8/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:08
Mâverdî –A‘lâmü’n-Nübüvve Gül suyu (mâü’l-verd) işiyle iştigal eden babasının mesleğine nispetle Mâverdî ismiyle meşhur olan Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed b. Habîb el-Basri 364/974 yılında Basra’da dünyaya gelmiş, Mu‘tezilî Ebü’l-Kāsım es-Saymerî’den (ö. 386/996) fıkıh tahsil ederek başladığı ilk öğreniminin ardından 398/1008’de Bağdat’a geçerek 450/1058 senesinde vefat edinceye kadar orada ikamet etmiştir. Bağdat’ta birbirinden farklı mezhep ve meşrepteki hocalardan tefsir, hadis, fıkıh, fıkıh usulü ve edebiyat gibi ilmî disiplinlerde tahsilini tamamlayan Mâverdî, ilim dünyasında fıkıh, siyaset ve ahlâk felsefesi alanındaki önemli çalışmaları ile tanınmıştır. Şâfiî, mezhebinde müctehid derecesine yükselmiştir. Kitabımız 423 sayfa olup Darun nefais yayınları tarafından Beyrutta yayınlanmıştır. Maverdi kitabın giriş kısmında , Allah’ın insana onu diğer canlılardan ayıran anlamaya sevk eden ifade yetisi ( nutuk) ve bilmeye götüren akıl gibi iki büyük nimet verdiğini söyler. İnsan bu nimetlerle şeriatı kavrar. Fakat itaat arzusunun uyanması ve isyandan alıkoyacak bir bilincin oluşması için peygamberlerin gönderilmesine ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Yazar kitabı da peygamberliğin ispatı ve ona dair kuşkuları gidermek için gereksiz delillendirmeye girmeden yazdığını ifade eder. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır, ilk kısım Peygamberlik kurumunun genel olarak ispatı ve bunun delilleri, ikinci kısım Peygamberliğin kendi içindeki farklı kısımları ve hükümleri hakkındadır. Yazar, konu dağılımını bu şekilde kurgulamış olmakla birlikte, ele aldığı meseleleri toplamda yirmi bir başlık altında sistematik bir biçimde incelemiştir. Bunun yanı sıra, çalışmanın ikinci bölümünde yer verdiği peygamberliğin kısımları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan farklı hükümlere ilişkin tartışmaları,
Alamün-Nübüvve - أعلام النبوةİmam Maverdi · Darü'n-Nefais · 19941 okunma
10/10
·125 syf.··
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 16:06
​İmam Gazâlî bu eserinde, nefis terbiyesini (riyâzet) sadece fiziksel bir mahrumiyet değil, kalbi Allah’tan uzaklaştıran her türlü dünyevi bağdan özgürleştirme süreci olarak tanımlar. ​Metinlerde vurgulandığı üzere riyâzetin özü, yeme, içme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarda "zaruret miktarı" ile yetinerek, fazlasının getireceği dünya tutkusundan korunmaktır. ​Gazâlî, insanları kalplerinin dünya veya zikrullah ile meşguliyet derecelerine göre dört sınıfa ayırarak, gerçek kurtuluşun ancak kalbin tamamen ilahi nura yönelmesiyle (sıddıklar makamı) mümkün olduğunu belirtir. ​Ahlaki güzelleşme yolunda sabır ve namazın, nefsine ağır gelen bir yük olmaktan çıkıp ruhun huzur bulduğu bir "göz nuru" haline gelmesi gerektiğini öğütler. ​Müellif, kalpteki imanı büyüterek nifak siyahlığından arınmanın yolunun, şehevî arzulara karşı kararlı bir muhalefet sergilemek ve basiret gözünü açmak olduğunu ifade eder. ​Sonuç olarak eser, insanın kendi iç dünyasındaki kötü huyları iyileriyle değiştirmesini, ebedi saadete ulaşmanın tek ve mutlak yolu olarak okuyucuya sunar.Kesinlikle okunması hatta evinizin kutuphanesinde bulunması gereken bir kitap.
