Oturmuş Trol bir taşın üstüne,
Elinde bir kemik, kemirmekte;
Yıllar boyu hep aynı kemik, kemirip durmuş,
Çünkü memlekette et çok kıtmış.
Çok kıtmış! Mok kıtmış!
Dağlarda bir mağarada yaşıyormuş Trol,
Ve oralarda et çok kıtmış.
Çıkagelmiş Tom, ayaklarında iki koca çizme.
Demiş ki Trol’e, “Hey, o elindeki de ne?
Amcam Tim’in kaval kemiği mi yoksa?
Ne işi var onun, mezarının dışında?
Dışında! Başında!
Yıllar geçti Tim amcam öleli,
Öyleyse ne işi var mezarının dışında?”
“Oğlum,” demiş Trol, “ben yürüttüm o kemiği.
Delikte çürüyen kemiğin kime ne faydası var ki?
Amcan çoktan nalları dikmişti
Ben o kemiği bulmadan.
Bulmadan! Bilmeden!
Ama bilse, biçare bir Trol’den bir kemiği esirgemezdi.
O kemik mezarda ne işine yarar ki?”
“Senin gibiler,” demiş Tom, “ne cesaretle,
Canlarının istediği şeyi geçiriyor ele?
O şey amcamın kaval kemiğiyse hele.
Geri ver o kemiği bakalım!
Çakalım! Kakalım!