Sadece seninle konuşmak istiyorum.
İlk defa her şeyi sana söyleyeceğim. Bütün
hayatımı bilmelisin, her zaman senin olan
ama senin asla bilmediğin hayatımı... Fakat sırrımı ben öldüğümde, artık bana cevap vermek zorunda olmadığında, uzuvlarımı ateşle sarsmakta olan şey gerçekten nihayete erdiğinde öğrenmelisin. Eğer yaşamaya devam etmek zorunda kalırsam, bu mektubu yırtacağım ve her zaman sustuğum gibi susmaya devam edeceğim. Mektup ellerindeyse şayet, artık ölmüş olan bir kadının sana, ilk dakikasından son nefesine kadar hayatını anlattığını bil. Sözlerim seni korkutmasın; ölü bir kadın artık hiçbir şey istemez, ne aşk ne merhamet ne de teselli. Senden sadece bir tek şey istiyorum: Burada sana sığınmakta olan acımın söylemiş olduğu her şeye inanman. Söylediğim her şeye inan, senden sadece bunu istiyorum. Hiç kimse biricik yavrusunun ölüm saatinde yalan söylemez
Gideceğim buralardan, çok uzaklara gideceğim, gideceğim ya, uyuyamıyorum işte. Pencereden şehrin karanlığına bakıyorum. Kulağımda cızırdayan bir radyo. Göğsüme basılmış gibi birazdan ağzımdan fırlayacak sanki ciğerim. Yalnızlık değil bu, hayır hiç değil. Her hissin başka bir adı olmalı. Dünyanın bu kadar kuvvetli ve vahşi, benimse bu kadar küçük ve savunmasız olmamın bir adı olmalı. Bacaklarım bir karıncanınki gibi incecik. Bir sivrisinek vızıltısına benziyor belki de sesim. Küçük yeşil bir yaratık, çirkin, değersiz! Dünyadaki yerim bu.