Zülfü Livaneli, 60 yıllık bir aşk hikayesi anlatırken sosyal ve tarihi unsurlara da değiniyor. İkinci Dünya Savaşı döneminin Almanya'ya sığındığını ve Türkiye'ye kaçan binlerce insanın Avrupa'daki Holokost olaylarının son olaylarını ve yüzbinlerce Yahudinin tekrar Struma denilen bir geminin başlangıcını başlattığını anlatıyor.
ÖZET
Maya Duran, İstanbul'da yaşayan 36 yaşında bir anne ve çocuk. İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünde çalışan Maya, yurtdışından gelen yabancı konukları ağırlamaktan sorumlu.
Bir gün, Maximilian Wagner adında 87 yaşındaki bir profesörle buluşmak için havaalanına gider. Maya'nın beklediğinin aksine, Profesör oldukça genç ve güçlü görünen yakışıklı bir beyefendi. 1939-1942 yılları arasında İstanbul'da yaşayan Maximilian, kaldığı Pera Palas Otel'de kalmak istiyor.
Ertesi gün Maya, Profesörün kaldığı otelin önünde beyaz bir araç görür, bir gün önce aynı aracı gördüğünü hatırlar ve takip edildiğinden şüphelenir. Üniversiteye gittiğinde rektörün onunla konuşmak istediğini öğrenir. Onu takip ettiğini düşündüğü erkekler de o sırada rektör odasındadır ve Maya'dan Profesör'ün yaptığı her şeyi takip ettiğini bildirmesini ister.
Ertesi gün Profesör Maya'ya Şile'ye gitmek istediğini söyler. Maya, Profesörün neden bu soğukta oraya gitmek istediğini anlamamasına rağmen, istediğini yapıyor ve Şile'ye gidiyor. Şile plajına vardıklarında Profesör kemanını çıkarır ve serende başlar. Profesör uzun süre sahilde kaldığında Maya duramaz ve Profesörün ellerinin mor ve titrek olduğunu fark eder. Hemen arabaya biniyorlar, ancak araba çalışmıyor, bu yüzden artık hizmet etmeyen yakındaki bir otele gidiyorlar. Yanlışlıklardan sonra Profesör sonunda hastaneye kaldırılır ve orada tedavi görmeye başlar. Bu arada MIT, Fransız ve Alman istihbarat örgütleri