Kaçan aşık, bir tarafı tutuşup da telaşından koşmaya başlayan bir kazazedeyi hatırlatmaz mı? Bu kazazede koştukça daha ziyade tutuşur, tutuştukça daha ziyade koşar.
Nerede unutulur? Nasıl unutulur? Onun yüzü dünyanın neresine gidilse yine görünen bu ayın eşidir. Başımızı kaldırıp bakmasak bile onun aksini her yerde görürüz. Beyaz ve sinsi gölgesi bizim vücudumuzun ağıdır. Nereye gitsek bir ateşten gömleğe dönen derimizle beraber götürürüz!
Necdet: "Bu bulutlar nereye gidiyor? Ben de onlara katılsam" dedi; "ruhumun bu bozgun gecesinde bana sizden başka kim yoldaşlık edebilir? Siz de bencileyin kimden kaçtığınızı ve nereye gittiğinizi bilmiyorsunuz! Bir lanetleme kızdan, bir cadıdan kaçıyorum. Onun yüzü bu soğuk ve solgun kış ayının yüzü gibi donmuş ve anlaşılmazdır. Ve neye kaçtığımı da pek iyi biliyorum. Unutmak için kaçıyorum!"