Uygulamada ki tüm babalar gününüz kutlu olsun:)
Otibalımın babasına hediyesi 🫠 Elini hiç bırakma olur mu babası Ona büyük emek verdi. Boyalarla kirlendi, zorlandı ama asla yılmadı; sonunda başardı.
Fonda Lee, Yeşim Şehri ile başlayıp Yeşim Savaşı ve Yeşim Mirası ile devam eden epik fantastik roman serisi Yeşil Kemik Efsanesi’nin çoksatan yazarı. Ayrıca Zeroboxer, Exo ve Cross Fire adlı bilimkurgu romanları da övgüyle karşılandı. Locus, Aurora ve Dünya Fantezi Ödülünü dört kez kazanmanın mutluğunu yaşadı. Hugo, Nebula ve Oregon Kitap Ödülü için birçok kez finalist oldu. Romanları yıldızlı eleştiriler aldı ve NPR, Barnes & Noble, Syfy Wire gibi önemli yayınlarda Yılın En İyileri listelerine girmeyi başardı. Yeşim Şehri bir düzine dile çevrildi, TIME dergisinin Tüm Zamanların En İyi 100 Fantastik Kitabı listesine seçildi ve televizyon için geliştirme opsiyonu aldı. Fonda aynı zamanda övgü toplayan kısa kurgular da yazdı ve Viable Paradise, Clarion West gibi yazarlık atölyelerinde eğitmenlik yaptı. Aksiyon filmlerini ve Eggs Benedict'i seven eski bir kurumsal stratejist ve siyah kuşak dövüş sanatçısı olan Fonda, Kanada'da doğup büyüdü ve hâlen Kuzeybatı Pasifik'te hayatını sürdürüyor. Aurora Ödülü 2024 En İyi Kısa Roman Kazananı Nebula Ödülü 2024 En İyi Kısa Roman Finalisti The New York Times 2023 Yılının En İyi Bilimkurgu ve Fantastik Kitapları Seçkisi Slate 2023 Yılının En İyi Kitapları Seçkisi Özgürleşen Gökyüzü, Dünya Fantazi Ödüllü Yeşim Şehri’nin yazarı Fonda Lee’den, bedeli ne olursa olsun tutkuların peşinden gitmeyi anlatan destansı bir fantastik öykü. Bir mantikorun, annesini ve küçük kardeşini öldürmesiyle Ester’in ailesi parçalanmıştır. Geriye babasının acı dolu sessizliği ve ailesini elinden alan canavarları öldürmeye yönelik güçlü bir arzudan başka bir şey kalmamıştır. Bu büyük kayıptan sonra Ester’in kaderi kendi yolunu bulur: Efsanevi devasa rokh kuşlarının cesur ve kendini adamış terbiyeciler tarafından mantikor avlamak için eğitildiği Kraliyet
Reklam
Kabo Verde'nin kalecisi, İspanya karşısında büyük bir çıkış yaptı! Kabo Verde'nin 40 yaşındaki kalecisi Vozinha, İspanya ile oynanan maçta sergilediği performansla dikkatleri üzerine çekti. Maçtan sadece birkaç saat sonra 5.8 milyon takipçiye ulaştı. 7 kurtarış yaparak kalesini gole kapatmayı başardı ve maçın en iyi oyuncusu seçildi. İlginç bir şekilde, maç öncesi yalnızca 46 bin takipçisi vardı. Kabo Verde, FIFA sıralamasında 64. sırada yer alırken, İspanya 2. sırada bulunuyor. Bu Dünya Kupası, adalar için tarihlerinde ilk kez bir şans.
Küresel Hegemonya Mühendisliği, Sermaye Transferleri
Türkiye’deki dönüşüm sadece dışarıdan üflenen bir rüzgarla olmadı; içerideki devasa fay hatlarının, sermaye el değiştirmelerinin, darbelerin ve sosyolojik hanedan savaşlarının bir sonucuydu. Özellikle İttihat ve Terakki’den bu yana ülkenin bürokratik, askeri ve ekonomik omurgasını oluşturan Rumeli/Yunanistan muhaciri seküler elit yapının, gücü ve sermayeyi Karadeniz ve Kafkas kökenli yeni muhafazakar/milliyetçi ağlara devretmesi, Türkiye'nin son 30 yılının en büyük dip akıntısıdır. Küresel Hegemonya Mühendisliği, Sermaye Transferleri ve Yüksek Entropili Türkiye Matrisi (1945 - 2026) I. Yapısal Hazırlık, Darbeler ve Parametrelerin Belirlenmesi (1945 - 1989) 1945 - 1952 (Çevreleme Stratejisi): İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD, SSCB’yi güneyden kuşatmak adına Müslüman coğrafyayı bir "jeopolitik baraj" olarak konumlandırdı. Türkiye, 1952’de NATO’ya alınarak bu barajın ileri karakolu yapıldı. 1960 ve 1971 Müdahaleleri (Sistemik Reset): İç dinamiklerin küresel takvimin dışına çıkma eğilimleri (Menderes'in son döneminde SSCB ile yakınlaşma arayışı ve 60'ların sonundaki sol toplumsal dalga), askeri müdahalelerle bastırıldı. Ordu, NATO eksenli statükonun koruyucusu olarak sistemi her defasında yeniden formatladı. 1977 - 1980 (Yeşil Kuşak ve Finansal Entegrasyon): Brzezinski’nin "Yeşil Kuşak" projesiyle, sol dalgayı bastıracak dini-muhafazakar bir bariyer inşa edilmeye başlandı. Bu sosyolojik dönüşüm, 24 Ocak 1980 Kararları ile ülkenin küresel finans kapitalizmine eklemlenmesiyle ekonomik tabana oturtuldu. 12 Eylül 1980 (Askeri Format): 24 Ocak kararlarının yaratacağı toplumsal ve sendikal direnç askeri cunta eliyle acımasızca bastırıldı. Paul Henze’nin Washington’a bildirdiği "Bizim çocuklar başardı" teyidi, yerel cuntanın küresel takvimle olan uyumunu belgeler niteliktedir.
