9/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2025 115. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 01:22
Kahverengi Giyen Adam – İpek Kocaman Bir kadının ve bir erkeğin gözünden aynı hikayeyi iki farklı bakış açısıyla okumak… Gerçekten çok farklı bir deneyimdi. Benim için ilk defa böyle bir kitap oldu ve itiraf etmeliyim, merak ve heyecan hiç azalmadan sayfaları çevirdim. Modern bir aşk hikayesi… Fakat sadece aşk değil, içinde psikolojik gerilim, sorgulama, içsel çatışmalar ve şehir hayatının karmaşası da var. Tempo hiç düşmüyor; yazar, bizi duyguların derinliklerine sürüklerken bir yandan da düşünmeye zorluyor. Kitabın ilk kısmında hikâyeyi kadının gözünden okuyoruz. Kadın, arkadaşı olan bir erkeğe karşı hisler besliyor ama erkek bu duygulara aynı şekilde karşılık vermiyor. Bu ikilemin içinde sürüklenirken bir yanda uzaklaşmalar, bir yanda yeniden başlamalar... Kadın, ne kadar dirense de onu gördüğü an her şey alt üst oluyor. Bir gün sonunda erkek, duygularını itiraf ediyor ve “deneyelim” diyorlar. O an, kadın için dünyanın en güzel anı... “Sen uyurken bir sürü hayal kurdum” diyor satır aralarında. Ama her güzel şey gibi bu mutluluk da uzun sürmüyor. Zamanla dengesiz ruh halleri, geçmişin yaraları aralarına giriyor. Sonra hikâyeyi bu kez erkeğin gözünden okuyoruz. Çocukluğunda annesinin sevgisizliğiyle büyümüş, üvey bir babanın soğukluğuyla yoğrulmuş bir karakter... Bu geçmiş, onun bağlanma korkusunu, sevgiden kaçışını ve dengesiz davranışlarını şekillendirmiş. Kadın ne düşünürken, o bambaşka bir savaşı veriyor aslında. Kitabı iki taraftan okumak, olaylara bambaşka bir perspektif kazandırıyor. Kadın tarafında erkeğe kızarken, erkek tarafında onun neden öyle davrandığını anlayabiliyorsun. Ve o zaman fark ediyorsun ki; hiç kimse tamamen haklı ya da haksız değil. İletişimsizlik, bastırılmış duygular, geçmişin izleri... Her şey bu hikâyenin sessiz ama güçlü bir
Kahverengi Giyen Adamİpek Kocaman · Cinius Yayınları · 20172 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 14. kitabı
"Kimi yolculuklar sona varmak için değil, kendine dönmek içindir." Döngüm, bir hikâye anlatmaktan çok, içimizde sessizce büyüyen sorulara cevap arıyor. Belki de çoktandır unuttuğumuz bir şeyi—kendimizi—yeniden bulmaya çağırıyor bizi. Her satırı, kaybolduğunu sandığın yolları gösteriyor; her cümlesi, bir yerlerde hâlâ umut olduğunu fısıldıyor. Gökçe Yüksel’in kalemi yüksek sesli değil, gösterişli değil. Ama işte tam da bu yüzden bu kadar güçlü. Çünkü bazı kelimeler ruhumuza usulca dokunur, bazı kitaplar hiç beklemediğin anda içine bir sessizlik bırakır. Ve o sessizlikte kendinle kalırsın. İşte Döngüm, o türden bir sessizliğin romanı. Hayatın iç içe geçmiş halkalarında, kaybolduğunu sandığın anlarda… Bu kitap elinden tutuyor. Yavaşça seni olduğun yere, unuttuğun hislerine, yarım bıraktığın dualarına götürüyor. Tesadüf sandıklarımızın aslında birer tevafuk olduğunu hatırlatıyor. Çünkü hiçbir şey rastgele olmuyor bu hayatta. Ne karşılaştığın insanlar, ne yaşadığın kırgınlıklar, ne de beklenmedik umutlar… Döngüm, bir kapıyı kapatmak değil, yeni bir kapıdan içeri girmek gibi. Her bölümde biraz daha hafifliyorsun, biraz daha derinleşiyorsun. Ve en sonunda anlıyorsun ki, gerçek döngü dışarda değil... İnsanın kendi içinde başlıyor. Bu kitap sana “her şey yoluna girecek” demiyor.
DöngümGökçe Yüksel · Edebiyatist Yayınevi · 20256 okunma
Reklam
9/10
·84 syf.·
2025 7. kitabı
Melisa Kesmez - Küçük Yuvarlak Taşlar Kitap, sade ama derinlikli anlatımıyla dikkat çeken, insan ilişkilerine dair güçlü gözlemler içeren bir eser. Kitapta gündelik hayatın içinden hikâyeleri büyük bir duygu yoğunluğu ve samimiyetle anlatıyor. Hikayelerde annelik, kadınlık, pişmanlıklar, kayıplar, çaresizlikler, terk edilişler ve yeniden başlamalar üzerine odaklanması, kitabı oldukça etkileyici kılıyor. Karakterlerin iç dünyalarına yoğunlaşması, onları gerçekçi ve tanıdık hale getiriyor. Kesmez’in dili yalın ama vurucu; gereksiz süslemelerden uzak, doğrudan duygulara hitap eden bir tarzı var. Bu da kitabı hem kolay okunur hem de derinlemesine düşündürücü hale getiriyor. Kaybetmek bir bitiş değildir, yeni bir başlangıçtır. ‍ ''Yorgundum. Günlerce yürümüşüm gibi. Günlerce uyumamışım, hem yürümüşüm hem sırtımda dünyayı taşımışım gibi yorgundum.''
