Bir şaka söylenemeyeni söyler, gerilimi azaltır. İyi bir şaka ise sadece gerilimi azaltmakla kalmaz, irade ve arzuyu özgürleştirir, durumu değiştirir. Aşina olan aşinalığını, sıradan olan sıradanlığını, gerçek olan gerçekliğini kaybeder. Şaka, kabul edilmiş bir kalıbın aslında o kadar da gerekli olmayabileceğini bize hatırlatır. Şakanın anti-törensel doğası bize sosyal törenlerin keyfiliğini, içinde bulunduğumuz durumu degistirebileceğimizi ve hatta mizahın toplumsal eleştiri haline gelebileceğini duyumsatır.
İnsan bir yolcudur. Sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.
Her iki hayatın levazımatı, Mâlikü'l-mülk tarafından verilmiştir. Fakat o levazımatı, cehlinden dolayı tamamen bu hayat-ı fâniyeye sarf ediyor. Halbuki o levazımattan lâekall onda biri dünyevî hayata, dokuzu hayat-ı bâkiyeye sarf etmek gerektir.
İnsan demek ümsiyet sahibi olabilen, ünsiyet kurabilen demek. Tıpkı seninle benim kurduğum ünsiyet gibi, birçok ünsiyetin ürünüdür insan. İnsan yerle gök arasındadır, ne tam olarak yere, ne tam olarak göğe aittir. İnsan akılla şehvet arasındadır, bu ikisinden birinin alanında kalanı artık insan diye adlandıramayız.