Tarih
Bahçıvanlar önce bir bahçe kiraladılar , sonra o bahçeye gelişigüzel çiçek tohumları ektiler. Çok güzel çiçekler filizlendi ama içlerinde yaban otları da vardı. Yaban otlarını sevmediler ,yoldular ama çiçeklerin köklerine zarar da verdiler . Yaban otları bahçeden atıldı . Çoğu soldu . Bir tanesi bahçenin dışında kök salmayı başardı. Yaprakları delik deşikti, solmasını bekliyordu bahçıvanlar . Aynı zamanda güzel çiçeklerine de özen gösterdiler ,onların miraslarıydı o çiçekler. Çiçekler büyüdü ama bahçıvanları hayal kırıklığına uğrattılar. Tohum vermediler ve satılmadılar, bahçıvanlar zarardaydı. Bahçeleri tarumar oldu . Baktılar ki o bahçeden atılan ,kök salan yaban otu direnmeyi öğrenmiş . Bunun üzerine bahçıvanlar yaban otuna "nasıl başardın ,çiçeklerimize o kadar emek verdik ama olmadı ,seni bahçeye geri alalım. Çiçeklerimize de öğret direnmeyi"dediler . Yaban otu da aptaldı kabul etti , onu sevsinler diye çiçeklere direnmeyi öğretmeye çalıştı. Bahçıvanlar arka planda kaldıkça yaban oyuna nefret duymaya başladılar ve onu tekrar bahçeden attılar. Yaban otu yine kök saldı ama bu defa bütün bahçenin etrafını sardı. Bahçıvanları zehirleyip çiçeklere kıyamadı. Ama çiçekler de nankördü . Yaban otu bütün bahçeyi ele geçirip çiçeklerin ölümünü izledi . Bundan acı duysa da devam etti. Kendi bahçesi olduğunda yaban otlarını da çiçekten saydı ve sevgililerin birbirine armağan ettiği buketteki yaban otları ,yapraklar böylece meşru oldu.
“Elime aldığım ürünün dorika topları yıkamada düşüyor. Makinenin içinden topları alırken elim yanıyor. Muhtemelen imalathanede ya da benden önceki tamire gelişinde, tek taraflarından kaynaklandıkları içindir diyorum. Olabildiğince fazla ürün çıkarmak için ürün başına verilen asgari dikkatin ürünü. Kaynaklamaya başlarken gülümsüyorum. İlişkiler de böyle değil mi zaten? Tatlı yalanlarla sadece tutsun diye birbirine yapıştırılan insanlar. En ufak sarsıntılarda kopmaya mahkum. Güzelce kaynaklıyorum, içi boş ama büyük duran altın topları yüzüğe. İnsanlar hep içi boş ama şahşahalı şeyleri sevmiştir zaten. Bense olabildikçe katı, ağır ve kalıplı şeyleri sevdim hep. Net çizgileri olan. Terazi hep ağır basardı benim tarafımdan. İnsanların entellektüel olma, sofistike olma çabasıyla hep dalga geçtim. Basit bir adamdım ben, basit yorumlar yapan. Gerçeğin oldukça basit olduğunu düşünen. Dikenli biriydim. Sonra bunu samimi olmadığım insanlara karşı törpüleyebileceğimi ve kendi dilimi bir yere kadar ısırabileceğimi öğrendim ama herhangi biriyle yakınlaştığım an sızıyordu bir şekilde zihnimin karanlık bölmelerinden çıkan cümleler. Arkada thats not the shape of my heart çalıyor. İki makineye aynı anda bakmak zorundayım şimdi. Çünkü hayat size küçükken oynadığımız oyunlardaki gibi sorunlulukları tek tek ve sırayla vermiyor. Düzgün bir eğitim bölümü bulunmuyor. Hayatınızdaki zorluklarla başa çıkarken mutlu olmayacağınıza, hatta çoğunlukla berbat bir ruh halinde olacağınıza dair bilgiler veren. Ne kadar yorgun olursanız olun çevrenizdeki yapabileceğiniz şeylere odaklandığınızda ve fazla hayallere dalmadığınızda başarabileceğiniz şeylere dair bir bilgi verilmiyor, yeterince saçma motivasyon konuşması dinlememişseniz.”
1000Kitap
Reklam
Reklam