7/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 20:58
Netflix dizisi gibi bir roman… Ensest, eşcinsel, biseksüel ve bilumum her türlü ilişki imalı kurgulanmış bir roman… Dili sade, basit ve anlaşılır… Ancak konu kitap bitene kadar gizemini devam ettirip, konu ancak kitap bitimine doğru net anlaşılabiliyor… Esasında konu savaş ve savaş sonrası baskı rejiminin insanları ne hale getirdiğini kesitler halinde sunuyor. Hayal mi, gerçek mi derken roman akıp gidiyor. Sıkılmadan okunulanacak bir kitap olduğunu düşünüyorum…
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Unutmak Kurtuluşsa, Hatırlamak Neden Hâlâ İnsan Kalmanın Bedeli?
Puan vermedi·274 syf.··
2026 133. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:13
I—BAŞLANGIÇ: Şimal Yıldızı: Unutmanın Kurtuluş, Hatırlamanın Yangın Olduğu Bir Dünya Bazı kitaplar vardır; kapağını kapatırsınız ama içindeki karanlık bir süre daha odada kalır. Şimal Yıldızı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Oğuz Yılmaz, bu eserinde sadece yıkılmış bir dünyanın hikâyesini anlatmıyor; yıkılmış insanın, kırılmış hafızanın, susmuş vicdanın ve hâlâ bir yerlerde titrek de olsa yanmaya çalışan umudun hikâyesini anlatıyor. Kitabı okurken şunu çok net hissettim: Burada asıl mesele dünyanın sonu değil; insanın, dünyanın sonundan sonra bile insan kalıp kalamayacağı. II—İNCELEME: Romanın atmosferi karanlık. Hatta yer yer insanın içine işleyen, boğucu, sisli ve soğuk bir karanlık bu. Ama bu karanlık sıradan bir dekor değil. Yazar, distopik bir evren kurarken aslında bugünün insanına da ayna tutuyor. Çünkü kitapta gördüğümüz o yıkım, sadece dışarıdaki şehirlerde, sistemlerde, düzenlerde yaşanmıyor; insanın içinde de yaşanıyor. Hafıza, unutmak, geçmiş, korku, kibir, inanç, yara, direniş ve insan kalma meselesi romanın damarlarında dolaşıyor. Hele bazı cümleler var ki, insan onları okuyup geçemiyor. Bir yerde durmak, nefes almak, hatta kendi içindeki eski defterlere bakmak zorunda kalıyor. Bu kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada: Oğuz Yılmaz, büyük büyük olaylar anlatırken bile insanın en küçük iç sızısını unutmuyor. Distopya yazıyor ama kalbi ihmal etmiyor. Karanlık bir dünya kuruyor ama o dünyanın ortasına insanın iç yangınını yerleştiriyor. Kitapta unutmak bir nimet mi, yoksa insanın kendinden vazgeçmesi mi? Hatırlamak bir lanet mi, yoksa insan kalmanın son şartı mı? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi, yoksa insan nereye giderse gitsin kendi kuyusunu da yanında mı taşır? İşte
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202650 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·188 syf.··
2025 6. kitabı
Kahve Soğumadan Önce Bir kahve içme süresinde neler yapılabiliri gösteren sade ve basit anlatımlı güzel hikayelerden oluşmuş bir kitap Kısacık bir süre ve o süreye sığdırılan bir sürü hesaplaşma Pişmanlık ve Merak duygusunun o kadar kısa sürede anlatılıyor olması kulağa imkansız gibi geliyor dimi Ama bu kitapta oluyor Sizi de merak ettiren ve kendinizi sorgulamanıza neden olan bir kitap Olayı görür gibi hissettiriyor ve acaba ne olacak diye merak ederken kelimeleri hızlı hızlı okuduğunuzu fark edeceksiniz Geçmiş bugünün bitmiş halidir Nasıl bitireceğiniz size bağlıdır Gelecek gelecek mi bilinmez Geleceği kesin olan tek şey ÖLÜMdür Ama geçmiş gelmiş ve bitmiştir O yüzden BUGÜNümüzü değerlendirelim ki Geçmişimiz güzel olsun BES İlk okumamız
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Kahraman Tazeoğlu & Vazgeçtim "Ayrılık nedir biliyor musun sevgilim: Yaşadığını sanan bir kalbin omuzlarından, Bitmiş bir aşkın naaşının kaldırılması..." "Vazgeçtim..." Ne kadar basit bir cümle gibi görünüyor, değil mi? Peki ama neyden, nasıl ve niçin vazgeçtin? Vazgeçmek; bazen bir terk ediş, bazen bir fedakârlık, bazen kabulleniş, bazen de zorunlu bir ayrılıktır. Söylemesi kolay gibi görünse de içinde sayısız anlam barındırır. Yazar da bu kitabında "Vazgeçtim." derken aslında aşkı uğruna, sevdiği insan için büyük bir fedakârlık yaptığını; en azından öyle düşündüğünü anlatıyor. Ya geride kalan kişi gerçekten ne istiyor? İnsan, susup giderken ve vazgeçerken bunu "iyilik" ya da "fedakârlık" adına yaptığını sansa da, acaba bu davranış sevdiği insana karşı işlenmiş en büyük ihanete dönüşmez mi? Çünkü aşk; omuz omuza mücadele etmek, acısıyla tatlısıyla, hastalıkta ve sağlıkta hayatın her anını birlikte göğüslemek değil midir? Mehmet, Feza ve Koray... Mehmet, karşılıksız aşkını kalbine gömerek Feza'nın mutluluğu için kendinden vazgeçer. Feza ile evlilik hayalleri kuran Koray ise büyük bir yanlış anlaşılma yüzünden, yine onun mutluluğu uğruna aşkını feda eder. Peki, hangisinin vazgeçişi gerçekten doğru? Bu fedakârlıkların ve sessiz gidişlerin tam ortasında kalan Feza şimdi ne yapacak? Bir yanlış kaç doğruyu silecek? Ya da yanlış sanılan o asıl gerçek ne zaman gün yüzüne çıkacak? Uzun zamandır bir aşk romanı okumamıştım. Bu eser ise bana oldukça keyifli bir okuma deneyimi yaşattı. Özellikle kitabın sonunda yer alan şiirler tek kelimeyle harikaydı. Kitapla ve sevgiyle kalın...
VazgeçtimKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20159bin okunma
10/10
·308 syf.··
2026 35. kitabı
Roman, İstanbul'un karanlık ve tekinsiz sokaklarında işlenen gizemli cinayetler etrafında yepyeni bir dünyaya kapı aralıyor. Kurbanların vücutlarında, milimetrik hesaplarla açılmış, simetrik ve kusursuz kesikler bulunmaktadır. Bu cinayetler, sadece basit suç olayları değil, "Korkunç İvan"a atıfta bulunan semboller ve sanatsal titizlikle bırakılmış izler taşımaktadır. Kitabın bana göre en güçlü alt fikri, geçmişte yapılan hataların veya işlenen suçların zamanla silinmediği, aksine "kanla sulanarak" gün yüzüne çıktığı gerçeğidir. Yazar, geçmişin sessiz kalmış travmalarının bir gün mutlaka intikam veya yüzleşme olarak geri döneceğini vurguluyor. Burada verilen mesaj, cezasız kalan bir kötülüğün sadece zaman kazandığıdır. Kitapta intikamın şahıslardan ziyade bir "fikir" olarak sunulması, adaletin kişisel bir hesaplaşmadan çıkıp sistemik bir dönüşüme evrilişini simgeliyor.İntikamın "yüzünün veya isminin olmaması", kötülüğün herhangi bir insanın gölgesinde saklanabileceğine dair bir uyarı niteliğindedir. Bu durum akla şu soruyu getiriyor; ️Adalet, bizzat eliyle yasayı uygulamayanların eline geçtiğinde, o da bir tür suç haline gelir mi? Her insanın bir noktada kendi "yeminini" ettiği ve o yemin uğruna kendi "kanadıyla gömüleceği" fikri, bireyin eylemlerinin sorumluluğunu taşıması gerektiği konusunda sarsıcı bir hatırlatmadır.​ ️"En yakınınızdakinden ne kadar emin olabilirsiniz?" sorusu, kitabın merkezindeki en önemli doneydi. Modern toplumda insanların taktıkları sosyal maskeler ile gerçek kişilikleri arasındaki uçurumu incelerken, en güvendiğimiz, en tanıdık gelen figürlerin bile karanlık bir "kuzgun" tarafı olabileceğini hatırlatarak, insana olan sarsılmaz güvenin aslında ne kadar büyük bir yanılgı olabileceğini sorgulatır.
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202622 okunma
Spoiler!!!
5/10
·%25 (80/312 syf.)··
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:45
Yanarım yanarım, sözde Jacks'in esas erkek karakter olduğu kitapta bölüm sayısının Apollo'dan az olmasına yanarım. Adam kendi serisinde yazar tarafından ikinci erkek muamelesi görmüş resmen. Açıkçası bu kitap, ikinci kitabın o sonundan sonra o kadar zayıf kalmış ki hatta bence serinin en zayıf kitabıydı ve hatta bence yazarın da en zayıf kitabıydı. Aslında sorun sadece bu kitap da değil. Seri boyunca Jacks ile Evangeline ilişkisinin bana o kadar da geçmediğini fark ettim. İnsanlar bu ikiliye bayılıyor ama ben aralarındaki romantik çekimi bir türlü abartıldığı kadar hissedemedim. Ben odunum herhalde... Şu kitaptan sonra geriye dönüp baktığımda da serinin diğer kitapları da benim için eh işte seviyesine geldi. Çiftin arasındaki fiziksel ya da duygusal çekim hep bir lanet ya da hep bir büyülü nesnenin etkisinde oluyordu. Onların etkisi ile böyle davranıyorlar diye düşündüğüm için aslında o anlarda o büyülü nesne ya da lanet her neyse onların asıl duygularını ortaya çıkarıyor düşüncesi bende hiç oluşmadı ve romantik gelmedi. Bazı sahneler de cok rahatsız ediciydi. Jacks kızı tutuyor ama işte eli bilmem nerelere kayıyor... Evangeline de acaba kasıtlı mi yaptı diye icinde kelebekler pır pır ediyor. Evangeline'in içindeki kelebeklerden iki tanesi falan bana uğrasa belki bu seriye karşı daha çok iyi şey hissederdim. Benim midemdeki kelebekler pır pır etmedi, benim başım ağrıdı. Bu durum bu kitapta da vardi ve o kadar saçma bir andı ki. Evangeline hafızasını kaybetti sonra pat Jacks çıktı ortaya onu düştüğü kuyudan kurtardi sonra bir gece ansızın odasına girip ona rahatsız kıyafetler giydirip eğitim ayağına köprüye götürdü hadi beni savuştur dedi. Olayın saçmalık seviyesi...Kız hafızasını kaybetmiş. Bu adamı tanımıyor. Adamla ilk karşılaşması bu. Daha önceden adama aşıktı
Gerçek Aşkın LanetiStephanie Garber · Dex Kitap · 2023793 okunma