x

derin
10/10
·687 syf.·
2021 6. kitabı
Nietzsche'nin neden "Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski” dediğini bu kitabı okurken çok iyi anladım. Bu roman sadece bir cinayet romanı değil. Çünkü ben bu kitabı okurken, her şeyde her yerde gördüğüm ve adını bir türlü koyamadığım çoğu davranışı, duyguyu tekrar yaşadım. İnsanların bir türlü dışa çıkaramadığı karanlık taraflarını tek tek ortaya koymuş. Bir katilin psikolojisi.. çaresiz bir annenin psikolojisi.. sorgu yargıcının psikolojisi.. bir fahişenin psikolojisi.. dostluğun psikolojisi.. aşkın psikolojisi.. her şeyi deneyimledim ben bu kitapta. Her insanın bulunduğu konumunun özel bir psikolojisi var sanki. Bunu her gün yaşıyoruz. Bulunduğumuz konumların, kimliklerin tutsağıyız ve bu psikoloji altında eziliyoruz. Ama bu kitabı okurken hepsinin zihninde rahatca gezebildim. Bazı insan davranışlarının sebeplerini gördüm. Bu kitabı okurken iyiyle kötüyü tekrar sorguladım mesela. Raskolnikov'un yazdığı o makale.. Her kelimesi doğrudur o makalenin. Bu dünyaya, bu insanlık tarihine parmağını kalıcı olarak basmış her kimse birer suçlu olmuştur. O kadar doğrudur ki o makale. Seçkin insanlar SUÇLUDURLAR. En azından şöyle ki amaçları doğrultusunda makyavelist bir anlayış benimsemeleri ve önlerine çıkan her engeli yok etmelidirler. Bunun içindir ki tarihte hep acımasız olmakla ya da suçlu olmakla suçlanmışlardır. "muhammed napolyon kanuni birer suçluydular. akıllı insan suçlu olmak zorundadır." Daha uzun bir incelemeyi hak eden bir kitap fakat ben ne dersem diyeyim bu kitabın derinliğini buraya aktaramayacağım. Kesinlikle okunması gerekiyor.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şeytanın kitabı (!)
9/10
·128 syf.·
2020 28. kitabı
Niccolo Machiavelli tarafından kaleme alınmış bu kitap adeta prens ve hükümdarlar için "Devlet nasıl yönetilir" sorusuna cevap niteliğinde, rehber bir kitap. Kitabı okumadan önce Niccolo Machiavelli ve kitabı "Prens" hakkında yapılan yorumları ve incelemeleri okuduğumda, aklımda bir şeytan imgesi belirdi. Ama kitabı okuduğumda, bu imge uçup gitti. Prens hakkında, "şeytanın kitabı" diye bahsetmek için içinizden kalp fışkıran yumuşak bir ayıcık falan olmanız lazım. Siyasette ve devlet yönetiminde ahlaki değerleri göz önünde bulundurmanız sizin yıkımınıza yol açabilir. Çünkü insanlar güç ve otorite için yozlaşabilirler, kötü olabilirler veya amaca giden her yolu mübah sayabilirler, sizin bunlar karşısında her zaman dürüst ve iyi olmaya çalışmanız, bir kaplan saldırısına karşı kedi gibi miyavlamaya benzer. İnsanların insanlıktan çıkıp, hayvan gibi zora başvurdukları zaman sizin de tilkileşip tuzaklardan etkilenmemeniz ve yeri geldiğinde aslanlaşıp kurtları uzaklaştırmanız gerekir. Prens veya hükümdar, otoritesini kaybetmemek ve güçlendirmek uğruna her şeyi yapabilir. Otoritesinin zayıflamaması için ahlaki tüm değerleri yok sayıp elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Böyle yaptığı müddetçe hem otoritesi sağlamlaşır, hem de saygınlığı artar. Devleti hem dış güçlere karşı korumuş olur hem de iç ayrılıklara karşı. Bir prensin otoritesini güçlendirmenin en etkili yolu halkıyla arasını iyi tutması, onlar tarafından sevilmesi ve halkına karşı iyi şeyler yapmasıyla mümkündür. Çünkü prensini seven bir halk, dış düşmanlara karşı da iç düşmanlara karşı da prensin ve devletinin yanında olacaktır. Prensi sadece politik bir kitap olarak değerlendirmek yanlış olacaktır. Çünkü edebi ve felsefi yönüyle de dikkat çeken Prens, okumaya değer ve bir çok hakikati içinde barındıran bir
PrensNiccolo Machiavelli · Remzi Kitabevi · 201920,4bin okunma
9/10
·118 syf.·
2020 27. kitabı
