bir saat önce paydonda yazıldı...
Mutlu değilim. Bunu bir sitem gibi söylemiyorum artık, bir kapıyı çalar gibi de değil, kimse duysun diye değil, yalnızca içimde hâlâ konuşabilen son yer bunu fısıldadığı için söylüyorum. Mutlu değilim. Dünya yansa, şehirler birer birer kül olsa, insanların o sahte telaşı, o parlatılmış yüzleri, o iyiyim yalanları, o hiçbir yere varmayan kalabalıkları bir akşamüstü rüzgârıyla savrulup gitse, belki içimde bir şey ilk kez susar. Belki daha mutlu olurdum. Yangına sevindiğimden değil, zaten çoktan yanmış birinin dışarıdaki ateşi görünce nihayet kendine benzeyen bir dünya bulmasından. Benim içimde uzun zamandır sessiz bir kıyamet var. Kimse görmüyor. Kimse duymuyor.
1000Kitap
Bazen seni o kadar özlüyorum ki hayatımdan sen geçtin ne kadar şanslıyım ben yerin cennet olsun sevenlerin sabır bulsun çünkü bu acı zor .cennete ol inşallah Allah'ım cennetine alsın canimm
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Harcanıp gidiyor ömür dediğin... Bazen bir sevda uğruna, bazen bir ümit uğruna, bazen de bir hiç uğruna..." Orhan Pamuk
Alıntı
Bir insanın hayatında baba figürünün eksik olması için illa babasını kaybetmesi gerekmiyor. Bazen varlığı da yokluğu kadar uzak olabiliyor.
Kendi kalemimden..
Bir kadın olmakla başladım düşünmeye bu gece. Sonra kadınlığın ne olduğunu unuttum. İnsan bazı şeyleri tanımlamaya çalıştıkça uzaklaşıyor galiba onlardan. Aynanın karşısına geçtim. Yüzüm aynı yüzdü. Gözlerim de bildiğim gözler. Ama sanki yıllardır içimde yaşayan kadınla hiç tanışmamışım gibi hissettim. Ne çok şey yüklemişler omuzlarına. Güçlü ol demişler. Sus demişler. Konuş demişler. Affet demişler. Vazgeç demişler. Herkes bir şey söylemiş de kimse ne istediğini sormamış. Bir kuş tüyüne benzettim sonra kendimi. Hafif sanılan ama düştüğü yerin ağırlığını taşıyan bir kuş tüyüne. İnsanların zarif dediği şeyler ne çok yük taşıyor aslında. Balkondan sokağa baktım. Lambaların altında yürüyen insanlar vardı. Herkes bir yere yetişiyor gibiydi. Ben yıllardır kendime yetişmeye çalışıyormuşum meğer. Ne zaman yaklaşsam biraz daha uzağımda buluyordum kendimi. Kadın olmak biraz da bu muydu acaba? Sürekli bölünmek. Bir yanın çocuk kalmak isterken diğer yanının herkese annelik yapmak zorunda hissetmesi. Bir yanın sevilmek isterken diğer yanının kimseye ihtiyaç duymadığını kanıtlamaya çalışması. Bilmiyorum. Bu gece kesin cevaplar vermek istemiyorum. Çünkü en çok kesin bildiklerim yanılttı beni. Sadece şunu biliyorum. İçimde yıllardır yaşayan o kadın kusursuz değil. Yoruluyor. Kırılıyor. Bazen kaçmak istiyor. Bazen kimseye anlatamadığı şeyler için ağlıyor. Ve galiba ilk defa onu değiştirmeye çalışmıyorum. Pencereden içeri giren rüzgâr gibi kabul ediyorum. Biraz dağınık. Biraz kırgın. Biraz güçlü. Biraz çocuk. Biraz kadın.
Edebiyat
Bazen ağaçları, bazen yaprakları, bazen yağmuru öpüyorum. Onların altında neler yaşanıyor hepsine şahitler. Sessizce eğilir dalları ağacın, yaprakları kimi zaman önüme düşer. Neyi farketmedin diye fısıldar yağmur. Hakikat anda olmaktır.