“Kadınlar ölmüyor, yalnızca acının şeklini değiştirerek yaşamaya devam ediyorlar. Erkekler kaçarken kadınlar kalıyor, toprak gibi. Bir avuç kan, bir yudum süt.”
“20. yy’da Çin’in çalkantılı tarihinin bir ailenin yaşamı üzerinden anlatıldığı bir kitap. Kitap çok uzun ve bir çok tarihi olaya tanıklık ettiğinden zorlayıcı bir kitaptı ama asla akıcı değildi diyemem. Karakter açısından oldukça kalabalık olması da zorlaştıran unsurlardan biriydi. Anlatıcının saplantılı hali bana kadın bedeninin, erkeğin gözünde hem besleyici hem de arzu nesnesi olarak görüldüğünü, bu çelişkinin ise erkeği ömrü boyunca takip ettiğini, yaşamında bir çok önemli noktada bu çelişkinin psikolojikmen yarattığı karmaşa nedeniyle işlerin sarpa sardığı ve birçok hatalı davranışın sebebi olarak görülebileceği yorumunu yaptırdı.”
“Sovyet Dönemi Gürcistan’ında geçen ve mizahi yönü ağır basan bir kitap. Yüzümde hep bir gülümsemeyle okudum. Bir nefes almak isterseniz bu kitabı okumalısınız.”