayağına bağlar. Sonra, bu ağaçlara dayanarak karın üzerinde geminin suda gittiği gibi gider (kayaktan bahsediyor.).
Sayfa 101·Kitabı okudu
Tarih
Ebu Dülef, Türk ülkelerine ilerliyor
Tokuz-Oğuzlar kesilmiş ve kesilmemiş hayvan etini yerler. Pamuklu kumaştan ve keçeden mamül elbise giyerler. Belli başlı måbedleri yoktur. Onlar ata çok değer verirler. Çok iyi at yetiştirirler. Onların ülkesinde burnu kanayan bir kimse üzerine takıldığı zaman kanın akmasını dindiren bir çeşit taş vardır. Gök kuşağı (kavs-i kuzah) göründüğü zaman onlar şenlik yaparlar. İbadetlerini güneşin battığı tarafa yönelerek yaparlar. Büyük bir hükümdarları vardır. Bu hükümdarın altından bir köşk üzerine kurulmuş olan, yüz kişiyi alabilen ve on fersah öteden görünen bir çadırı vardır. Onların bayrakları siyahtır. Tokuz-Oğuzlar içinde yirmi gün büyük korku içinde gittikten sonra Kırgız denilen bir kabilenin ülkesine vardık. Kırgızlar darı, pirinç, deve hariç öküz, koyun, keçi v.s. hayvanların etini yerler. Deve etini yemezler. Mâbedleri ve yazı yazmak için kullandıkları alfabeleri vardır. Kendilerine has kanunları ve merasimleri de vardır. Lâmbaların içindeki madde bitip de kendi kendine sönmeden ışığını söndürmezler. İbådet ederken okudukları manzum duaları ve ilâhileri vardır. Onların ülkesinde az miktarda misk de bulunur. Senede üç defa bayram yaparlar. Bayrakları yeşildir. Güneye dönerek, ibâdet ederler.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Bir Mycogenlinin iktidarı ele geçirmeye kalkması kahkahalarla ezilecektir. Korkulmamak bir şey değil. İnsan nefret edilmekle bile yaşayabilir. Ama suratına gülünmesi... Bu ölümcüldür...
Sayfa 59·Kitabı okudu
İnsan ve İnanç
Kanla sağlanacak barış, savaştır...
Askeri ceza müşaviri soruyor : < Söyleyeceğin bir şey var mı davalı? > < Söylenecek bir şey.. davalı.. > diye kendi kendime söylediğimi duyuyorum, ° ° < Katil, katil olduğu için öldürülürken, davalı, katil olmak istemediği için öldürdülecek >
Sayfa 69·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce