Betül

ÇOK TEPKİLİYİM!
3/10
·352 syf.··
2021 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2021 13:18
Öncelikle bu kitabı okuduğum için çok pişmanım. Uzun bir kitap olduğu için bayağı vakit harcamıştım fakat çok acıyorum o vaktime. Zar zor bitirebildim kitabı zaten. Hadi bit, çabuk bitt, uzatmaa, boş yapmaa diye diye bitirdim resmen. Edebi olarak zevk alamadım maalesef. Beni doyurmadı. Anlatımı basit olmakla beraber etkileyici değildi. Bilmiyorum ya tanıdığım bazı arkadaşlarım bile bu kitaptan daha iyi yazıyor. Üzüldüm harcadığım zamana. İyi ki almamışım da pdf olarak okumuşum. Kitaplığıma girmeyi hak etmiyor:)) Tamam Japon kültürüyle bizim kültürümüz çok farklı olabilir ama ya Japon’ların ya da bu yazarın gerçekten cinsellikle kafayı yemiş olduklarını düşünüyorum. Dervişin fikri neyse zikri de odur misali. Kitabı okurken açık saçık kitap veya dergi mi okuyorum belli değildi. Abi ne okudum ben dedim kafayı yedim. Edebi bir kitap mı okuyorum veya seks hikayeleri mi okuyorum ben? Ne okuyoruz biz? Kitapta anlatılan her karakterin saçma sapan bir cinselliklerini okuduk. 30 küsur yaşındaki kadının 13 yaşındaki küçük bir kızla eşcinsel maceraları mı dersiniz, kafayı cinsellikle bozmuş bir kızın ölen babasının resmi karşısında kendini çıplak sergilemesi mi dersiniz. Cidden böyle çok okunan bir kitabın böyle ucuz ve basit bir eser olduğunu bilmiyordum. Okumayan hiçbir şey kaybetmez. Gerek yok yormayın kendinizi. Bi de övüyorlar yazarı ‘İşte Haruki Murakami bilmem böyle başarılı şöyle sanatçı mükemmel yazar, Nobel kazanmalı’ sadece gülerek okuyorum bu övgü yorumlarını. Çok çok tepkiliyim. Paragraflar gereksiz uzun, abicim tamam da ne anlatıyorsun boş konuşuyorsun, iki cümlede özetle. Gereksiz uzatmalar çok verilmiş. Şu kitap 100 sayfada daha başarılı tekrardan yazılabilirdi. 353 sayfa gercekte eziyettt!! Anlatımını çok yavan buldum. Aynı üslubu wattpad kitaplarında da
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ne ölüyüm ne sağım. Araftayım
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2021 23:14
Benim adım Zebercet. Ze ber cet. İsmi kulağa aşina gelmeyebilir ama karakteriyle hemen hemen her zaman etrafımızda görebileceğimiz sorunlu insan tiplerinden biri. Hangi Zebercetlere denk gelmedik ki? Ana sayfa haberlerinde, Anadolu’nun ücra köy yaşantılarında, adını duymadığımız bucaklarda, mahallelerde, Müge Anlı’da... Arkadaşımız, eşimiz, dostumuz, komşumuz, kardeşimiz, abimiz hatta babamız. Zebercetler her yerde. Belki de zorunlu koşullarda bizim de içimizde! Bir insan bilinçaltını ne zaman yeraltından yer üstüne çıkarabilir? İşte Zebercet’in dönüm noktası