Hayatın en derin sırlarından biri şudur;İnsanları gerçekten tanıyanlar, kendilerini herkese anlatma ihtiyacı duymazlar.
Gençlik yıllarında çoğumuz düşüncelerimizi, planlarımızı ve hayallerimizi paylaşırız. Anlaşılmak ve onay görmek isteriz. Ancak zamanla fark ederiz ki herkes duyduğunu aynı niyetle dinlemez, herkes gördüğünü aynı gözle değerlendirmez.
Bu yüzden bilge insanlar sessizleşir.
Sessizlik korkudan değil, farkındalıktan doğar. Çünkü insan doğasını anlamaya başladıklarında enerjilerini nereye harcayacaklarını da öğrenirler. Her hedef açıklanmak zorunda değildir, her başarı paylaşılmak zorunda değildir.
Gerçek güç, sessizce büyüyebilmektir.
Nasıl ki bir ağacın kökleri toprağın altında görünmeden güçleniyorsa, insan da karakterini ve hedeflerini gözlerden uzak olgunlaştırdığında daha sağlam bir duruş kazanır. Hayatı gizli yaşamak insanlardan kaçmak değil, neyi paylaşacağını ve neyi kalbinde saklayacağını bilmektir.
Çünkü herkes hayatına misafir olabilir ama herkes ruhuna erişmemelidir.
Hayatı gizli yaşayanlar kaybolmuş insanlar değil, insan doğasını çözmüş, enerjisini korumayı öğrenmiş ve içsel gücünü dış dünyanın gürültüsüne teslim etmemiş bilgelerdir.