öykü beste

Death was, of course, the most ordinary thing that could happen, at some level I knew that. Still, I had stood there waiting to see the body in the river, ignoring the real living bodies all around me, as if death was more of a miracle than life was.
Hayat ve İnsan
Reklam
"Bir şey için üzülebilirsin ama bu ondan pişmanlık duymanı gerektirmez."
Sayfa 35 - Yabancı Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bizim hala insanları gömdüğümüzü duyunca çok şaşırmış, sebebini sormuşlardı, verdiğimiz hiçbir cevabı da beğenmediler. Bedenin yeniden doğumuna inandığımızı söylediğimizde; Tanrınız bir insanı yeniden yaratırken çürümüş bedeni yerine küllerini kullanınca zorlanıyor muymuş diye sordular. İnsanların, sevdikleri kişilerin yakılmasını itici bulduğunu belirttiğimizde ise sevdiklerinin çürümesi itici gelmiyor mu diye bir soruyla karşılık verdiler. Rahatsız edici derecede mantıklı kadınlardı anlayacağınız.
Sayfa 81 - İthaki Yayınları
“Geçmişe hiç saygınız yok mu? Ata annelerinizin düşündüklerine ya da inandıklarına?” “ Elbette hayır,” dedi. “Neden olsun ki? Onlar çoktan gitti. Ayrıca bizim bildiğimizden daha az şey biliyordı. Eğer geçmişimizin ötesine geçememişsek ona layık değilizdir; ve bizleri geçmesi gereken çocuklarımıza da layık olamayız. “
9/10
·111 syf.··
2017 12. kitabı
Camus ve Sartre’ın isimleri çoğunlukla birlikte anılır. İkisi de Edebiyat dalında Nobel kazanmıştır. Sartre daha yaşlı olmasına rağmen, Camus daha erken erişmiştir bu ödüle. Edebiyat denilince Camus’yu kıyas götürmeyecek şekilde farklı bir yere koyarım ben. Benim nazarımda Camus, birkaç gömlek üstündür Sartre’dan. “Yabancı” bizim ülkemizde de çok okunan eserlerden biridir. Ve genel çerçevede, bizdeki edebiyat çevrelerince idam karşıtı en sert romanların başında kabul edilir. Zira romanda polisin ve adli mekanizmanın berbatlığı, her an hata yapmaya müsait yapısı çok güzel verilmiş. Bu bile idam karşıtı olmak için yeterli olabilir. "===== Spoiler =======" Romanın özeti; anti-sosyal, Meursault adında bir Fransız basit bir olay sonunda bir Cezayirli Arap’ı öldürür. Yargılamanın sonucunda İdama mahkum edilir. Bu yargılama sürecinde, Meursault’nun anti sosyalliği, annesinin ölümüne ve hayatında cereyan eden tüm olaylara karşı umursamaz, bir absürtlük sınırına varacak denli kayıtsız-tepkisiz olması çok güzel verilmiş. Hatta savcı, Meursault’yu Arap’ı öldürdüğünden çok, bu kayıtsızlığından dolayı suçlar. Mahkeme adeta bu sorumsuzluğun-tepkisizliğin yargılanmasıdır. Bu romanı ilk okumamı 1984-85 yıllarında yapmıştım. Bu son okumamda en çok dikkatimi çeken nokta, romanın her aşamasında ölen kişinin sıradan bir Arap olarak küçümseniyor olması, herkese adıyla seslenilirken maktulün adının olmayıp sadece -Arap- olmasıydı. O zamanlar dikkatimi çekmemiş ya da bu ince ayrıntıyı görecek bilince sahip değilmişim. Bu durum okurda, katilin idamına karşı bir direnç, ortada maddi bir hata var, hissi uyandırıyor. En azından bende böyle oldu. İkinci kez okumama sebep olan şey, bir yerde okuduğum bir yorumda, bir Arap okurun “Camus, sömürge Cezayir’inde bir Arap’ın, hele de bir
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma