Gökhan Başkan

Gökhan Başkan
@baskanikov
"SANATIN DEĞERİ HAKİKATTEN YÜKSEKTİR"
33 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
ölü canlar ve ölü sayfalar.
7/10
·479 syf.··
2023 66. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2023 00:00
1) GOGOL' UN RAHATSIZLIĞI VE BUNUN ÖLÜ CANLAR KİTABIYLA BAĞLANTISI Gogol'un "Manik depresif psikoz" diğer adıyla "Bipolar bozukluk" adındaki bir hastalığı vardı. Bu
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Gökhan Başkan
Çiçikov ah Çiçikov
Edebiyatı neden mi çok seviyorum? Zıtların en güzel birliği edebiyatta mevcut ve bütün olarak bakıldığında muhteşem bir denge kuruyor: Dostoyevski ile kaosa sürükleniyor, Tolstoy ile dinginleşiyorum; Balzac ile suratıma çarpan gerçekler Marquez'de beni hüzünlendiriyor. Hiçbir zaman da hangisi daha iyi, daha doğru kavgasına girişmiyorum. Hepsi biraraya gelerek, 'yaşamın özü'nü ortaya koyuyorlar; ama yine de birçok şey eksik kalıyor gibi; onu da yaşamın mucizeliğine ve büyüklüğüne yoruyorum. Edebiyatı önemsemeyenlerden olmayın.
Edebiyat
edebiyatadair isimli okura yanıt verildi
Gökhan Başkan
bir hayli besleyici yazı; teşekkürler.. Düşerse elinize böyle yazılar, göndermenizi isterim. Tolstoy Dedemin zamanın otoriteleri tarafından öfkeyle karşılaştığını biliyordum; ama bu yazı sebeplerini daha iyi anlamamı sağladı. Teşekkürler tekrardan.
Yüzyıllık Yalnızlık
Yüzyıllık Yalnızlık için bir eleştirmen şöyle der: "Garcia Marquez'in romanının incelenmesi gereken bir başka yanı daha vardır: Yazılmış en komik kitaplardan biridir. Yazar, birden çok kez Yüzyıllık Yalnızlık'ın "ciddiyetten tamamıyla uzak" bir yapıt olduğunu dile getirmiştir, romanın konusu sorulduğunda da, çocuklarının bir domuz kuyruğuyla doğmasını istemeyen bir ailenin hikâyesi olduğu yanıtını vermekten hoşlanır. Bu küstah yanıtların gerisinde yazarın Macondo'yu akademik teorisyenlerin elinden almak, kitabın temeldeki komikliğiyle gereksinimleri sadece ruhsal olmayan sıradan okur arasındaki bütün kibirli engelleri ortadan kaldırmak arzusu yatar. Garcia Marquez'in büyük romanına verilecek en geçerli yanıtlar, iyi ve parlak eleştiriler değil, kıkır kıkır gülmeler ya da kahkahalardır" (Bir Söz Büyücüsü: Garcia Marquez - Gene H. Bell Villada, Kırmızı Kedi)
Edebiyat
1000Kitap Kullanıcısı isimli okura yanıt verildi
Gökhan Başkan
:))) burada sık sık anacağım bu romanı..
"Bizi tek başımıza bırakın,elimizden kitapları alın o saat şaşkına döner, ne yana gideceğimizi, kimden yana çıkacağımızı, kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi bilemeyiz."
Gökhan Başkan
Yeraltı insanları özeldir, yeraltı insanları güzeldir: "Şimdi bile, üzerinden bunca yıl geçtiği halde bu hatıraları anmakla epey kötü oluyorum. Gerçi nice kötü hatıram var ama… bu “Notlar”a burada mı son vermeli acaba? Sanırım bunları yazmakla hata ettim zaten. Daha doğrusu bu hikâyeyi yazarken utandım: yani bu, edebi bir eserden ziyade günahlarımın kefaretini ödemek oldu. Bir köşeye çekilip ahlak bozukluğumla bütün bir ömrü nasıl heba ettiğimi, kötücül, boş gururum yüzünden yaşayan alemle her türlü bağı keserek nasıl yeraltına çekildiğimi uzun bir öykü gibi anlatmanın hiçbir ilginç yanı yok elbette; hem romanda bir kahraman olmalıdır, halbuki benimkinde bir kahramanın tersi olan ne kadar özellik varsa kasten bir anti kahramanda toplanmış. Bütün bu yazdıklarımın tatsız bir etki yaratacağına da eminim, zira hepimiz yaşamla bağını az ya da çok kaybetmiş, kör topal idare eden insanlarız. Hatta yaşamdan öyle kopuğuz ki, gerçek “canlı hayata” karşı adeta tiksinti duyuyor, bize hatırlatılmasına dahi katlanmıyoruz. Öyle bir hale gelmişiz ki, gerçek “canlı hayat” bize adeta bir iş, bir ödev gibi görünüyor, onu kitaptan öğrenmeyi yeğliyoruz. Peki neden bazen telaşa kapılır, kimi kaprisler, çılgınlıklar yaparız? İstediğimiz nedir? Bunu kendimiz de bilmeyiz. Kaprislerimiz, isteklerimiz yerine gelse bundan ilk biz zararlı çıkarız. Bize daha fazla serbestlik vermeyi, ellerimizi çözmeyi, hareket alanımızı genişletmeyi, üstümüzdeki vesayeti kaldırmayı deneyin bir… sizi temin ederim, tekrar vesayet altına girmeye can atarız. Biliyorum, belki bu sözlerime kızacak, bağırıp tepinmeye başlayacak, “böyle konuşacaksanız yalnız kendinizden, o sefil yeraltınızdan bahsedin: “biz, hepimiz” gibi tabirler kullanmaya kalkışmayın!” diyeceksiniz. Müsaade buyurun baylar, ben bu hepimizlikle kendimi haklı çıkarmak peşinde değilim. Ben kendi hayatımda, sizin cesaret edemeyip yarıda bıraktığınız şeyleri sonuna kadar götürdüm, o kadar; üstelik siz tabansızlığınıza saygı duyuyor, böylece kendi kendinizi aldatarak avunuyorsunuz. Buna göre ben sizden daha “canlıyım”. Daha yakından bakın! Biz bugün “canlı”nın nerede yaşadığını, neden ibaret olduğunu, adını sanını bile bilmiyoruz. Bizi tek başımıza bırakın, elimizden kitapları alın o saat şaşkına döner, ne yana gideceğimizi, kimden yana çıkacağımızı, kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi bilemeyiz. İnsan olmak, yani gerçek, kendi vücuduna sahip, kanlı canlı bir insan olmak dahi bize güç geliyor; bunan utanıyor, ayıp sayıyor, bildik, genel anlamda insan olmaya çabalıyoruz hep. Aslına biz ölü doğmuş yaratıklarız; zaten çoktandır, canlı olmayan babalardan dünyaya geliyoruz ve bundan gittikçe daha çok hoşlanıyoruz. Bundan zevk alıyoruz. Yakında bir kolayını bulup doğrudan doğruya fikir dölleri olarak dünyaya geleceğiz. Ama yeter bu kadar; daha fazla “Yeraltından” yazmak istemiyorum…”