Batuhan

Batuhan
@batuhang23
Marmara Üniversitesi
125 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Yaşamın Dolanıklıkları
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 14:40
Bir kitabı incelerken ilk düşündüğüm kitabın içeriğinde nelerin anlatıldığı ya da okurken neleri anladığım oluyor. Bu kitap için bunları anlatmak hem güç hem de kitabın temasıyla örtüşmeyebilir. Bence daha çok bana hissettirdiklerini ya da kitaptaki deyimlerden seçersem "dolanıklıklarını" anlatmak daha doğru olabilir. Kitabın yazarı, çalışma stili, dili gerçekten diğer akademik, edebi kitaplar gibi değil, popüler bilim kitapları gibi de değil. Gerçekten kitap yaşamın içerisindeki bağlantıları, güncel sosyolojik, ekonomik ve çevresel bilgilerle harmanlayarak sunuyor. Bu da okurken sadece kitaba değil, kendi hayatımızdaki dolanıklıklarımıza bakmamızı sağlıyor. Kitabın açıkladığı, özel olarak kullandığı birçok kavram var, bunları burada tek tek saymak mümkün değil. Bazısı özgün bazısı özgün olmayan fikirler öne sürülüyor, bunlar da yine sıralanmaya ihtiyaç duymuyor. Çünkü kitap gerçekten yaşamın ağsal uzantılarını, günümüzde yaşadığımız sorunlarla koparmadan anlatıyor. Bu da okuma deneyimiyle yaşamı bağlarken kitabı ve içeriğini yaşamdan koparıp sayfalara, incelemeye sığdırmayı zorlaştırıyor. Yaşamın her şeye rağmen nerelere ve nasıl tutunduğunu gösteriyor. Anlamak için ve genel olarak okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Dünyanın Sonundaki MantarAnna Lowenhaupt Tsing · Yapı Kredi Yayınları · 202330 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beklentilerinizi sarsacak bir kitap...
1/10
·216 syf.··
2025 5. kitabı
Uzun zaman sonra yeniden 1000kitap'ta inceleme yapıyorum. Neden diye kendi kendime sorduğumda tek bir yanıtım var. Okuduğum kitabın gerçekten çok açık ve net şekilde tanıtımına uygun olmaması (tabii ki her tanıtım yazısı tanıttığı metni yüzde yüz ifade edemez ama) ve inanılmaz zayıf bir anlatım ile aktarılan yüzeysel hikayelerden oluşan bu kitabın çok yüceltilmesi. Kitabın tanıtım yazısı, hayatımızda bazı ihtimallerin değil de diğerlerinin gerçekleşmiş olmasına dair bir anlatıyı vaad ediyor. Kitapta ise birkaç çocuk kendi aralarında geleceği gösteren bir makine olsa nasıl olurdu dedikleri anda başlıyor. Sonrasında bu konudan koparak bambaşka olayları, kişileri, bağlantısız, düzensiz ve derinliksiz anlatan bir metin var. Esasında vaad edilen kurgu karmaşık bir romanı müjdeliyor gibi bir görünüm olsa da içeriğindeki tüm kavram ve temaları yüzeysel klişelerle kısa kısa anlatan ve aslında kitabın sonunda da birkaç sahneden başka hiçbir mesajı ya da bütünlüğü olmayan bir metin söz konusu. Burada illa bir kitaptan bütünlüklü sosyal, düşünsel mesajlar/içerikler beklemek gerektiğini söylemiyorum. Ancak bu o kadar kopuk ki bir kitap olarak bile herhangi bir şey anlatmıyor sanki sosyal medyada "kaydırdığımız" videolar gibi alt alta kimi anlamlı kimi anlamsız, kimi komik, kimi sıkıcı, kimi bizi ilgilendirmeyen paragraflar var. Metin kısacası bir düşünce, duyguya değil, kendi içindeki kurguya bile bağlanmıyor. Aslında yazarı, yazmak konusunda profesyonel bir yazar olduğu için böyle bir kitapla karşılaşmayı ummuyordum. Yine acaba Türkçe çevirisinde mi sorunlar var sorusu aklıma geldi ama kitabın çevirisi gayet ustaca gibi ki hatta kitapta ustaca gelen 4 husustan birisi. 1. İsmin merak uyandıracak şekilde seçilmesi ustaca. 2. Kapak tasarımı ustaca. 3. Tanıtım yazısı ustaca. 4.
