‘’…Donğho…
Sen öldükten sonra cenaze töreni yapamam, benim hayatım cenaze töreni oldu.’’
18 Mayıs 1980 tarihinde Kore’de askeri darbeyle iktidarın ele geçiriliyor, halkın ayaklanıp temel haklarını talep etmesi üzerine askeri kuvvetler bu eylemleri bastırmak adına silahsız eylemcilere çeşitli işkenceler uyguluyor. Tarihte Gwangju Ayaklanması olarak geçen bu olay arkasında sayısı belirlenmemiş yüzlerce ölü ve nesiller boyu aktarılan bir travma bırakıyor. Kısa bir özetle, Türkiye’nin yakın geçmişinde yaşanan olaylarla paralel şeyler yaşanıyor.
Yazar bu olaylardan yola çıkarak, arkadaşını bulmak için cenazelerin toplandığı alandakilere yardım eden henüz bir ortaokul öğrencisi olan Donğho isimli bir çocuğun hikayesini yedi kısımda anlatıyor. Her bir bölümdeki anlatıcıların Donğho’yla bağlantısı var. Kitap bu yüzden ilk bölümle çok bağlantı ve paralellik içeriyor.
Konuyu az çok bu şekilde özet geçebilirim, ayrıca arka kapak yazısı gerçekten çok iyi hazırlanmıştı ve çeviri çok etkileyiciydi.
Kitap beni tahmin edebileceğim çok daha fazla etkiledi. Han Kang’ın şuana kadar dilimize çevrilen üç kitabından ikisini okumuştum. Çocuk Geliyor’a başlarken beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyordum ama açıkçası duygusal olarak bu kadar etkilenebileceğimi düşünmemiştim.
Her hikayedeki anlatıcının mücadeleye devam etmeye çalışmanın sorumluluğunu ve getirdiği acıyı onlarla paylaştım, hayatta kalan oldukları için ölenlerden daha az mı acı çektim diye kendilerini sorgulamalarını kalbimde hissettim.
Özellikle Donğho’nun annesinin ve onunla beraber Ticaret Odasında cenazelerin toplanmasına yardım eden Insuk’un bölümlerinde çok ağladım. Tiyatro sahnesi o kadar etkileyiciydi ki bir süre boyunca aklımdan çıkaramayacağıma eminim.
İlk ve son bölümlerde bahsi geçen ‘mum yakmak’ imgesinin bu