o meşhur gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın. O kadından sonra hayatı, düzeni, aklı karışır. Belki de bahanedir sadece kadının varlığı! O kadına değil de kendi sapkınlığına takıntılıdır. Kadını bekler günlerce, adını sayıklar, aklından çıkaramaz fakat onun gelmemesi üzerine Zebercet kendiyle konuşur saplantılı hale gelir. Halüsinasyonlar görür gururu zedelenir. Erkekliği baskın çıkamayınca umduğunu etrafında bulmaya çalışır. Ortalıkçı kadınla ilişkilerinde hakkı olmayanı almaya çalışır. Otel kapılarını dinleyip cinsel ihtiyacını ortalıkçı kadından karşılamaya çalışır. Sadece paspastır onun icin ortalıkçı kadın. Bir nesne, bir araç, bir fayda, bir hiç... Kimsesiz ve dışlanmış bir kadın olduğu için istediğini yapabilme özgürlüğü hakkına sahip olduğunu düşünür. Bu kadını öldürme sebebi de belki bu kendisine ait olma düsüncesi, başkalarının kadına sahip olma düşüncesini hazmedememesidir. Gözünü kırpmadan soğukkanlılıkla kafasının içinde ve gerçek dünyasında suç işleyebilme potansiyeliyle ortalıkçı kadının ve kedinin ölümüne sebep olan Zebercet ağır birtakım içsel bunalımlar ile idi yani alt benliğiyle bir duygu durum halindedir. Zebercet yavaştan otelden çıktıkça idi de zihninin kıvrımlarından kendini salmaya
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
8/10
·117 syf.··
2020 25. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2020 17:40
Ne kadar meraklıyız olamayan şeylere, insanları ne kadar da büyütüyoruz benliğimizde, yere göğe sığdırmıyor, bu dünyadan olmadığını varsayıyoruz. Bilinmeyene duyulan istek, bu denli köreltebilir mi bizi? Kör olmak, bakıp görememek, pireyi deve yapmak... Ulaşılmaz olan mı bu denli arzulu, ulaşılamayacak olmak mı bu kadar delirten seni? Neden aşklarımızı sıradan birine indirgeyemiyoruz? Nerden geliyor bu yücelik duygusu. Sahip olmak için mi seviyoruz, aşık oluyoruz? Sanırım böyle kitaplar okumayı özlemişim. Zaman ve mekanın dışında kalır olaylar. Birbirlerine dönüşen veyahut şöyle ifade etsem daha iyi olur: kişilik bölünmesi yaşayan bir kahraman. Rüya, hayal, gerçek; geçmiş, şimdi, gelecek birbirine karışık. Acıların ifadeleridir. Ebedi, hiç geçmeyen, bitmek bilmeyen acıları... Çaresizlik, korkular, özlem, umutsuzluk,keder, monologlar yüzleşmeler, itiraflar ne kadar iyi anlatılabilirse o kadar iyi dile getirilmiş; betimlemeler, içselleştirmeler ne kadar okura geçebilirse o kadar insan içine işlemiş bir anlatım. Ölümün soğuk nefesini ensede hissedercesine ölümden kaçıp tekrar ölümle birleşme hisleri... Ahmet Kaya’nın bir şarkısında geçen şu cümleyi hatırlattı: Ölümü özledim anne! Yaşamak isterken delice.
