Cevap verilemeyecek kadar amahbul olanlara cevap vermemek lazımdır; imahbullardan uzak durmak en iyisidir
Türkiye'de seçimler yaklaştıkça seçim stratejileri ve siyasi partilerin programları belirlenme yoluna girmekte. Araya cinnet toplumuna vurgu yapan daha vahim ve daha acil haberler girmediği zaman, gazetelerde, televizyonlarda, Twitter'da, sosyal medyanın diğer organlarında hep aynı konudan bahsetmekteler.
Peki durum bu şekilde yürümekteyken ve acayip çıkışlar yapan bazı insanlar da akla sığmayacak kadar rasyonalite-dışı tuhaf laflar etmekteyken Cezayir'de Kabil toplumundaki bir kelime aklıma geliyor: "imahbal" (çoğulu "amahbul"). Nerden çıktı diye sormak istenirse eğer, yine sosyolojik bir örnekten çıktığını söyleyeceğim. Sosyolog Pierre Bourdieu'nün dersleri üzerine yayınlanmış kitaplarından birinde, "Çıkar ve Çıkarsızlık" kavramları üzerinde durulmaktaydı. Cezayirli Kabiller üzerine olan kitabında bu örneğe rastlamıştım. Bugün garip duran bazı akıl yürütme biçimlerini okudukça ve duydukça, aklıma bir daha Bourdieu'nün örneğine dönüp bakmak geldi. Cezayirli Kabillerde önemli bir kavram olan "onur" üzerine kurulu bir ahlak sermayesinin varlığından söz eden sosyoloğu takip edersek, vermiş olduğu ilk örnek çıkacak karşımıza.
Bourdieu; burada, öyle bir insan tasvir ediyor ki, başkalarını çalıştıran, tıpkı bir feodal şef gibi her durumda kendisinde hak bulacak kadar cüretkâr, ekonomik vaziyeti çok iyi gitmese bile (veya prestij sermayesi alçalmakta olsa bile) her şeyi yapma yetkisini kendisinde gören, her şeyi başkalarından bekleyen, sözü sadece kendisinin sayan birisinden söz ediyor. Böyle insanlar var. Onlara Kabil halkında "amahbul" adı veriliyor. Bir utanmaz yüzsüz tarifi yapılmakta. Adap-ı muaşeret kurallarını aşacak, insanlarla iyi ilişkilerini bir yana