Uzun zamandır susuşum, kafamdaki bu dağınıklıktan. şu dünyada, okuyarak, yaşayarak edindiklerimin tümünü, unutmuşum gibi bir duyguya kapılıyorum; geceyarıları uykusuz otururken.
Akşam
hüznümün soluk aynası
vurdukça yüreğime kanım oynaşır
derinleşir acısı parmakuçlarımın
kırmızı bir ölümü görmüş gibi
kanarım.
yoruldum
değiştirmekten kanını yüreğimin
her gün yeniden başlayan
çığırtkan bir şarkıyı söylemekten
hergün
yeni bir şarkı bestelemekten
ben hüznün
ben gölgemin kiracısı
yeni bir ev değiştirmekten
hergün
gövdemle büyüyen hüznümle
kimselerden habersiz eskiyen yüreğimin
dinlemiyorlar
dinlemiyorlar şarkısını oy
sustukça çoğalıyor tekliğim
ah benim sıska yüreğim
ah benim kimselere söz geçiremez yüreğim
ah benim
neyim kaldı elimde ah benim
üreyemiyorum kendime
Sanki dünyanın bi köşesinde duvar dibine çökmüş, dizlerimi kendime çekip oturmuşum. geçip giden hayata bakıyorum. unutulmuş gibi, hiç görülmemiş gibi... ben bile yüzümü unutmuşum.
Seni beş dakika uzaktan olsun sahiden görebilmek için şu münasebetsiz hayatımın beş on senesini verirdim. laf olsun diye söylemiyorum. artık hayatta o kadar az şey isteyen bir insanım ki seni görebilmek en büyük ihtirasım.