Camın Ardında Kaldım
7/10
·288 syf.·
2026 87. kitabı
Sırça Fanus benim için açıkçası beklediğim etkiyi yaratmadı. Kitabı okumadan önce Sylvia Plath’ın hayatını da araştırmıştım ve hikâyesi beni baya etkilemişti, o yüzden kitaba da aynı yoğunluğu hissedeceğimi düşünmüştüm. Ama okurken aynı şey olmadı. Kitap, Esther Greenwood adında genç bir kadının hikâyesini anlatıyor. Esther başarılı, zeki ve geleceği parlak görünen biri. Bir dergi stajı için New York’a gidiyor ve burada dışarıdan “parlak” görünen hayatın içinde aslında kendini giderek daha boşlukta ve baskı altında hissetmeye başlıyor. Zamanla bu durum ağırlaşıyor, ruh hâli bozuluyor ve psikolojik olarak bir çöküş sürecine giriyor. Bu çöküş sırasında bir noktada intihar girişiminde bulunuyor ama hayatta kalıyor. Daha sonra hastanede tedavi görüyor ve toparlanma sürecine giriyor. Kitabın “sırça fanus” ifadesi de aslında bunu anlatıyor. Esther’in kendini dış dünyadan kopmuş gibi hissetmesini, insanların arasında olsa bile sanki arada görünmez bir cam varmış gibi yaşamını sürdürmesini temsil ediyor. Yani yaşadığı şey fiziksel bir yalnızlıktan çok, zihinsel bir kapanmışlık ve yabancılaşma hâli. Ama anlatım çok olay odaklı değil. Daha çok Esther’in kendi iç dünyası, düşünceleri, hayata karşı yabancılaşması ve ruh hâli üzerinden ilerliyor. Yani dışarıda büyük şeyler olmuyor, her şey onun zihninin içinde şekilleniyor. Beni zorlayan kısım da tam olarak burasıydı. İlk sayfalardan itibaren biraz durağan geldi, özellikle ilk 150 sayfada bayağı zorlandım. Sonradan hikâye biraz hareketlense de yine de tam olarak içine giremedim. Okurken sıkıldığım yerler oldu ve bir noktadan sonra sadece bitirmek için okuduğumu fark ettim. Aslında kitabın ne anlatmak istediğini anladığımı düşünüyorum ama his olarak bana geçmedi. Esther’in zihninin içinde
Sırça FanusSylvia Plath · Can Yayınları · 201517,2bin okunma
Veyl 1 - Ucube erkek karakter ve sorunlu diger kadro
4/10
·480 syf.··
2026 4. kitabı
Merhabalaarr! (Biraz spoiler verecegim, emin degilim ama bilerek okuyun) Veyl 1 romanıyla ilgili birkaç düşüncemi belirtmek istiyorum. Hikayenin ana fikri çok güzel, suçluları suçlularla cezalandırmak falan guzel bir fikir. Ancak karakterlerimiz o kadar kotu ki okumayı iskence haline getiriyor. Zaten erkek karakter wattpad camiasındaki tum karakterlerin ozeti gibi. Hepsi birbirine benzer o ayrı da bu karakterimiz yani Kunter arkadaşımızdan bayagı nefret ediyorum. Kızımızı resmen zorla yancısı yapıyor ve bunu romantize ediyorsunuz PUHAHWBAHWHNSHE bu durumun aynısını Beyaz Leke’de de görmüstük. Bu Kunter adam zaten Beyaz Leke Tugay’ın yan sanayi hali. Bence kardesi de olabilir o ayrı mevzu, burada Kunterin etnik kokenini veya akrabalık bağlarını tartışmıyoruz. Bence cok rahatsız edici bir karakter. Kitabı okuyalı nerdeyse 7-8 ay oldu o yuzden cok detaylı hatırlamıyorum her seyi ama kunter sağ olsun iğrenc insan aklımdan cıkmamıs. Benim hayatımda veya cevremde öyle birisi olsaydı muhtemelen sikayet ederdim bir yerlere. Seni ucube kunter bu haraketlerine hicbir kız ‘dusmez’ kaba tabirle. Bilmiyorum neden bu kadar kin güttügümü sorarsanız en basta ana karakter kızımızı zorla kendi bölgesine alıyor, yine zorbalıkla yonettigi bu kaos ortamında üstüne onu yancısı yapmaya calısıyor, ve sonunda kızımızı cok seviyor herkesi asıp kesiyor ama yoook kıza gelince süt dökmüs kedi gibi onu sahipleniyor. Cok rahatsız edici bilemiyorum artık ama. Kurgu da zaten klasik wattpad plot olarak devam ediyor, güclü kadın diye yine duygusuz, tiksinilen tarzda erkekler gibi herkesi bicen bir savas makinesi iteliyorlar ilerleyen bolumlerde yan karakter olarak. Guclu kadın bu değil yazar arkadaşlar lutfen kliselerden başınızı kaldırıp bi’ sokun şunu kafanıza, anlayın artık. Tek sorun bu değil
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025500 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·336 syf.··
2026 77. kitabı
Serinin ilk kitabına göre sanki daha yavaş ilerliyor ama sonlara doğru soluksuz okuyorsunuz. Millie, her şeye burnunu sokmadan duramıyor maalesef. Bu kadının başına ne geliyorsa hep bundan geliyor. Ayrıca asla akıllanmıyor; hep bildiğini okumakta bayağı ısrarcı biri. Bir de cabuk güvenmemesi gerektiğini öğrenmesi lazım. Gerceklik algisinda da bir problemi oldugunu düşünüyorum. Bazen bana her seyin sanrıdan ibaret oldugunu düşündürüyor Hayatının karmaşasından sebep kendine bir brokoli bulmuş, sevdiğini iddia ediyor. He aynen kanka, çok seviyorsun. Brokolinin de sevgisine hayran kaldım doğrusu. Her neyse... Olaylarda bazı kısımların çok uçuk olduğunu düşündüm şahsen. Onun dışında olay akışını sevdim. Bazen beni güldürdü, bazense gerilime soktu. Güzeldi.
