Gökhan Taşpınar

Gökhan Taşpınar
@batuhant45
Herşey sevgi ve bilgiyle mümkündur...
Yüksek Lisans
Antalya
Antalya
659 okur puanı
Ekim 2015 tarihinde katıldı
9/10
·428 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 21:10
İnsan zihninin, çocukluk döneminden gelen bir kısım davranış modelleri, düşünce kalıpları, alışkanlıklar ve toplumsal algıdan kaynaklanan yaşam biçimine uygun şekilde programlandığı halde insanların bu zihin yapısını kendisine altmiş gibi önemli bir yanılgı içerisinde olduklarını ifade eden yazar kitabında bu alışılagelmiş zihin programının eğer gerçekten istenirse değiştirebileceğini, zihnin yeniden programlanabileceğini örnek uygulamalarla kitapta anlatmaktadır. Kısaca eğer insanın gerçekliğini değiştirdiğinde yaşamını değiştirebileceğini ancak bunun çok da kolay olmadığını, farkındalık ve düzenli tekrar edilen sistematik uygulamalar ile başarılabileceğini ortaya koymaktadır. Bu anlamda yaşam amacının tekrar sorgulanıp, gerçek benliğine uygun davranış modellerinin yeniden programlanıp dışsal referanslara ihtiyaç duymadan, sadece yaşama karşı duyulacak hayranlık ve sevgi ile kişinin özgürleşebileceğini savunmaktadır. Yeniden bireysel gerçeklik yaratmaya ilişkin meditasyon ile desteklenen uygulamalı örnek modellere de kitabında yer veren yazar bu anlamda sadece teorik bilgiyle sınırlı kalmamıştır. Kendini yenilemek değiştirmek isteyen, düşünce kalıplarından, fasit dairelerinden, kendini sınırlandırıp aslında kendi yaşamını yaşamayan, farkındalığını derinleştirmek isteyen okurlara önerebileceğim yararlı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Keyifli okumalar…
Kendiniz Olma Alışkanlığını KırmakJoe Dispenza · Butik Yayınları · 20151,514 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·462 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2025 01:02
Bu değerli çalışmada; yaşamımızda hatırladığımız ya da hatırlamadığımız travmaların; yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkileyecek düzeyde bedenimizde rahatsızlıklara sebebiyet verdiği ve bu travmaların kaynağının ilaç tedavisi dışında alternatif bir çok yöntemle tedavi edilebileceği örnek vakalarla detaylı olarak yer verilmiştir. Yaşam boyunca deneyimlerimizin, beynin yapısını ve işlevini nasıl değiştirdiğini, bunun yaşam tercihlerine nasıl yansıdığını ve hatta kendimizi etkileyerek çocuklarımıza nasıl aktarıldığına ilişkin bilimsel çalışmalara da yer verilmiştir. Kitapta ayrıca çocuklar ve yetişkinlerin güvendikleri, görüşlerine değer verdikleri kişiler için her şeyi yapabilecekleri, sağlıklı ilişkilere dayanan bir topluma sahip olabilmek için ise güvenli ilişkilere dayalı ebeveynleri ile büyüyen ve güvenli bir şekilde oyun oynayabilen ve öğrenebilen çocuklar yetiştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. İhmal edilen, aşağılanan çocukların yetişkinlik döneminde değersizlik ve yetersizlik kaygısı yaşayacağı, kendilerini gerçekleştirmelerine izin verilmeyen çocukların ise yetişkin olarak kendilerini savunmalarının çok zor olacağı yönünde önemli bilgiler aktarılmıştır. Travmatik stresin şimdi ve burada tam olarak yaşayamama hastalığı olduğu yönündeki bilgi ise kitabın özünü oluşturmaktadır. Kitapta yer alan önemli bilimsel çalışmalar sonucunda tespit edilen travmaların tedavisinde ise yoga, nefes, meditasyon teknikleri ile thaici, aikido gibi uzak doğu sporlarının ayrıca çocukluk yaşında tiyatro çalışmalarına katılmanın son derece yararlı olacağı belirtilmiştir. Kısaca zihin-beden ilişkisine detaylı olarak yer verilen, kendimizle ilgili de bazı gerçeklerle yüzleşebileceğimiz bilgilere temas edeceğimiz kitabı, değerli 1000 Kitap okuyucularına rahatlıkla önerebilirim…
Beden Kayıt TutarBessel A. van der Kolk · Nobel Yaşam Yayınevi · 20182,431 okunma
Puan vermedi·568 syf.··
2025 1. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2025 23:46
Genel olarak bakıldığında Osmanlı imparatorluğunun son yıllarından 1990’lı yıllara kadar olan 200 yıllık geniş bir dönemi içeren önemli bir araştırma&kaynak kitabı olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte “yabancı bir tarihçinin mutlak tarafsız olduğu” yanılgısını da teyit eder nitelikte hatalı ve eksik bilgiler olduğu kanaatindeyim. Özellikle milli mücadele ve Cumhuriyet dönemine ilişkin kaynağı meçhul bilgiler içeren kitapta yerli ve yabancı bir çok yazarın kabul ettiği ve kaynak göstermek suretiyle 1919-1940 yılları arasındaki kurtuluş ve kuruluş döneminde öncelikle emperyalizme karşı kazanılan emsalsiz bir zafer ve de savaştan yeni çıkmış bir ülkede bu kadar kısa sürede gerçekleştirilen ekonomik, siyasal, toplumsal devrimler değersizleştirilerek ifade edilmiş. Örneğin sosyal ve siyasal devrimlerin, anayasal hakların yaşama geçirildiği aynı dönemde henüz Avrupa’da bile yaşama geçirilmemiş olan kadınlara seçme ve seçilme hakkı gibi son derece önemli hakların yasalaştığı bilgisine yer verilmemiş olması kabul edilemez. Bu devrimleri gerçekleştiren Cumhuriyetin kurucusunun diktatör olarak nitelendirilmesi ise yeterince araştırılmadan yapılmış subjektif bir değerlendirmeden öte gidemez. Gazi Mustafa Kemal Atatürk”ün Osmanlı subayı olduğu dönemlerdeki güney cephesi ve Çanakkale savaşlarında göstermiş olduğu başarılara da yer verilmemesi ayrı bir tartışma konusu. Dolayısıyla genel hatlarıyla her ne kadar okunabilecek bir kaynak olarak gösterilebilecek bu kitap yanında başka yerli ve yabancı kaynaklardan da yararlanılması, doğru bilgiye ulaşmak için kullandığımız referans kaynağını daha da sağlamlaştıracaktır.
