Deriiiin derin nefes alırken kendime şefkat duyuyor ve her şeyi bağışlayıp sevgiyle kucaklıyorum diyemeyeceğim, ne kadar uğraşırsam uğraşayım kendimle o şekilde muhatap olamıyorum. Ama galiba artık hiçbir şeyi eskisi gibi takmıyorum. Sonuçta tövbemi bozup yeniden yazıyor muyum, yazıyorum. Arthur Conan Doyle'a ölmüş Sherlock'u dirilttiren hayat, sana bana ne yapmaz Osman.
"Neye bakıyorsun?" diye sordu dişlerini sıkarak, rahibe olan konsantrasyonunu bozmadı.
"Sana, prenses."
"Odaklan."
"Odaklanma işini daha sonra, evliliğimizi tamamladığımızda yaparım."
"Kyle!" diye tısladı.
"Ne? Beni baştan çıkaran sensin."
"Seni hayalarından tekmelediğimde baştan çıkmaktan çok uzak olacaksın."
"Sapıkça, bayıldım." Sesimi alçalttım. "Bu, oyuncak kullanabileceğim anlamına mı geliyor?"
"Belki de hayatını sonlandıracak oyuncaklar."
"Benim aklımda başka türler var. Bilirsin, daha fazlasını istemek için çığlık attıran türler." Rahip boğazını temizlediğinde, ona devam etmesini işaret ettim. "Bizi boş verin, Peder. Gelecekteki 'kutsal' birliğimizin temellerini atıyoruz."