Romalılardı değil mi?
-Ne diyorsun?
-Aziz Lawrence, pencerendeki. Romalılar canlı canlı yakmış.
-Evet.
-Nedenini biliyor musun?
-Çünkü Hristiyan'dı.
-Olabilir.Ama bence bunun sebebi Romalılar'ın kurtlar tarafından yetiştirilmesi. İnsanlık tarihindeki en büyük imparatorluk kurtlar tarafından kurulmuş. Kurtların ne yaptığını bilirsin. 'Avlanır'. Öldürürler. Bu yüzden Orman Çocuğu'na hiç inanmadım. Çocuk kurtlar tarafından büyütülüyor, sonra bir ayıyla ve panterle dost oluyor. Yok öyle bir şey.
Fargo
Steinbeck'in Sardalye Sokağı'ndan:
Hazel ateşin üzerine ayağıyla kum atarken, "şu bizim Mack istese Amerikan Başkanı bile olur be" dedi.
"Olup da ne yapsın" dedi Jones. "O işin hiçbir eğlencesi yok ki"
...
"Oldum olası hayret etmişimdir" diye yeniden söze başladı Doc. Bir insanda hayranlık duyduğumuz özellikler, yani iyi niyet, cömertlik, dürüstlük, açık sözlülük, hoşgörü ve duyarlılık gibi şeyler bizim sistemimizde başarısızlığa eşlik eden özellikler. Sertlik, açgözlülük, hırs, acımasızlık, bencillik ve kendini beğenmişlik gibi istenmeyen özelliklerse insanı başarıya götüren araçlar. Bizler iyiliğe hayranlık duyuyoruz ama kötülüğün meyvelerini seviyoruz"
Balkanların Maksim Gorki’si diye anılan Istrati en sevdiğim yazarlardandır. Okuma alışkanlığı aşılamak istediğiniz bir arkadaşınız varsa ilk önerebileceğiniz yazarlardandır. Samimi dili, güzelliği bir rüya gibi, çirkinlikleri sevgi süzgecinden geçirip okura anlamlı tecrübeler edindirecek bir üslupla anlatmasıyla fark yaratan bir edebiyatçı.
İlk Kodin öyküsüyle başlamıştım. Kaba görünüşlü Kodin, fakir annesinin kendinden fedakârlık ederek temiz giydirmeye çalıştığı, ahlaklı olmayı öğrettiği çocuk yaştaki Adrien ile dostluk kurar. İçe işleyen duygularla yücelen değerli bir öyküdür Kodin.
Yoksul mahallerinden yükselen merhamet ve sevgi duygularına bu kitapta Istrati, Kir Nikola öyküsüyle devam ediyor. Adrien, Kodin’den sonra Arnavut Kir Nikola’yla devam eder yaşamı anlama çabasına. Okuduğu Suç ve Ceza romanındaki anlam karmaşasını, yaşam tecrübesi edinmiş Kir Nikola’yla sakinleştirir.
Sokak Kızı, Rumen edebiyatçının okuduğum ikinci kitabı. Tuna çocuklarını işler bu novella. Üç insanın bir aşk üçgeni etrafında yaşamın zorlu yollarından geçerek ebedi dostluk ve sevgi temalarıyla tatlı bir iz bırakmıştır bende.
Daha sonra Istrati’nin bütün kitaplarını devirmeyi aklıma koymuştum. Batı klasikleriyle beslenen ruhum, bu doğu masalcısına kaptırmıştı kendini. Baş karakter yahut bizzat anlatıcı, hep geride duruyor ve sanki sonsuz bir aşkla insan ruhunun uçsuz bucaksız noktalarına seyahate çıkıyordu. Sevgi ve adalete dair evrensel bir ilke arıyor gibiydi yazar. Akdeniz adlı muhteşem romanında Romanya’dan çıkıp İstanbul’a ve oradan Mısır’a geçerek be keşif yolculuğunun en dokunaklı öykülerinden birini okuduktan sonra Istrati artık benim için özel bir yazar olmuştu çoktan. Eğer insana dair bir umut kırılması yaşıyorsanız elinize yazarın bir kitabını almanızı tavsiye ederim. Umut
"Nereye giderse gitsin kendi evindeymiş gibi davranma ayrıcalığı ancak krallara, sokak kızlarına ve hırsızlara aittir."
( Balzac - Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti)
İkinci defa okumamla büyülenişin arşa çıktığı o anlar… Kimileri çaresizliğin okuru nefessiz bıraktığı bir roman gibi görebilir; bense insana dair destansı ayrıntıları ağzım açık takip ettiğim bir olaylar zincirine eşlik ettim. Edebiyat dışında hiçbir sanatın, insanı insana, topluma ‘aslında ne olduğunu’ bu denli saf bir ihtişamla anlatacak gücü barındırdığını düşünmüyorum.
Doktorun Karısı’nın heykelini nereye dikmemiz lazım, bunu tartışalım. Edebiyatın en ince ele alınmış beş on karakterinden biri desem yeridir. İnsanlığın en olumsuz taraflarına karşı amansız savaşlara girişen, yenilse de pes etmeyen, gücü kalmasa da ayakta kalması gerektiğini hisseden; artık toz haline gelmiş bir grubun medeniyetini ayakta tutan, derleyip toparlayan ve bunu tanımadığı insanlar ve ‘insan’ olduğu için yapan… Fedakârlık bir yıldız olsaydı eğer, ortasında kendi enerjisiyle parıl parıl parıldayan Doktorun Karısı olurdu.