(Dikkat Spoiler İçerir!.)
Yakup Kadri karaosmanoğlu'dan okuduğum ilk kitap. Olayların merkezindeki ve kitabın ana fikri Seniha karakteri üzerinden verilmektedir. Seniha'nın sevdalıları, sevdaları, çekirdek ailesi ve dedesi Naim efendi diğer karakterlerdir. Karakterler üzerinden verilen ana fikir oldukça sürükleyiciydi. Batılılaşmanın insanlar üzerindeki etkilerini yansıtan bazı davranışlar ; ahlaksızlığa doğru sürükleniş, Avrupai tarzdaki kıyafetler, eşyalar, evler, yuva kurma yollarının uygunsuzca olup örf ve adetlere uyum sağlanmaması, davranışlardaki, dildeki yabancı kelimelerin yaygınlaşması, merak edilmesi ve zikredilen Avrupa ülkelerine kaçış..
Yıkılmaya yüz tutmuş gelenekleri müdafaa etmeye çalışan Naim efendi, tıpkı kiraya çıkarılmış konak gibidir. İnsan nasıl olur da yalnızca zevkleri uğruna,arzularının peşinde koşarak, ecnebi milletlerin yaşayış tarzlarına hayranlık duyarak hayatını devam ettirir. Dildeki farklılık dikkatimi çeken bir diğer nokta oldu, zira diline ve tarihine sahip çıkmayan milletler er ya da geç yıkılırlar. Kitaptaki diğer mühim karakter Hakkı Celis. Seniha'nın gözlerindeki tehlikeli yeşil denizde yüzme nasibine ermiştir. Hakkı Celis diğerlerine nazaran hoppalığı ve şaşalı olmayı sevmeyen önceleri genç şair iken sonraları vatan uğrunda şehit düşen, etrafında cereyan olan mevzular karşısında değişen toplumu sorgulayan biridir.
Kitabın sürükleyici olması, toplumun değişip şekil alması uğrunda harcanılan bir kalbe şahit olunması dolayısıyla okunmasını tavsiye ederim.
Faulkner'in modern klasikler ve zor okunan kitap listelerinde zirveyi zorlayan şaheseri. Modern klasikler arasında yerini almasını, okumayı zorlaştıran bilinç akışı tekniğini Faulkner'ın oldukça başarılı şekilde kullanmasına borçludur. Sitede okunma sayısı ve yarım bırakılma sayısı yakın kitaplardan. Ama bizim okur kitlemize has bir durum yok. Ses ve Öfke, dünya genelinde okurları en çok zorlayan ve yarım bırakılan kitaplar arasında kendine en üst sıralardan yer buluyor.
Roman dört bölümden oluşuyor. Sonradan Faulkner tarafından eklenen, Compson soyu hakkında bilgiler içeren ve 'mevcut karakterlerimize ne oldu' sorusuna cevap verilen bir ek bölüm de var. Faulkner kitabı öyle bir kurgulamış ki bölümler ilerdikçe yüzmeyi öğreniyorsunuz. Ama sıklıkla yarım bırakılmasının sanırım en büyük nedeni, kitabın başlarında okur henüz su dolu bir küvetin içine bile girmemiş bir seviyedeyken, Faulkner tarafından okyanusun en derin noktasına itilmesinden kaynaklanıyor. Boğulma oranı bu yüzden yüksek. Roman çoğunlukla 1928 yılında üç günlük bir zaman diliminde geçiyor. Görünüşte öyle tabii ki. İncelemenin ilerleyen bölümlerinde açıklamaya çalışacağım bu kısmı. Dünya, Büyük Buhran'a girmeden kısa bir süre önce Büyük Buhran'a giren Compson ailesinin hikayesi anlatılıyor. Ses ve Öfke özünde bir yapboz. Bölümler ilerledikçe parçalar birbirine geçiyor. O yüzden romanı genel anlamda incelemek yerine parçalara ayırarak incelemeye çalışmak en sağlıklısı gibi bana göre. Bu noktadan itibaren spoiler içerecek incelemem. Ama diğer kitapların aksine bu sefer mutlaka spoiler yenilmesi için bu uyarıyı yapıyorum. Her bölümde başarılı şekilde kullanılan farklı anlatım tekniklerini bir kenara bırakırsak çok ilgi çekici ya da klasik mertebesine ulaşabilecek bir konusu yok. O yüzden ne olduğunu bilerek