Edebiyat
İnsanın Varoluşu
Puan vermedi·139 syf.··
2019 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2019 09:46
Simone de Beauvoir ile üniversite zamanımda tanıştım, Sade'ı Yakmalı mı eserini, 2018 senesinde okudum, Sade'ın eserlerini okumadığımdan, Beauvoir'ı da ilk kez okuduğumdan, benim için kalıntısı ne oldu, pek bir şey değil. Ancak bu kitabı okumak benim için gerçek anlamıyla heyecan verici oldu. Ben, bir kitabı okurken bazen düşünürüm, bir insan, bir masanın ardında, elinde kalemi, nasıl bu cümleleri sıralar, hadi daha azını sıraladı, sonradan diğerlerini ekledi diyelim, yine de bana gerçekci gelmeyen bir yanı vardı, kitap yazımının. Beauvoir'ın bu Denemeler'inde ise gerçekten bir insanın elinden dökülen şeylere dokunduğumu hissettim. İkinci olarak ise bu kitapla, çağdaş felsefelerden ilk defa bir temel metin okudum. Bu iki düşüncemin nedeni, kitapta kelimeler, kelimeleri kovalıyor ama aynı kelimeler de dönüp dolaşıyor, bir sohbet tarzında... Neyse, kitabın içeriğine geçeyim. Pyrrhus bir komutandır, hükümdardır; Cineas ise onun akıl hocası. Pyrrhus, Cineas'a fetih planlarından bahseder, Cineas'da, sonra ne yapacaksın, der, Pyrrhus'a bu sonra'ları o kadar tekrarlar ki en sonunda Pyrrhus, buraya gelip dinleneceğim, der. Cineas'da Pyrrhus'a o kadar yere gitmeden şimdi dinlen o zaman, der. Çok bilgece geliyor bu sözler insana ilk bakışta. Beauvoir ise bu sözlerin anlamsızlığını, insanın varoluşuyla, eyleme güdüsüyle, özne olma problemiyle açıklamış. Şunu da söylemeliyim, insan üzerine hiç bir araya getirmediğim, pek de düşünmediğim bir sürü kavram söylemiş ama üç tanesi beni daha çok etkiledi, aşkınlık, tasarı, varoluş. Bunları açıklamayacağım, merak eden kitaptan açar, okur. Ancak bu kelimelerle, insanı, bütün eylemleriyle kucaklayan bir düşünceye ulaşmış, Beauvoir, bunu da söylemeden bırakmayım.
