Bir Nar Ağacı meselesi
10/10
·536 syf.·
2025 79. kitabı
Çok güzeldi .Kitaplar bazen gereksiz uzun geliyor gözüme ama sonlara doğru öyle şaşırtıyor ki 90 artı 5 ' te gol yemiş gibi oluyorsunuz .Şaşırayım mı ,ağlayayım mi, sevineyim mi duygu karmaşası hangi birine dayanayım . Öncelikle kitap buram buram anadolu kokuyor .Bu kısma bayıldim .Trabzon, Batum , iran , istanbul dört büyükler :) iki ayri hikayenin birlestirildiği ayri ayri anlatildigi kitaplar ilgi cekici oluyor artık böyle düşünüyorum .Bu sene gezdiğim yerlerin tekrar tekrar aklımda canlandirmam çok hoş oldu .Bana mi denk geliyor bu iki oldu :).Ülkesinden,memleketinden uzaktaki gurbetteki insanlari o kadar iyi anladim ki .Gürcistana gittigimizde oradaki bunaltici hava , yemekler, internetsizlik, bir ceşit kültürşoku yaşamiştim sanki . Sinir kapisindan gecerken türk polislerini görünce o kadar mutlu olmuştum ki anlatamam .Ülke olmanin bilinci de bu zaten .işin siyasi boyutuyla pek ilgilenmem pek sevmiyorum da acikcasi . Kitap caresizliği ,gurbeti , aşki , gelenekleri o kadar içten anlatmiş ki kitaptan etkilenmemek elde değil . Spoiler vermemeye calisiyorum .sofya karakterine bir parantez acmak istiyorum o nasil bir karakter öyle içimi cız ettin be kadin sen ve senin gibiler neden mutsuz :(
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2025 16. kitabı
KAHVALTI SOFRASI / DEFNE SUMAN "Hayat ilerledikçe yası tutulacak ne çok şey birikiyordu!" Ünlü ressam Şirin Saka'nın 100. yaş gününü kutlamak için ailesi Büyükada'daki evde toplanır. Saka'nın torunları Nur ve Fikret, Fikret'in kızı Selin, Nur'un eski sevgilisi ve gazeteci Burak Gökçe… Elbette evin emektarı, Şirin Hanım'ın sadık hizmetkarı ve çocukluk arkadaşı Sadık Usta da onlarla birliktedir. Kahvaltı sofrasında bir araya gelir herkes. Burak, hem aile dostu olması nedeniyle hem de bu özel günü gazetedeki sayfasına taşıyacağı bir röportaj yapmak için oradadır. Gerilimli bir sofra olur, kahvaltı sofrası... Bir süredir ailenin geçmişini, köklerini araştıran Fikret'in sorularıdır bu gerginliğin sebebi. Ardından Fikret ortadan kaybolur. Bu kayboluşun ardında uzun yıllardır saklanan büyük bir sır vardır ve bu sır ortaya çıkmadan ne Fikret ne de diğerleri huzur bulacaktır. Yazarla tanışma kitabım oldu, "Kahvaltı Sofrası" ve eminim son kitabı da olmayacak. Sayfalarda yorumlarını severek takip ettiğim değerli bir okurun tavsiyesi üzerine almıştım kitabı ve iyi ki okudum dedim bitirdiğimde. Aile sırları, saklanan/saklanmak zorunda kalınan kimlikler, bitmek bilmeyen bir aşk, dostluk gibi pek çok konunun ele alındığı kitapta her bölüm farklı bir anlatıcı ile sunulmuş bize. Sadık Usta, Nur, Burak ve Selin'in anlatımı ile geçmiş ve bugün kısacık bir zaman aralığında hayat buluyor. Ben severek okudum, eğer tanışmadığınız bir kalemse sizlerde şans verin mutlaka derim. Kitapta geçen şarkıları dinledim elbette okurken. Richard Clayderman / Let it Be, Alanis Morisette / İronic, Albinoni Adagio not aldıklarım. Ayrıca bir şiirden de bahsediliyor ki yazmadan geçemeyeceğim. SARIL BANA Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ Sevgiler bekliyor sürekli senden. İnsanın bir yanı nedense hep
1000Kitap
Kahvaltı SofrasıDefne Suman · Doğan Kitap · 2018550 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2025 72. kitabı