İdam cezasını bir idam mahkumunun gözünden anlatan bu kitap; idam cezasının ne kadar iğrenç olduğunu, giyotinin ne kadar acısız bir ölüm vaat etse de o ölümü beklemenin bin kere ölmekten daha beter olduğunu bize gösteriyor. İnsanlara örnek olsun diye yapılan idam cezaları, tam tersine insanları bu cinayete duyarsızlaştırarak onları birer soğuk canavara çevirmiştir. Tersi uygulanan ülkelerde - idam cezasının kaldırıldığı toplumlarda- suç oranında azalmalar görülmüştür. Victor Hugo'nun okuduğum ilk kitabı olduğundan dilini biraz yadsısam da açıkcası kitabı çok beğendim.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma
Sonsuz güç ve bilgelik
10/10
·156 syf.·
2020 26. kitabı
Kitabın her sayfasında altını çizdiğim en az bir cümle var. Kitap beni defalarca onu köşeye koymam ve derin düşüncelere dalmam için beni itti. Bir imparator tarafından kaleme alınan bu kitap sıradan bir kitap değil, imparator da sıradan bir imparator değil. Filozof imparatorumuz bu kitabı kendine anayasa hazırlarcasına hazırlamış. Her bir satırında bilgelik ve tecrübe yatıyor. Bu kitabında kendi içselleştirmek istediği yaşama tarzını kendi kendine yazmış aslında. Edindiği tecrübeleri, hocalarından aldığı bilgileri aktarmış. Machiavelli'nin bahsettiği en iyi 5 roma imparatorunun sonuncusu olan Marcus Aurelius Antoninus Augustus döneminde Roma'ya altın çağını yaşatmıştır. Hem imparatorluğunu hem de kendi hayatını layıkıyla idare etmiş. Bu mükemmel insanın düşünceleri ve yaşam tarzı gerçekten beni çok etkiledi. Sonsuz güç karşısında yozlaşmayan bir zihin yapısı, herkeste bulunamayacak bir bilgelik türü. Kitapta içselleştirmek için köşeye not çıkardığım çok şey oldu. Bu kitabı tekrar tekrar okuyacağım. " Özetle bir adamın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil."
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa
10/10
·177 syf.·
2020 23. kitabı
Sokrates'in öğrencilerinden olan Platon'un yazdığı bu kitap, Sokrates'in başına gelenleri ve diyalogları bize aktarıyor. Sokrates'in dönemin aydınları ile yaptığı tartışmalar onun iftiraya uğramasına (dinsizlik ve gençleri yoldan çıkartmak) ve nihayetinde yargılanarak idam cezasına çarptırılmasına sebep olmuştur. "onların hiçbir şey bilmediklerini bilmemeleri bilge olmadıklarını, benim ise hiçbir şey bilmediğimi kabul etmem beni bilge yapar" Mahkeme bölümü özellikle benim en etkilendiğim bölümdü. Çünkü mahkemede Atina'dan sürgünü seçip kentinden uzaklaşarak idam cezasından kurtulabileceği halde savunabildiği kadar kendini savunup, ülkesinin yargıçlarının kararına boyun eğdi. Duruşma sırasında hiçbir sözünü esirgemedi ayrıca ölüm kararı ellerinde olan yargıçlara alaycı ve gerçekçi bir şekilde konuştu. "Bir değil bin kere ölmem gerekse bile düşüncelerimden vazgeçmem" Sokrates'in cezası kesinleştiğinde dostları, dönemin zenginleri hatta diğer ülkelerden dostları bile onu hapisten kaçırmaya hazırlanmışlardı, yeni bir kent yeni bir hayat onun için çoktan dostları tarafından hazırlanmıştı. Fakat o bunu kabul etmedi. Dostlarıyla son ana kadar hücresinde felsefe konuştu. Ruh üzerine konuştuğu son bölüme çok da katılmasam bile son anlarında böyle soğukkanlı olması, ölüme korkusuz ve rahatça gidebilmesi beni gerçekten etkiledi. Son anlarında kadınların ve çocukların dışarı çıkmasını istedi. Böyle yaparak oluşacak duygusal atmosferden kurtulduğunu düşünmüştü fakat baldıran zehrini dikip son damlasına kadar içtiğinde çevresindeki tüm dostları gözyaşları içinde kendilerinden geçtiler. Onları kibar bir dille uyararak ağlamamalarını söylerek uzandı ve ölümünü bekledi. Onlarla yine de konuşuyordu. Son dileği Sağlık tanrısına bir horoz borcu olduğunu ve kritondan onu ödemesi isteği
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Panama Yayıncılık · 202164,8bin okunma