Bo

Olabilir.. Cuma? Efendim? Sen niye kaçıyordun? Boş ver. Öldüreceklerdi seni, değil mi? Boş ver, dedim. Devlet mi öldürecekti? Devlet bir kelimedir, Gazâ. İnsanlar öldürür.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kafes.
Hatta belki de depo halkı, demokrasiyi, gerçek hayattakilerden çok daha fazla hak ediyordu. Ne de olsa depo gerçek bir kafesti ve o insanlar, etraflarını sarmış duvarların, sırtlarını yaslayacak kadar farkındaydı. Ama gerçek hayattakilerin hiçbir şeyden haberi yoktu. Özellikle de bir kafeste yaşadıklarından! Haritalara baktıklarında sadece çizgiler görüyorlardı. Kırmızı sınır çizgileri. Hatta, bir kafes olduğunu fark edemedikleri kafeslerinin sınırlarına o kadar âşıklardı ki bu kırmızı çizgileri korumak için ölür, dirilir, sonra da yeniden ölebilirlerdi. Vatandaşlık bağıyla kendilerini boyunlarından demirlerine astıkları o kafesi korumak, bir onur meselesiydi. Belki de haklılardı. Ne de olsa, insanoğlunun onur meselesi haline getirebileceği pek bir şeyi de kalmamıştı Örneğin, dürüstlüğü onur meselesi haline getirmesi için artık çok geçti. Çünkü biyolojik gerçekler bir günde değişse ve insan yalan söylediği anda, beyin kanamasından ölse, dünya öyle boşalırdı ki dinozorlara yeniden yer açılırdı!
Sayfa 124·Kitabı okudu
Alıntı
Bu uyuşturucunun torbacısı kim?
Ama burada bitmiyordu. Çünkü bütün bunlar, daha geniş bir konuyla ilgiliydi: Insanın içindeki yönetme isteğiyle. Diğer insanlar üzerinde hüküm sürme ya da herhangi boyuttaki herhangi bir otoriteye dönüşme isteğiyle ilgili... Neden, bazı insanlarda bu istek gölgesinden bile hafifken, diğerlerinde bin damar çatlatacak kadar ağırdı? Nasıl oluyordu da, bazı insanlar geri kalan herkesi yönetmedikleri sürece kendilerini zavallı bir *r*spu çocuğu gibi hissediyorlardı? Otoriterlik bir virüs müydü? Ortaya çıkması için, toplumun bağışıklık sisteminin çökmesi mi gerekiyordu? Yöneticilik, bağımlılık yapar mıydı? Eğer öyleyse, bu uyuşturucunun torbacısı kimdi, gramı kaça gidiyordu ve aynı etkiyi yakalayabilmek için her defasında dozunu artırmak gart mıydı? Son olarak da, insan denen oyuncak, neden kendini bu denli önemsiyor ve önemsenmek için karaya vurmuş balık gibi çırpınıyordu? Muhtemelen, bütün bu soruların yanıtlarının zemininde, Harmin'in sözünü ettiği, ölüm korkusu ya-tıyordu. Yani hayatın sahte anlamı! Tabii eğer ortada bir ölüm korkusu varsa, elbet ölümsüzlük isteği de oluyordu.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Alıntı
Tek açıklaması, güç arayışıydı. İçine girdiği her ortamda, gücün tek sahibi olmak. Şiddeti çağrıştırdıkça korku yaymak ve korku yaydıkça güçlü olmak. Böylece, bir kez o aradığı güce kavuştu mu, her yalnız kalışında, kendisinde görmekten nefret ettiği ve okuldayken dışlanmasına neden olduğunu düşündüğü, kusurları yok olup gidecekti.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Alıntı
Şimdi bana bir söz ver.
"Dolayısıyla, eğer gerçek bir hayat yaşamak istiyorsan, gerçekten de bir amacın olsun istiyorsan, önce ölüm korkusunu atacaksın üstünden! Doğar doğmaz eline tutuşturdukları o ölüm korkusu denilen, hayatın, o yanında bedavadan verdikleri anlamı var ya, işte önce onu fırlatıp atacaksın! Ancak o zaman, özgür olursun! Ancak o zaman, gidip de hayatının gerçek anlamını bulursun! Şimdi bana bir söz ver."
Sayfa 114·Kitabı okudu