Küçük Yuvarlak TaşlarMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20226,7bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2024 90. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2024 20:36
"Dünya ayağına bağdır insanın." Gel gitlerin,koşturmaların arasında durup o bağın bizi ne kadar bağladığı, bağın sadece ayağımızda mı kaldığı yoksa mumya gibi her yanımızı mı sardığına bakmak lazım. İsmet Özel, her şey ben yaşarken oldu demişti, ben yaşarken koptu tufan... Senelerdir süren bir zulüm bitti bugünlerde, az ötesinde her gün onlarca kişinin kıyameti kopmaya devam ediyor. İbrahim, bir gece sıradanlığının içinde bir leke fark ediyor elinde, tüm sıradışı olaylar da böyle sıradanlıklarla başlamaz mı? Sonra sabah oluyor ve İbrahim önce evinden çıkamıyor,sonraysa tüm hikaye boyunca İbrahim evine dönmek için uğraşıyor. Kaybettiğimizi bulmak için çöller, fırtınalar,karlar, uzak nice şehirler, nice adımlar, koşmalar,düşmeler, kalkıp yeniden başlamalar, tevbeler,sonra tekrar günaha dalmalar, sonra tekrar pişmanlıklar... Ve bir gün buluyor kaybettiğini, asıl hikayenin başladığı yer de bu bitiş oluyor. Güray Süngü külliyatından keyifle devam ederken, artık yazarın diline ve uslübuna da giderek aşina oldum. Günlüğün içindeki olağanüstülükse en çok keyif aldığım. Masalsı bir arayış/buluş hikayesi. İçimizdeki putları kıracak olan da yine biz. Körlük, 1984,Tutunamayanlar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, şairler, şiirler edebiyat dünyasına selam çakışlar da ayrı bir çeşni olmuş. Özellikle "Satranç Dersleri"ne denk gelmek çok hoştu. Tavsiyedir.
İbrahim'in Kaybettiğini BulmasıdırGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022734 okunma
Mutlu Sonlar Kitabı
Puan vermedi·304 syf.··
2024 1. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2024 19:45
*Spolier içerir. Kitaba başlarken bunu kişisel gelişim kitabı olduğunu ya da benim öyle değerlendirebileceğim bir kitap olduğunu anlamamamdan mı, yoksa bu kitabı okumak için fazla mantıksal düşünen bir insan olmamdan mı kaynaklı bilmiyorum ama kitabı okuduğum o bayağı uzun süre boyunca hikayeyle ya da hikayedeki karakterlerden biriyle bağ kuramadım. Kitabı tamamiyle kötülüyormuş gibi olmak da istemem, elbette aklımda bulunduracağım ve dostlarıma tavsiye olarak verebileceğim bir kaç güzel ders aldım kitaptan ya da üzerine uzun uzun düşünebileceğim kendimi anlamamı sağlayacak bazı soru(n)lar edindim. Ancak kitabın baştan sona pembe/beyaz bir dünya içinde geçmesi benim mantığıma kolay kolay sığmayacak bir hikaye ortaya koymuş. Öyle ki herkes birbirinin iyiliğini düşünerek birbirine kötülük etmiş. Örneğin başkarakterimiz Malo hayatını yaşayabilsin diye çocukluk aşkı Justine ona aldatma oyunu oynamış ve bir çocukları olacağını saklamış ve yine sevgilisini bu kadar çok düşünen Justine sevgilisi ve en yakın arkadaşı Benjamin'in arasını bozan kişi olmuş. Benjamin'e, Malo'nun ona gay olduğunu söylemediği için kızdığını söylemiş ve çok yakın iki arkadaşı uzun yıllar birbirine dargın bırakmış. Bir de Malo'ya, Benjamin'in o zamanki sevgilisi olan çocukla birlikte olduğunu yutturmuş Justine. Bu durum sadece bir örnek. Bunun gibi daha en az beş örnek daha yazabilirim buraya. Yani anlayacağınız birbirlerine iyilik yapmaya çalışmasalar belki herkes mutlu mesut olacak. En büyük saçmalığa değinmeden de geçmeyeyim. Başkarakterimiz Malo hastadır, babası Erwan'ın da bir arkadaşı olan doktoru ona çok az ömrünün kaldığını söyler. Hikaye ilerledikçe anlarız ki doktor aslında Malo'nun hasta olduğundan değil, babasının hasta olduğundan bahsediyordur. Ki kitabın sonunda deneysel bir tedaviyle o
Yaşamadan ÖlmeyeceğimMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınevi · 20211,346 okunma
Kendi oblomovluğumuzdan belki de…
8/10
·622 syf.·
2023 4. kitabı
Yiyorum, içiyorum, uyuyorum, gezmeye çıkıyorum. Ama birden keyfim kaçıyor, bir boşluk duyuyorum... Bazen kendimi bulduğum bazen kızdığım bir karakter oblomov.. Tam diyorum atak yapacak her şeyi yoluna koyacak… yine aynı yerde! Bu gelgitler, karar verip vazgeçmeler, tekrar yeniden yaşamaya başlamalar… Sinirleniyorum. Sonra düşünüyorum acaba kendimize mi kızıyoruz? Okuduğum çok fazla ilginç kitap oldu ama bu bambaşka bir deneyim oldu benim için. Okudukça ders aldığım, hak verdiğim, doğru ya da yanlış yaptığımı sandığım her duyguyu her eylemi aynı anda hissettiğim bir kitap. Normalde kalın kitaplar insanı bir süreden sonra sıkmaya başlayabiliyor. Fakat bu kitap o kadar akıcı bir dile sahip ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Ama kendi oblomovluğumuzdan mıdır yoksa kitabın oblomovluğundan mı bilinmez, okurken de oblomovluk yapmıyor değildim:)
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Reklam
Reklam