Nefs Terbiyesi ve Ahlâkı Güzelleştirmeİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 20214,604 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·68 syf.··
2026 9. kitabı
GENÇLERE TAVSİYELER • Mutlu sona ulaşacak olanlar, ALLAH’ın emir ve yasaklarına uyanlar olacaktır. • Bir gün öldüğünde toprağın altında sana arkadaş olacak olan ilimle meşgul ol. • Kırkını aşıpda iyilikleri kötülüklerine ağır basmayanlar, ateşe hazırlansınlar. • Nasihat etmek, birilerine iyliği ve erdemli olmayı tavsiye etmek kolaydır, asıl mesele nasihat almaktır. – Zira nasihat, keyfi arzularına uyup zevkine düşkün olanların tadını kaçırır. • Kıyamet günü en ağır şekilde azap görecek kişi, ALLAH’ın ilmiyle kendisini faydalandırmadığı alimdir. • Bil ki insanı amele sevk etmeyen ilim, insanın elinden tutmaz, ona bir fayda sağlamaz. • Necm Süresi 39 Ayet; ALLAH TEALE ; ‘’insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır’’ buyuruyor. • Seni amele ve harekete sevk etmeyen ilim, deliliktir. • Bugün seni günahlardan uzaklaştırıp iyilik ve salih amele sevk etmeyen ilim, yarın seni cehennem ateşinden uzaklaştırmaz. • H.z. Peygamber efendimiz ‘’ Ef falan! Geceleri çok uyuma. Zira gece çok uyku, kişiyi kıyamette fakir bırakır.’’ buyurmuştur. • Gecenin ilk yarısı, gecenin ortası, seher vakti ve şafak sökünce; Arş’ın altında ‘Yok mu ALLAH’a ibadet edecek olanlar, kalksınlar!’ diye seslenilir. • Söz ve eylemlerin Şeriat’a, yani İslam hukukuna uygun olmalıdır. • Bilesin ki dil söyler ama kalbin için gaflet, arzu ve emelle doludur. Bu da insanı bekleyen kötü akıbetin bir habercisidir. O yüzden samimi bir çaba ve mücadele gösterip nefsani arzu ve eğilimlerine gem vurmadıkça, kalbini ilim ve marifet nuruyla asla ihya edemezsin. • Manevi yolculuğa çıkacak olan kimsenin yapması gereken şeyler; - ilki; kişi, doğru ve gerçek akideye sahip olmalı, inancına herhangi bir bidat karıştırmamalıdır - İkincisi; ‘’ Tövbe-i Nasuh’tur. Yani halis ve samimi bir tövbede bulunmalı, bundan sonra
Din
Gençlere Tavsiyeler Eyyühe'l Veled & Kavaidü'l Aşarİmam Gazali · Çelik yayınevi · 20226,5bin okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
10/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
88 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2020 16:58
Baykuş'u dinleyen Hüdhüd, onun da sudan bahanelerle konuşmalarına karşılık nasihatte bulundu Define aşkıyla sarhoş olan kuş! Diyelim ki,bir define buldun! Ne yapacaksın? Sen de o an düşüp ölsen o define ne olacak? Bu sırada ömrünü, bitirmiş aklını yitirmiş, varacağı yolu bitmiş kuş? Ey görünüşe aldanmış, gerçeği göremeyecek kadar basiretsizlik sergileyen! Âşık olma istidadını yanlış yere bağlamışsın! Anandan doğduğun zaman verilen akıl ile Allah Teâla'nın süslediği ve nakşettiği kalbinin arasında bir bağ kur. Gönlünü zaman zaman öne al. Ezel ile ebedi bir arada ve yakın göresin. Mantıku't-tayr / Kuş Dili Feridüddin Attar Feridüddin Attar’ın ölümsüz eseri Mantıku’t-Tayr (Kuş Dili), nefsin basamaklarını ve ruhun hakikat yolculuğunu kuşların diliyle anlatan muazzam bir tasavvuf klasiğidir. Bu bölüm, Hüdhüd (mürşid/rehber) ile Baykuş (dünya malına ve viranelere hapsolmuş nefis) arasındaki o sarsıcı diyalogdan bir kesittir. Geçici Olanın Peşinde Tüketilen Ömür Baykuş, viranelerde define arayan, yalnızlığı ve maddeyi kutsayan bir karakteri temsil eder. Hüdhüd’ün ona yönelttiği "Diyelim ki bir define buldun, ne yapacaksın?" sorusu, insanoğlunun bitmek bilmeyen hırsına tutulmuş bir aynadır. Ölüm gerçeği karşısında, uğruna ömür tüketilen definenin anlamsızlığı vurgulanır. Hüdhüd, Baykuş’u "âşık olma istidadını yanlış yere bağlamakla" itham eder. Tasavvufi düşüncede insandaki "sevme" yeteneği, aslında yaratıcıya (Mutlak
Mantıku't-TayrFerîdüddin Attâr · Sufi Kitap Yayınları · 20256,4bin okunma
İnsanın Fabrika Ayarlarında Liderliği Aramak
8/10
·192 syf.··
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 16:46
Sinan Canan bu kitapta liderliği makamlardan çıkarıp, insanın kalbine ve biyolojisine indirmiş. Okurken şunu fark ettim; kitabın bahsettiği o cesaret, basiret ve merhamet zinciri aslında benim danışmanımda hayran olduğum o duruşun ta kendisiymiş. 'Ben de böyle bir lider olmalıyım' derken, bir yandan da mükemmeliyetçilikle beslenen erteleme huyumun aslında kendime merhamet göstermemekten kaynaklandığını anladım. Akademik yolculuğumda hem kendime hem de gelecekteki öğrencilerime 'insan odaklı' bir pencereden bakabilmek için harika bir hatırlatıcı oldu. Kısa, öz ve sarsıcı.
İnsan Odaklı LiderlikSinan Canan · Tuti Kitap · 2020138 okunma