Gerçek ne kadar ironik olabilir. Korkunç sevgi bakanlığı, yalancı gerçek bakanlığı... Salt gerçek de ne? Yoksa başkaları tarafından değiştilebilen olgulara hakikat diyebilir miyiz? Kime göre gerçek, neye göre yaşanmamış? Geçmiş değiştirilebilir mi? Yok edilip ya da tekrardan yaratılabilirmiş. Var olmayanlar yaratılır. İnsanlar vardan yok, yoktan var edilebilirmiş. Özgürlük anlayışının, sisteme kölelik olduğu, insanların cahilliğinin aslında devletin yegane gücü ve sürekli savaşın da barışı getirdiği totaliter düzen.
İnsanların bireyselleştirildiği, objeleştirildiği, yalnızlaştırıldığı bir distopya 1984. Bireyler aslında düzen için bir araçtır. Geçmiş yaratılıyor. Var olmayanlar yaratılıyor. Var olanlar artık yaşamamış sayılıyor, hiç yokmuş gibi. Sözcükler ortadan kaldırılıyor. Dil yok ediliyor, yozlaşıyor. Kelimeler yok ediliyor söz dağarcığı küçülüyor. Dil olmazsa ne kalır? Tarih, dil, düşünce kabiliyeti yok ediliyor. Tek amaç düşünceyi kısırlaştırmak, artık düşünememeyi sağlamak, düşünmeyi sağlayacak en temel sözcükler bile elden alınacak. Düşünce biçimlerini olanaksız kılmak aslında amaç, düşünce ufku daraltacak ve köreltecek biçimde düzenlenip tasarlanıyor.Bilinç yok olacak.
DÜŞÜNEMİYORUM ÖYLEYSE YOKUM.
Parti üyeleri mi insan yoksa proleterler mi? Proleterler ve hayvanlar özgürdür, özgürmüş. İnsanın hayvandan ne farkı var ki bilinç, sorgulama, baş kaldırı yok, insan yerine koyulma yok fakat özgürlükleri var proleterlerin, en azından o kabiliyet alınmamış onlardan. Proleterler > parti üyeleri
Zihin de gerçekten denetlenebilir mi, kimse ne düşündüğümüzü bilebilir mi? Peki artık düşünemeyebileceğimiz bir an gelir mi? Tabii ki gelebilir, sözcükleri ortadan kaldırarak, dili yok ederek, söz dağarcığını küçülterek. Bilimin yaptıklarının bilim tarafından bozulmasına