Gözlerimdeki yaş, kalbime değmezse, ruhumdaki firar, yollara dökülmezse, içimdeki telaş, bana yeni şeyler söyletmezse ben olabilir miydim? Seni sevebilir miydim? Merak etme seni düşünmek beni aydınlatıyor ama parıltın da hiç eksilmiyor...
Uzaklaştıkça geri dönme arzusu yaşarmış insan bir süre... Ama yol uzadıkça geri dönme arzusu da peronda bekleyen yolcular gibi önce küçülüp sonra siliniverirmiş gözden...
O da böyle mi hissetmişti acaba giderken? Önce geri dönme arzusu mu duymuştu yani, sonra mı fark etmişti geri dönemeyeceğini? Dönüşsüz bir yolculuğa çıktığının farkına çok sonra mı varmıştı bilemiyorum... Ama anlamak için çok çabalıyorum...
Müsvedde hayatlar yaşıyoruz, öylesine ciddiye almadan, özenmeden. Hep bir gün toparlarız düşüncesi var kafamızda. Hepimiz hiçbir zaman gelmemiş ve gelmeyecek o gün umuduyla yaşıyoruz. Ben artık müsvedde bir hayat yaşamak istemiyorum.
Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.