Kadınların hem doğa hem de insan toplulukları tarafından daha fazla acı çekmeye mahkum edilişini anlamıyordu. Büyük bir haksızlık vardı bu konuda, evrensel bir adaletsizlik, doğanın kendisinde. Toplumsal eşitsizliğin ötesinde, doğa da böyle kurgulamıştı sanki, acı bir oyun gibi, her sahnesi işkence, her perdesi kan.
O gün, o an, geri dönülmez bir şekilde, sevdanın çalkantılı sularına, bilinmez bir denize demir atmıştı, evet, teslim olmuştu, bu teslimiyet bir yenilgi değil, bilakis varoluşsal bir zorunluluk, derin bir kabullenişti.
Zülfü Livaneli aşk ve sevginin tabanında olduğu, bunlara beklemenin hükmettiği, zorlu siyasi iklimin kendini gösterdiği yeni romanı ile karşımızda... "Bekle Beni", yazarımızın yeni romanı olmasının yanında, yer yer otobiyografiközellikler de taşıyor. Livaneli, eserinde ana odağına 1968 kuşağını ve "fikir suçu" kavramını alıyor. Okuma-yazma bilmenin, düşünmenin bile suç sayıldığı ve hükümete karşı olan en ufak davranışın bile affedilmediği yıllardan söz ediyoruz. Bu dönemde yapılanlar için bir mantık aramak mümkün değil. Tutuklananlar büyük bir acı ve belirsizlik içinde oldu gibi, asıl kederi geride kalan aileler yaşıyordu. İşte Zülfü Livaneli, ana karakterleri Leyla ile Selim'in arasına böyle bir siyasi çerçeve yerleştiriyor. Aşkın en büyük direniş olduğu gerçeği, iki aşığın satırlarında tekrar canlanıyor. Ana temanın aşk ve beklemek olduğu bu eserde, bana göre Zülfü Livaneli ters köşe yapıyor. Onun anlatımında beklemek, "özlemek, belirsiz bir süreyi çok çok özleyerek geçirmek" anlamına geliyor. Livaneli'nin gözünde aşk ise, tüm o sevgi seli ve çiçekli halinden sıyrılarak "sınavlardan geçmek, dayanabilmek" demek oluyor. Bu kelime oyunlarını ve kurguya etkisini okurken daha rahat anlamlandırabiliyorsunuz. Eserde yalın bir üslup kullanılıyor, sürükleyici gidiyor. Mektup tekniğinden fazlasıyla yararlanılıyor.
Leyla ve Selim, onlarınki 17 yaşa, lise yıllarına dayanan bir aşk hikayesi... Selim ilk görüşte Leyla'ya aşık olur. Hislerini anlatan bir mektup yazar, arkadaşı Leyla'ya teslim eder. Bir mektup daha yollar. Sonrasında pastanede göz göze geldiklerinde, onların kaderi çoktan çizilmiştir. Okullar biter, iş bulunur evlenirler. Kızları Zeynep doğar. Çift birbirlerine tutkuyla bağlanırlar. Selim'in askere gidişi, değişen kaderlerinin başlangıcıdır. Askerlik bitip geri
Her gün, sana sevgimi daha ne kadar verebilirim, diye düşünüyorum. Seni nasıl daha fazla mutlu edebilirim, nasıl şımartabilirim, senin nasıl üzerine titreyebilirim, diye düşünüyorum.