El cevap: annesi
7/10
·179 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:11
“Bu her şeyi farklı yapar. Sahip olmak elinde tutmaktır. Ellerini ölü bir şeyin etrafına sarıp “ bu benim” demektir. Kendini evinde hissettiğinde bunu demezsin. Çünkü olmadığını bilirsin. Ve işte o zaman ayakkabılarını çıkarırsın-bir süre kalmaya hazırlanırsın.”  Kitabın son bölümünde bunları kaleme almış Marçal. Kurtlarla Koşan Kadınlar daki kırmızı ayakkabılar masalına gittim. Uzunca bir süre düşünmeme sebep oldu bu cümleler… Aklımda şu kaldı: İnsanlığı anlatmaya çalışan bir sistem, insan olmanın en temel hâllerini unutmuş. Açlığı, kırılganlığı, bakıma muhtaçlığı ve sevgiyi dipnota çevirmiş. Sonra da dönüp “işte gerçek budur” demiş. Ne tuhaf… Dünyanın en ciddi görünen teorileri bazen annenin mutfakta bıraktığı bir tencere kadar gerçek olmayabiliyor. Belki de mesele Adam Smith’in yemeğini kimin pişirdiği değil; yemeği önüne hazır bulanların, sofrayı kuranları neden hiç görmediğidir. Ve galiba bazı ekonomik teoriler, bulaşığı hiç yıkamamış insanların özgüveniyle yazılmıştır.
Adam Smith’in Yemeğini Pişiren Kimdi?Katrine Marçal · Koç Üniversitesi Yayınları · 2018134 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:06
Sait Faik'in Son Kuşlar kitabını okurken en çok sevdiğim şey, bana bir kitap okuyor gibi değil de bir dostun anılarını dinliyor gibi hissettirmesi oldu. Kitaptaki öykülerin çoğunda Kınalıada'nın sokakları, denizi, vapurları ve balıkçıları karşımıza çıkıyor. Öyle canlı anlatıyor ki kendinizi bazen iskelede vapur beklerken, bazen de deniz kenarında balıkçıların sohbetine kulak verirken buluyorsunuz. Her öykü farklı olsa da beni en çok etkileyen öykü kitabın adını taşıyan Son Kuşlar oldu. Kuşların avlanmasını ve giderek azalmasını anlatırken içimde tarif etmesi zor bir hüzün bıraktı. Aslında sadece kuşlardan bahsetmiyor; insanların farkında olmadan yok ettiği güzelliklerden de söz ediyor. Bugün okuduğumuzda bile güncelliğini koruması bu yüzden sanırım. Kitap boyunca büyük olaylar yok. Ama tam da bu nedenle etkileyici. Bir vapur yolculuğu, denize açılan bir balıkçı, kahvede edilen birkaç söz... Sait Faik, çoğumuzun dönüp bakmadığı ayrıntılarda hayatın kendisini yakalıyor. Özellikle balıkçıları anlatırken onlara duyduğu sevgi ve saygı satırlara sinmiş durumda. Bu kitabı bitirdiğimde aklımda olaylardan çok hisler kaldı. Deniz kokusu, martı sesleri, ada hayatının yavaşlığı ve kaybolup giden güzelliklere duyulan özlem... Son Kuşlar benim için sadece bir öykü kitabı değil, İstanbul'un ve insanın ruhuna tutulmuş samimi bir ayna oldu. Sait Faik'in neden bu kadar sevilen bir yazar olduğunu bir kez daha hissettim.
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 202517,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 10:25
Çocukların yanında konuşulan her şey onların dünyasında iz bırakır. Çocuklar sadece sözleri değil, o sözlerin altındaki duyguyu da alır. Bu yüzden yetişkinlerin yanında yapılan konuşmalar, sandığımızdan çok daha büyük bir etki oluşturur. Bazen bir cümle, bir çocukta uzun yıllar unutulmayacak bir düşünceye dönüşebilir.
Şimdiki Çocuklar HarikaAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201920,6bin okunma
Geçmişin sesi bazen yıllar sonra bile duyulur.
9/10
·416 syf.··
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 09:41
Serenad…Bu kitap bana, tarihin sadece kitaplarda yazan olaylardan ibaret olmadığını; her olayın arkasında yarım kalmış hayatlar olduğunu hatırlattı. Geçmişin gölgesinde kalan hayatları, kayıpları ve insanın içini sızlatan bir aşkı anlatırken aynı zamanda vicdan kavramını da sorgulatıyor. Kitabın dili oldukça akıcı. Roman, Maya ve Profesör Maximilian Wagner’in yollarının kesişmesiyle başlıyor. Başlangıçta sıradan görünen bu tanışma, zamanla geçmişin derin yaralarını, kayıpları ve unutulmuş hayatları ortaya çıkarıyor. Kitabın en güçlü yanı, tarihî olayları kuru bilgiler halinde vermek yerine insanların yaşadığı acılar üzerinden anlatması. Bu yüzden okurken sadece bir hikâye okumuyor, karakterlerin duygularını da hissediyorsunuz. Serenad, bana bir roman değil de yıllardır saklanan bir sırrın yavaş yavaş açığa çıkışını hissettirdi. 1 puan kırmamın sebebi ise Max’in hayatı ile ilgili daha çok kısımlar isterdim ve o duyguyu daha fazla yaşamak isterdim.
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,9bin okunma
8/10
·244 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Hepimiz bir yoğunluk bulutu içinde kim olduğumuzu unutarak yaşıyoruz çoğu zaman. Öyle günlerde insan kendini duyulmaz hisseder, kimselere anlatamaz “nasıl bir yere hapis olduğunu.” İşte, o zaman birine rastlarız ve kelimeler akıp gider çünkü bazen bir yabancıya her şeyi anlatmak daha kolay gelir. Bu eserde de sorumlulukları arasında kaybolan ve birbirlerini dinleyen yabancıların dost olma hikayesi…
Yeonnam-dong'un Neşeli ÇamaşırhanesiKim Jiyun · Epsilon Yayınevi · 2025695 okunma
9/10
·224 syf.··
2019 1020. kitabı
·
Sıdıka’yı zaten az çok bilen biri olarak kitaba başlarken neyle karşılaşacağımı tahmin ediyordum ama yine de kahkaha atarak okudum. Atilla Atalay’ın o kendine has mizahı, kelime oyunları ve absürt durumları burada da tam dozunda. Günlük hayatın sıradanlığını alıp öyle bir ti’ye alıyor ki, hem eğleniyorsun hem de “gerçekten de böyleyiz” diye düşünmeden edemiyorsun. Sıdıka karakteri yine sivri zekâlı, lafını sakınmayan ve çevresine ince ince ayar veren haliyle çok tanıdık. Özellikle aile içi diyaloglar bana fazlasıyla bizden geldi. Yer yer abartı var ama zaten işin eğlencesi de burada. Mizahı bazen çok ince, bazen de direkt yüzüne çarpıyor. Ancak bazı bölümlerde espriler üst üste gelince etkisi biraz azalmış gibi hissettim. Aynı tempoda ilerleyen metin bir noktadan sonra tekrar hissi yaratabiliyor. Yine de dili o kadar akıcı ki kitap su gibi akıp gidiyor. Genel olarak kafa dağıtmak, gülmek ve biraz da kendimize dışarıdan bakmak için çok keyifli bir kitaptı. Sıdıka’yı sevenler için zaten garanti; tanışmayanlar için de güzel bir başlangıç olabilir. Mizahın dozu yüksek, bol diyaloglu ve eğlenceli bir okuma deneyimi.
SıdıkaAtilla Atalay · İletişim Yayınları · 20081,040 okunma