İstanbul'un Unutulan Tarihi, Tılsımları ve Efsaneleri
Napolyon Bonapart'ın şu sözü ile başlamak istiyorum. Zira haklı olduğu birkaç konudan biri sayılır; " Dünya tek bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu."
Asırlardır medeniyetlerin kesişim noktası, kıtaların birleştiği şehir, ticaretin, bilimin, sanatın mozaik olduğu, devletlere başkentler olan koca İstanbul. Dünyanın kalbi desek az kalır. Defalarca kuşatılan, her gelenin giderken ardında izlerini bıraktığı kadim şehir.
Tarih kitapları, belgeseller, duyulan efsaneler ve öğrenilenler. Peki bizler bu şehri ne kadar tanıyoruz?
Şüphesiz bu eseri okuduktan sonra sizler de benim gibi bu şehre olan saygınızı ve koruma içgüdülerinizi besleyeceksiniz.
Ne güzel söylemiş Yahya Kemal Beyatlı : " Her yer her açıdan bir diğer yere benzeyebilir ama İstanbul yalnızca kendisine benzer. "
Kitap İstanbul hakkında tarihi bilgiler, efsaneler ya da nesiller boyu anlatılıp Evliya Çelebi gibi üstadların yazıya dökmesiyle kalıcı hale gelen detaylar sunarken, diğer bölümlerinde adeta adım adım ilçelerini, ören yerlerini, müzelerini gezer gibi panoramik bir İstanbul manzarası bırakıyor okuyucularına.
Ayasofya ve Sultanahmet, Topkapı Sarayı ve Harem ( Osmanlı döneminden detaylı bölüm), Kariye Müzesi, (benim en sevdiğim ve gezmekten hiç usanmadığım) İstanbul'un Hanları ve Çarşıları, Eminönü ve Divanyolu, Arkeoloji Müzesi, Mimar Sinan'ın İstanbul'u( ünlü eserleriyle detaylı bölüm), Eyüp ve Etrafı ( Pier Loti, Feshane gibi en uğrak yerlerin dışında tüm detaylarıyla), Camiye Dönüştürülmüş Kiliseler, (İstanbul'un fethinden de aşina olduğumuz bölüm) Bukoleon Sarayı ve Sur Kapıları, Karaköy- Galata, yine benim kalbim dediğim Beyoğlu-Taksim-Pera-Tünel ( burada Mekteb-i Sultani, Mısır Apartmanı, Çiçek Pasajı, Taksim Anıtı gibi birçoğumuzun aşina