KAHVALTI SOFRASI DEFNE SUMAN 360 SAYFA Hayat ilerledikçe yası tutulacak ne çok şey birikiyordu! Ünlü ressam Şirin Saka'nın 100. yaş gününü kutlamak için ailesi Büyükada'daki evde toplanır. Saka'nın torunları Nur ve Fikret, Fikret'in kızı Selin, Nur'un eski sevgilisi ve gazeteci Burak Gökçe. Elbette evin emektarı, Şirin hanımın sadık hizmetkarı ve çocukluk arkadaşı Sadık Usta'da onlarla birliktedir. Kahvaltı sofrasında biraraya gelir herkes. Burak; hem aile dostu olması nedeniyle hemde bu özel günü gazetedeki sayfasına taşıyacağı bir röportaj yapmak için oradadır. Gerilimli bir sofra olur kahvaltı sofrası. Bir süredir ailenin geçmişini, köklerini araştıran Fikret'in sorularıdır bu gerginliğin sebebi. Ardından Fikret ortadan kaybolur. Bu kayboluşun ardında uzun yıllardır saklanan büyük bir sır vardır ve bu sır ortaya çıkmadan ne Fikret ne de diğerleri huzur bulacaktır. Yazarla tanışma kitabım oldu Kahvaltı Sofrası ve eminim son kitabı da olmayacak. Sayfalarda yorumlarını severek takip ettiğim değerli bir okurun tavsiyesi üzerine almıştım kitabı ve iyi ki okudum dedim bitirdiğimde. Aile sırları, saklanan/saklanmak zorunda kalınan kimlikler, bitmek bilmeyen bir aşk, dostluk gibi pek çok konunun ele alındığı kitapta her bölüm farklı bir anlatıcı ile sunulmuş bize. Sadık Usta, Nur, Burak ve Selin'in anlatımı ile geçmiş ve bugün kısacık bir zaman aralığında hayat buluyor. Ben severek okudum, eğer tanışmadığınız bir kalemse sizlerde şans verin mutlaka derim. Kitapta geçen şarkıları dinledim elbette okurken. Richard Clayderman/Let it Be, Alanis Morisette/İronic, Albinoni adagio not aldıklarım. Ayrıca bir şiirden de bahsediliyor ki yazmadan geçemeyeceğim. SARIL BANA Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ Sevgiler bekliyor sürekli senden. İnsanın bir yanı nedense hep
Kahvaltı SofrasıDefne Suman · Doğan Kitap · 2018550 okunma
Puan vermedi·720 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 09:40
Selamlar, tam olarak 6 gündür elimde süründürüyorum seni hatta sabahlara kadar gözlerimi kanatırcasına okuyorum yine de 720 sayfasın ve küçük puntolusun diye bitmiyorsun .. Hakkını vermek gerek normal basım olsaydın 1.000 sayfayı da geçerdin eminim.. Şimdi öncelik bu bir tanıtım değil, övme postu hiç değil (gereksiz yere övmem ki zaten)az biraz konusundan bahsedecek sonrada kendimce eleştirimi yapacağım. Çok seveni varsa ve şu an bu yorumu okuyorsa sessizce çekilebilir.. Helin Aktan Koza tarafında 17 yaşında ekibe alınmış eğitilmiş üyelerden sadece birisi.. Ekip kim? Ne iş yaparlar detaylar hakkında hiç bir şey yakalayamadım.. Onun yeni görevi Sokak Nöbetçilerinin arasına ajan olarak sızmak ve ekibin elinde tutsak olduğunu düşündükleri Koza’yı bulmak? Helin, Koza ile de hiç karşılamamış bu arada.. Neyse Sokak nöbetçileri çocuklukları travmalarla dolu 5 kişi. Ekibin lideri ve beyni olan Yankı, sessiz ama bacaklarıyla hız katan Lal, gücü ve saflığı ile her zaman koruyucu Bartu. Ve grubun en renkli iki üyesi ikizler; Işık ve Mutlu! Sokak Nöbetçilerini bir araya getiren Önder Sarca’nın sırrı ise: O, diğerlerinin aksine bu ekibi bir aile olarak yetiştirmişti ve ailenin içerisine dışarıdan birisimim girebilmesi o kadar kolay değildi… Bu macera da Helin’i gerçekler, travmalar, ihanetler, aşk da bekliyordu tabi.. Şimdi gelelim kitap hakkındaki genel fikirlerime.. Edebi metin adına hiçbir şey yok. Net. Olayların akışı öyle bir ilerliyor ki bir gün görevde kolundan vurulan Helin, ertesi gün kalbinden vurulabiliyor (zehir ile?) ve yine ertesi gün lunaparka gidiyorlar.. Benim bu akışta zaman kavramım yok oldu resmen. Süper süper güçlü kızımız daha iyileşmesi tamamlanmadan kendi ekibi tarafından dövülüyor! What dedin gülüm? Tamam! Fantastik bir evrende tüm bunlar gerçekleşse her
Sokak NöbetçileriAslı Arslan · İndigo Kitap · 202116bin okunma
Ve Karşınızda Halit Kıvanç!
