"Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur. Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar bilimin çağdaş medeniyete sağladığı esas ve şekillere, dünya ihtiyaçlarına göre yapılır ve uygulanır. Din anlayışı vicdani olduğundan, Cumhuriyet, din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş ilerlemesinde başlıca başarı etkeni görür."
Kendimizi yalnızca gelişmemizi sağlayacak psikolojik alan ile
sınırlı tutarsak, bu diğer gerçeklikleri kabullenme fırsatını kaçırırız.
Yavaşlama, gerileme ve başarısız olma eylemlerini hayatımıza davet etmek; bazen rahatsız edici olsalar da dostane bir şekilde bize eşlik etmelerine izin vermek, insan olmanın gerçek anlamını düşünmemize yardımcı olur. Dahası, gelişmenin ve devamlı daha fazlasını, büyüğünü ve iyisini aramanın sorunlarımızı sandığımız gibi çözmeyeceğini net bir şekilde görmemizi sağlar.
İnsanüstü bir dayanıklılığa sahip olsak bile, çoğu zaman başarısızlıktan öğrenilebilecek fazla bir şeyin olmadığını kendimize hatırlatmak akıllıca olur. Ne yaptığımızı bilsek de; dikkatimizi yitirmiş, uykusuz kalmış, kendimizden daha nitelikli ve ayrıcalıklı birine denk gelmiş olabiliriz. Hayat böyledir. Terslikler geliyorum demez.
Geldikleri zaman da, "gelişim her şeydir" psikolojisi ciddi ölçüde ters tepki yapar; çünkü, şefkatli bir öz-değerlendirme sağlamak ye-rine, bizi amansız bir kendini geliştirme kafesine hapsederek -o be-lirsiz- "gelişim" in peşinde koşarak daha da zorlamaya teşvik eder ve nihayetinde kusursuz olma ihtiyacının tutsağı haline getirir.
Açık bir dille belirtmek gerekirse, gelişim mantalitesi başarısızlığı kutluyormuş gibi görünse de, aslında bunun tam tersini yapar.
"Gelişim her şeydir"ekonomisinin temel psikolojisi, gelişimin üstüne gelişim yıktıktan sonra, bunun üzerine mükemmeliyetçilği istifler.