Modernleşen Türkiye'nin TarihiErik Jan Zürcher · İletişim Yayınları · 20111,143 okunma
9/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2024 17:00
Zülfü Livaneli’nin edebi yönünü en güçlü şekilde yansıttığı kitabında; 2. Dünya savaşı sırasında nazi soykırımından kaçmaya çalışan ancak Karadeniz’de yolculuk yaptığı geminin batmasıyla eşini kaybeden bir Alman akademisyenin hazin ve çaresiz öyküsü, zengin edebi anlatımla okuyucularına aktarılmıştır. Soyağacında anne ve baba tarafında zulme uğrayan bir ailenin torunu ve kitabın baş kahramanı üniversite çalışanı Maya isminde bir kadın aracılığıyla yaşananları açık, anlaşılır ve yalın bir ifadeyle aktaran Livaneli kitabında aynı zamanda yaşama ve insanlığa dair çok şey de anlatmıştır. İnsanlığın dil, din, ırk gözetilmeksizin tarih boyunca bir çok defa zulme uğradığını, bu zulmün de bizzat devletler aracılığıyla gerçekleştirildiğini ifade etmiştir. Çok etkilendiğim ve artık Schubert’in Serenade’nı daha farklı bir anlamda dinleyeceğim aynı isimdeki kitapta büyük ustanın dediği gibi; “Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama!” Dolayısıyla, “Mesele sadece mutluluk değildi. Önemli olan yaşadığını, hayatın bir anlamı olduğunu, bir değeri olduğunu hissetmekti…” Keyifli okumalar diliyorum…
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2024 17:01
Varoluşçu psikolojinin öncülerinden olan Erich Fromm, kitabında “sahip olmak” ve “olma” ya ilişkin bakış açıları ve yaşam biçimleri arasındaki farkları ve sonuç bölümümde de gelişmiş toplum düzeyine ilişkin çözümlemeleri açık ve net bir şekilde aktarmıştır. Yaşama dair önemli görüş ve düşüncelerini aktarırken de Karl Marx’tan Hegel’e, Aristo’dan Spinoza’ya kadar önemli düşünür ve filozofların görüşlerine de yer vermiştir. Mutluluğa giden yolda bu farklı bakış açılarının insanları nasıl etkilediğini net bir şekilde ifade etmiştir. İnsanların dayanak aldığı referansların yaşama, insanlara, sevgiye, para kazanma, mal ve mülke, mevkilere bakış açısını nasıl değiştirdiğini ve “sahip olma” güdüsüyle hareket etmenin her yönden aç gözlülüğü, başkalarının zararına olan hırs ve başarı tutkusunu ve sonuçta mutsuzluk ve huzursuzluğu, sevgisizliği de beraberinde getireceğini dile getirmiştir. Tüketim toplumlarında genel olarak insanların “sahip olmak” güdüsüyle hareket ettiğini ve bu nedenle de değerler sisteminin nasıl çöktüğünü, toplumsal yozlaşma sürecinin nasıl hızlandığını bu değerli eserinde okuyuculara sunmuştur. “Olmak" ilkesini taşıyanların ise sahip olunan şeylerin kaybedileceğinden doğan endişe ve korkularının olmadığını, bundan dolayı da yaşam enerjilerinin, neşe, sevinç ve koşulsuz sevgi yoğunluklarının yüksek olduğunu, paylaşılmaktan keyif ve mutluluk duyduklarını, kısaca yaşama “mutlu olma”tercihleriyle baktıklarını ifade etmiştir. Yazar bu nedenle de sonuç olarak insanlığın kurtulabilmesi için ilk ve tek şartın “sahip olmak” ilkesinden “olmak” ilkesine geçmek olduğunu dile getirmiştir. Keyifle okuduğum ve sarsıcı bilgi ve düşüncelere temas ettiğim bu değerli kitabı değerli 1000Kitap okurlarına öneriyorum…
Sahip Olmak ya da OlmakErich Fromm · Say Yayınları · 20154,749 okunma