Puan vermedi·350 syf.·
2025 426. kitabı
Alt başlık: Bir Koltukta Çok Karpuz Merhabalardan bir demet sayın okuyucular. ≈) Bugün sizlere yapabildiğim kadarıyla ilklerin ismi Halit Kıvanç'ı anlatacağım. Hoş geldiniz. -Biraz uzun... Çayınızı kahvenizi hazır edin isterseniz. ≈)- Nereden başlasam bilemiyorum, alt başlıkta da dediğim gibi bir koltukta çok karpuz... -kitabı buraya sığdırmam gerekir≈)- Öncelikle soyadından başlayalım. “İlkokul başları falan. Biliyor musunuz, bu so­yadı işini okuma yazma bilmeyen annemle, ben küçücük ço­cuk ... Evet ailede o kadar ağabeyler varken biz gittik, ailenin bütün nüfus muamelelerini yaptırttık. Sıra geldi soyadına. "So­yadı ne" dediler. Listeler var oralarda. "Biz bunu evde bir ko­nuşalım" dedik. Kemal ağabeyim "Ben çok güzel bir soyadı buldum" dedi, "Tarkan". Tarkan hiç fena soyadı değil. O za­ manlar daha bugünkü Tarkan'ın annesi babası bile doğma­mıştı herhalde...Tarkan soyadı denince bir gün, iki gün dü­ şünüldü. Babam benimsemedi. - Aile meclisinde konuşuluyor bunlar öyle mi? - Onlar konuşuyorlar, biz duyuyoruz. Gazetede bir yazı okumuş Kemal ağabeyim. "Soyadı için teklifler" konulu bir yazı. Orada "Kıvanç" da var. Parantez içinde de "İlk defa Ata­türk tarafından kullanılmıştır bu deyim" yazıyor. Kemal ağa­beyim "Kıvanç" diyor. "Bakın nasıl söylenişi" filan... Gittik, aldık Kıvanç soyadını. -Göbek adıda Mecit imiş. Nüfusta kayıtlı...- İlk Sunuculuğu - İşte bu çok enteresandır. Bakın ben bebekken bile kunda­ğımın yanında gazete vardı. Yani bebekliğimden itibaren ga­zete gördüm ben ve okumaya çok küçük yaşlarda gazete ile başladım... ... – Kendiliğinizden mi okumuşsunuz, yoksa "Oku da oğlum bir göster amcana" gibi mi? - Hayır, hayır değil. Annem "Oğlum gazete bile okuyor de­yince, ben de başlamışım okumaya. Yani bu, benim ilk sunu­culuğum. Kendimi sunmuşum. (İlkokula
Bir Koltukta Kaç KarpuzAydın Engin · İş Bankası Kültür Yayınları · 200310 okunma
Devr-i Mahzuni
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 151. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2024 17:57
Bu Dünyadan Bir Mahzuni Geçti... Aşık Mahzuni Şerif Benim hayatımda çok özel bir yeri olan Halk ozanlarımızın en başında gelir. Çocukluk yıllarımdan itibaren plaklarını kasetlerini dinleyerek ben ve benim kuşağımda ki, insanlar Mahzuni Şerif Türküleriyle büyüdü. Bizler Mahzuni Babadan Aşkı, sevdayı, Hasreti, Gurbeti, İnsan olmanın erdemini, Haksızlığa isyan etmeyi her daim Mazlumdan yana olmayı ondan onun ezgilerinden öğrendik. Bir Samimi dostum Öğretmen büyüğüm Doğan Özcan abiyim onun için bir tabirde bulunmuştu, demişti ki, "Mahzuni Şerif başlı başına bir üniversitedir." Sevgiliye özlemde, Oy göresim geldi seni Perçenek Dumanlı dumanlı oy bizim eller Aktı gözüm yaşı oldu bir çanak Dumanlı dumanlı oy bizim eller Oturup ağlasam delidir derler Yine yârinden ayrılıp giderken, İşte gidiyorum çeşmi siyahım Önümüze dağlar sıralansa da Sermayem derdimdir servetim ahım Karardıkça bahtım karalansa da Haydi dolaşalım yüce dağlarda Dost beni bıraktı ah ile zarda Ölmek istiyorum viran bağlarda Ayağıma cennet cennet kiralansa da
Biyografi-Edebiyat
Devr-i MahzuniAli Öztunç · Doğan Kitap · 201765 okunma