Hizmetçinin SırrıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20237,4bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 98. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 02:35
Selamlar. Normalde kitaplığından ve sırayla okumadığım kitapları azaltmaya çalışıyordum. Ancak bu güzellik elime geçince o biraz geride kaldı. Ilk kitabı da sevmiştim ama burada işler daha eğlenceliydi diyebilirim. Gerçi kapağına da ayrı bayıldım. Konusundan biraz bahsedeyim. Yıllardır birbirinden nefret eden gazeteci Adriana ve Oburluk Prensi Gabriel beraber çalışmak zorunda kalır. Bu karanlık sırlar, huzursuz ejderhalar ve saklanan gerçekler arasında birlikte çalışmak zorunda kalırken birde nefretlerinin altında bambaşka duyguların olduğunu fark etmeye başlıyorlar. Vuhuu! Ben gibi #enimiestolovers severler toplanın acayip bir kitap ile karşınızdayım. Gabriel her sahnede dikkat çekiyordu. Ahh benim arsız prensim! Karakterler arasındaki atışmalar çok eğlenceliydi. Hani çoğu zaman kahkahalarımı tutamadım. Romantizm–olay örgüsü dengesi ilk kitaba göre daha iyi diyebilirim. O nefretten aşka gerçeğini dibine kadar hissediyorsunuz. Bu kitabı kapağı için alsam bile pişman olmazdım çünkü gerçekten aşırı güzel duruyor ama içi de beklediğimden daha keyifli çıktı. Yan boyamasını saatlerce abartabiliriz diye düşünüyorum. Bence Gabriel ve Adriana'nın birbirine laf sokmaları, sürekli gerilimli ama bir yandan da çekim dolu halleri kitabı taşıyan şeydi. Baştada söylediğim gibi nefretten aşka giden hikâyeleri seviyorum ve bunda o his bayağı vardı. Bu detaya bayıldım. Ejderhalar, sırlar, şeytani saraylar ve gizemli olaylar da hikâyeyi daha ilginç yapmıştı. Sadece bazı yerlerde tempo biraz yavaşladı ve sonlara doğru her şey hızlı çözüldü gibi hissettim. Ancak genel olarak romantik fantastik seven biriyseniz kendini kolay okutan, karakterlerine bağlanabileceğiniz bir kitap olmuş diyerek yorumumu bitireyim. Unutmadan kitapta yetişkin içeriğe yer verildiğinide söylemek isterim.
Sırlar TahtıKerri Maniscalco · Ephesus Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·387 syf.··
2026 26. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:58
Serinin 5 kitabında Merlin'in ülkesi Fincayra büyük bir tehlikede. Sonsuza dek yok olmak üzere. Düşmanı Rita Gawr ve ordusu Öbür Dünya'dan geri dönüyor ve savaşı başlatıyor. Ülkesi tehlike altındayken aynı zamanda ülkesinin çocuklarını öldüren bir kıyıcı ile de mücadele etmek zorunda kalıyor. Yani anlayacağınız bir yanda ülkesi, bir yanda çocukları korumak isterken Merlinimiz yine büyük bir sınavdan geçiyor. Ben bu Kıyıcı adamın etkisinde kaldım bayağı. Adamın kolları yok ve kolları yerine kılıçları var. Özellikle bir de kimsesiz çocuklara kıyıyor. Aslında severek okudum, sadece çok fazla yoğun bir döneme girdiğim için okuyup bitirmeye vakit bulamadım. Onun dışında iyiydi. Güldüğüm yerler bile oldu. :)
Merlin 5 - Bilge Büyücünün KanatlarıT. A. Barron · Parodi Yayınları · 2019242 okunma
Kitap, kitap gibi değil vasat gibi kokuyordu.
2/10
·120 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:13
Kitabı alırken aslında istediğim şey, Gazali, Farabi gibi ünlü alimlerden esinlenmek, ve onlar aracılığıyla hakikati aramaktı. Lakin okurken tam bir hayal kırıklığı yaşadım diyebilirim. Madem kitap Farabi'nin değildi. Sadece Farabi'nin üç beş ünlü sözünü koca bir sayfaya yazacaktınız o zaman neden yazarı Farabi'ymiş gibi kitaba bastığınızı merak ediyorum doğrusu. Bu bir insan aldatmacasıdır halbuki kitapta basit ve sıradan düzeyde insanı aldatmanın ahlaken uygun olmadığını dile getirmişken bunu yapmak çok gülünç doğrusu. Farabi'yi inceleyen kişinin yazı dilini beğenmedim. Oldukça bayağı, tekdüze ve hatalarla doluydu. Üstelik kitabın editörü birçok kelimeyi yanlış yazmış. O duruma da ayrı sinirlendim. Benim için bu kitap para ve zaman istafından başka bir şey değildi. 2 puanı da Farabi'nin içerikle alakası olmayan sözlerine verdim. Ona saygımdan yani yanlış anlaşılmasın. Genel olarak vasat bir kitaptı. Almanızı tavsiye etmiyorum.
Farabi - Var mısın ki Yok Olmaktan Korkuyorsun?Mesud Topal · Destek Yayınları · 20209,3bin okunma