Sevgili filan değildik elbet. Öyle şeyler bilmiyorduk daha. Anlamların sözcüklerini yetişkinler gibi alelacele bulup dilimize dolayamayacak kadar küçüktük. Ama sözcüklerin ait olduğu anlamları yetişkinlerin artık hatırlamadığı bir içtenlikle dolu dolu hissedecek, kalbimizi onlarla genişletecek kadar da büyük. Adını bilmediğimiz, galiba merak da etmediğimiz bir şeydi Ali'yle aramızdaki. Kuşun uçması, tohumun filizlenmesi, güneşin doğması gibi kendiliğinden bir insiyakla yaşayıverdiğimiz, basit ve görkemli, doğal ve mucizevi bir şey. Sevdiğini söylemeye, sevildiğini işitmeye bile lüzum duymadan, beklemeden, ummadan, borçlanmadan, alacak defterine yazmadan, hesap kitap yapmadan, sırf içinden öylesi geldiği ve elinden de başka türlüsü gelmediği için, sevivermek birini.