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 201736,6bin okunma
Fikirlere kurşun işlemez
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2020 19:13
Gerçek ne kadar ironik olabilir. Korkunç sevgi bakanlığı, yalancı gerçek bakanlığı... Salt gerçek de ne? Yoksa başkaları tarafından değiştilebilen olgulara hakikat diyebilir miyiz? Kime göre gerçek, neye göre yaşanmamış? Geçmiş değiştirilebilir mi? Yok edilip ya da tekrardan yaratılabilirmiş. Var olmayanlar yaratılır. İnsanlar vardan yok, yoktan var edilebilirmiş. Özgürlük anlayışının, sisteme kölelik olduğu, insanların cahilliğinin aslında devletin yegane gücü ve sürekli savaşın da barışı getirdiği totaliter düzen. İnsanların bireyselleştirildiği, objeleştirildiği, yalnızlaştırıldığı bir distopya 1984. Bireyler aslında düzen için bir araçtır. Geçmiş yaratılıyor. Var olmayanlar yaratılıyor. Var olanlar artık yaşamamış sayılıyor, hiç yokmuş gibi. Sözcükler ortadan kaldırılıyor. Dil yok ediliyor, yozlaşıyor. Kelimeler yok ediliyor söz dağarcığı küçülüyor. Dil olmazsa ne kalır? Tarih, dil, düşünce kabiliyeti yok ediliyor. Tek amaç düşünceyi kısırlaştırmak, artık düşünememeyi sağlamak, düşünmeyi sağlayacak en temel sözcükler bile elden alınacak. Düşünce biçimlerini olanaksız kılmak aslında amaç, düşünce ufku daraltacak ve köreltecek biçimde düzenlenip tasarlanıyor.Bilinç yok olacak. DÜŞÜNEMİYORUM ÖYLEYSE YOKUM. Parti üyeleri mi insan yoksa proleterler mi? Proleterler ve hayvanlar özgürdür, özgürmüş. İnsanın hayvandan ne farkı var ki bilinç, sorgulama, baş kaldırı yok, insan yerine koyulma yok fakat özgürlükleri var proleterlerin, en azından o kabiliyet alınmamış onlardan. Proleterler > parti üyeleri Zihin de gerçekten denetlenebilir mi, kimse ne düşündüğümüzü bilebilir mi? Peki artık düşünemeyebileceğimiz bir an gelir mi? Tabii ki gelebilir, sözcükleri ortadan kaldırarak, dili yok ederek, söz dağarcığını küçülterek. Bilimin yaptıklarının bilim tarafından bozulmasına
Bin Dokuz Yüz Seksen DörtGeorge Orwell · Can Yayınları · 2014199,9bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2020 15:06
Aslında incelemelerimi kendim için yazıyorum, okuduğum kitaplardan maksimum verim almak ve okuduklarımı unutmamak, bende uyandırdığı duyguları kendimde tam olarak yer edinebilmesi için. Bu yüzden spoiler, eksik veya tam anlamıyla analiz kaygılarına girmeden istediğim şekilde yazıyorum. Hakkını veremeyebileceğim için özgüvenle yazamıyorum. Her neyse başlıyorum. Kitap 1914 yilinda yazilmis ve bundan 5 yil once 1909’da Trajik Hafta’da anarşistler, sosyalistler ve cumhuriyetciler militarizme ve somurgecilige isyan etmiştir Bu ayrintiyl da Unamuno romanda Eugenia’nın enistesinin agziyla bu SİYASİ SİS’i romanda ucundan değiniliyor. Roman psikolojik ve felsefik ogeler barındırır. Sıkıntı, zaman, ölüm, gerçeklik, kurgusallık, mülkiyet ve siyasi tarzda terimlerle akış sağlanır. Roman kahramanı Augusto’nun kendi monologlarıyla gönlümü daha çok çelmiştir. Aslında bir arayıştadır Augusto. Eugenia onun yaşamında kendi deyimiyle sisinde bulduğu yeni çözümdür, arayışıdır. Amacı aşktı. Soyuta aşıktı ve bu hep içinde var olmuştu. Önüne gelen herkese aşık olmuştu kendi deyimiyle. Sevdiği Eugenia veya Rosario değildi. Eugenia ile sadece bu içindekini gün yüzüne çıkardı. Eugenia bir simgeydi. Aradığı ve bulmak istediği ruhtu yalnızca. Eugenia kazanılması gereken savaştı. Yaşamındaki anlamdı arayıştı. Aşka sığınarak varoluşunu gerçekleştiriyordu bu bağlamda. Genel hep sorgulamalarla geçer. Varoluş, duygular, mantık, gerçeklik, kurgusallık, intihar sorgulanır. Duyguları ve mantığı arasında sorgulamalar yaparken kendini somut dünyada var olduğunu hissederken, varoluşsal bunalımı artmış, intihara kadar sürüklenmiştir. Bu intiharı da Victor, Unamuno’nun kendi fikirlerini dayattığı kahraman, aracılığıyla bilincine yerleştirmiştir. Ruhsal bunalımlar iç monologlar sayesinde daha gerçekçi
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma