Edebi ruhum olmadığını biliyorum ama bu benim için de fazla. Şairlerin böylesi absürt dizeleri sanat diye okuyucuya sunması üzücü. Elbette başka şiir kitaplarını da okuyacağım, umuyorum aralarındaki en kötü eseri seçmişimdir.
Kitabın arkasında şöyle bir söz var: “Bu tuhaf bir atılımla size ulaşan betik, dingin bir günbatımı kızıllığında
ve insansız bir yerde okunmalıdır.
Elinize geçtiğinde bu ortamın
koşulları bütünlenmemişse beklenmeli:
betik, geçen anlar süresince ve dilenen alanın yaratımı sürecinde farklanmayacak, hep aynı kalacaktır.
Kuşku duyulmasın hiç!”
Sanırım bunu yapmadığım için, ya da arkasını çevirip okumayı unuttuğum için bu lezzete ulaşamadım. Kendi adıma üzüldüm..
Kitabın ilk 30 sayfası sonraki sayfalarından daha karmaşık. Yazarın travmalarının ürünü bir kadın düşmanlığı var, bunu kabullenerek okumak lazım. Yer yer günümüzü de çok yansıtan (geçerliliği devam eden) çok fazla ifadeye denk geldim. Bu yine de bu adamı sevimli kılmıyor gözümde.
Didem Madak’a dair çok fazla güzel ifadeye denk gelmişimdir ve kitaplarını okumak istemişimdir. Bu düşünce ile almış ve okumuş bulunmaktayım. Sanırım sanatçının hayatı beni şiirlerinden çok çok daha etkiledi. Ya da benim de gerçekten bi Didem Madak’ı Anlamak panellerine katılmam gerek. Benim tarzıma çok uygun düşmedi. Sanatçıyı rahmetle anıyorum.
Kemal Sayar benim çok geç keşfettiğim bir yazar, bunu daha önce de muhakkak söylemişimdir. Hayatımıza, yaşantımıza gerçekçi bir yaklaşımda bulunan bir psikolog yazardır. Ekstra kendimi bundan yakın hissettim. Kitap güzel ancak diğer eserlerindeki yazılarının sentezi gibi olmuş, okuduğum bölümleri tekrar tekrar okudum, yani başka eserde okuduklarım için diyorum. Bu sebeple arada kaldım. Şayet ilk kitabınız bu olursa böyle bir sorun yaşamazsınız