Sezen Aksu hepimizin Sezeni'ydi, 2002'den sonra Ak'su oldu. AKP destekçisi oldu. Yetmez ama evet'çi oldu. Açılım'cı oldu. Tayyip Erdoğan'ı şakşaklarken pek iyiydi, pek seviliyordu, yandaş medyada yere göğe sığdırılamıyordu. Ama ... Türban konusunda "bizi örteceğinize nefsinizi örtün" deyince, aniden AKP yandaşlarının hedefi oldu. Takvim gazetesi "kart serçe" manşeti attı. Akit gazetesi "küstah sanatçı bozuntusu" dedi. Yandaş televizyonlarda "başörtüsüne küfür ettiği" bile söylendi. Böylece... AKP destekçisi Sezen Aksu da, AKP'nin "ileri demokrasi"siyle tanışmış oldu!
CHP milletvekili Sabahat Akkiraz, Aylin Nazlıaka gibi yapmadı, hiç polemiğe girmedi, "suçu ve suçluyu övmek"ten Seda Sayan hakkında suç duyurusunda bulundu. Soruşturma açıldı. Seda Sayan savcıya ifade verdi, bilirkişi istendi, bilirkişi söz konusu yayını inceledi, "suç unsuru yok" raporu verdi. Neticede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı "basın özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne" atıfta bulunarak, takipsizlik kararı verdi. Namuslu gazeteciler mahkeme mahkeme süründürülürken, hapislere tıkılırken... imam nikahlı eşlerini hunharca öldüren herifi "sevimli katil" diyerek ekranlara çıkarmak, alkışlatmak, yılışık yılışık kahkahalar attırmak, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğüydü.
Normalde insan içine çıkmaması gereken bu herif, Seda Sayan'ın Show TV'deki programına konuk edildi. Seda Sayan gayet güzel sohbet etti, seyircilere dönüp "bu kadar güleryüzlü bir katil gördünüz mü?" diye sordu, kahkahalarla alkışladılar. Sefer Çalmak'ın öldürdüğü kadınlardan birinin oğlu canlı yayına telefonla bağlandı, "bu adamın televizyona çıkarılmasından rahatsızlık duyuyorum" diye tepki gösterdi. Seda Sayan "neden rahatsız oluyorsun ayol?" diye sorunca da, haklı olarak isyan etti, "neden olacak yahu, oradaki adam annemi öldürdü, normalde hapiste olması lazım, televizyon televizyon geziyor" diye bağırdı.
Bu memleketin ne kadar arsızlaştığının, ne kadar yüzsüzleştiğinin göstergesidir bu... Utanma, sıkılma, ayıp gibi kavramların tedavülden kalktığının kanıtıdır.
Bunların ruhuna öyle bir nefret tohumu ekilmiş ki, kardeşim... Ne diri, ne ölü, kendilerinden olmayan hiç kimseyi insan yerine koymuyorlar. Yaşarken mutsuz etmeleri yetmiyor, öldükten sonra da kahretmekten zevk alıyorlar.