Felsefe
DenemelerSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1989345 okunma
Kral Devlet
Puan vermedi·280 syf.··
2019 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2019 20:55
Ağaoğulları, bazen başka hocalarla birlikte (Levent Köker, Cemal Bali Akal...) bazen kendi başına, devlet teorisinin Batı dünyasındaki gelişimini anlatıyor. Bu seride başarılı bulduğum ve eleştirdiğim yönler var. İlk olarak, Ağaoğulları'nın bizzat okuyup kendi ilgilendiği yazarlar üzerine açıklayıcı ve kapsamlı yorumları var ve bu kitapların olumlu yönlerinden, ayrıca diğer siyasal bilimler hocalarına bulunduğu atıfların yerinde ve açıklayıcı olmasının da kitapları okurken bana yön gösterici ve faydalı olduğunu söyleyebilirim. Ancak bizzat okumadığı bazı siyasi teorisyenleri yorumlarken diğer siyasal bilimcilere yaptığı atıflarda konu bütünlüğü parçalanıyor, bu da bu serinin eleştirebileceğim yönü. Ağaoğulları, Köker ile birlikte bu kitapta, Avrupa kıtasından Yeni Dünya'yı görüş, mutlak Krallıkların zirvesi ve din olgusunun iktidardan ayrıştırılması ya da ona içkin hale getirilmesini bir panorama şeklinde seriyor gözler önüne. Fransa'da Cumhuriyetin Altı Kitabı ile monarkın kristal yapısını teorize eden Bodin, ardından Yeni Dünya'yı keşifle Avrupa kıtasına getirilen tonlarca altın, gümüş, değerli maden, bu sırada, Afrika kıtasından götürülerek köle edilen siyahiler, kazanan devlet İspanya ve düşünsel yaşamı, İngiltere'nin iç çekişmeleri ve İspanya ile olan gerilimi, Ölümsüz Tanrı Leviathan'ın teorisyeni Hobbes ile son buluyor kitap, Hobbes, insan insanın kurdudur demesinin yanında, devleti, "insanı, insanın Tanrısı yapan mekanizma" olarak ortaya koyuyor Hobbes.
Kral - Devlet ya da Ölümlü TanrıMehmet Ali Ağaoğulları · İmge Kitabevi · 199463 okunma
Hükümdar
Puan vermedi·229 syf.··
2019 29. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2019 17:24
Hükümdar, Machiavelli'nin üzerine çok konuşulan eseridir. Ancak sanırım bu konuşmaların birçoğu onu ve eserini kötülüklerle itham etmek üzerinedir. Okuduğum basıda, Remzi Kitabevi'nden çıkan, Vahdi Hatay'ın Türkçe'ye çevirdiği, içinde eseri, Fransızca'ya çeviren Amelat de la Houssaye'nin önsözü, Büyük Frederik'in çürütme denemesi, Voltaire'in de ona yazdığı önsözüyle birlikte sunmuş Hatay. Hatay kendi yazdığı önsözde eserden biraz bahsettikten sonra, Houssaye'nin Fransızca'ya çevirdiği eser için yazdığı önsözde satış güdüsüyle tarafsız olamayacağını, Voltaire'in de Frederik'in sarayında bulunduğundan tarafsız olamayacağını işaret ediyor. Zaten tarafsız da olmamaları gerekiyor bence. Hatay da bu tarafsız olma durumuna katılmayıp ya Machiavelli'yi kötülüğe mahkum etmeliydi ya da onu politikanın dahi kuramcısı diye göklere çıkarmalıydı demiyorum ama yargısını bildirseydi en azından ilgili bir kişinin fikrini öğrenmiş olurduk. Nedense bu aralar sıklıkla karşılaştığım bir durum olarak insanların "apolitik"leştirilmeleri olgusu revaçta. Sanırım Hatay da bu güdüyle geri durmuş eser üzerinde yargısını belirtirken. Ama ben tarafımı seçeceğim, hem de bu politikayla ilgisizleşmeye, tarafsızlığa da karşı çıkarak. Her zaman sözü edilen bir diğer olguyla birleştireceğim bunu, o da insanların uzman olmadıkları konularda konuşmamalarının gerektiğinin düşünülmesi. Hayır, bence insanlar konuşabildikleri her konuda konuşmalıdırlar zaten konuşabildiklerine göre bir ilişikleri var demektir. Hatta bu yığınlaşan konuşmalar faydalıdır da çünkü kirlilik temizlik gereğini doğurup, uzmanları harekete geçirir. Ayrıca politika konusunda ise insanların konuşmalarından ve taraf tutmalarından daha doğal bir şey olamaz çünkü hüküm olgusunun bulunduğu bir sistem içerisinde dünyaya gelen her insan
1000Kitap
Hükümdar ve Büyük Frederik'in Makyavel'i Çürütme DenemesiNiccolo Machiavelli · Remzi Kitabevi · 196620,3bin okunma