Tom sık sık başka insanların yerine geçtiğini hayal ederdi. Hiçbir şey için pişman değildi, ama elinden kaçırdığı şeyin, yani başka bir insan olmanın hayalini kuruyordu yinede. Bu insan, gözü balık tutmaktan başka bir şey görmeyen, yalnızca balığı çekmeyi amaçlayan şu adam da olabilirdi. Bu uyum, dinginlik ve yalnızlığı düşündürüyordu, hani şu güven duygusu uyandıran güzel yalnızlığı. İnsanın kendisinin seçtiği, dengesini güçlendiren yalnızlığı.
Kalbiyle benliğinin geri kalanı arasında garip bir bağlantısızlık vardı, bu bağlantısızlık öyle büyük ki göğsünün içinde hâlâ bir kalbi olduğundan şüphe etmeye başlamıştı.
Anne ve babası ondan hep uzak duruyordu, sanki onu kaybedeceklerini bildikleri için ona bağlanmak istemiyormuş gibi bir halleri vardı.
Bu uzaklık onunla beraber büyümeye devam etti. Yıllar boyunca ne onlar çocuğu anladı, ne de çocuk onları...