Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/Cy1BPIaNyG7
Dervişin teselli koleksiyonu mu yoksa okurları yanıltma koleksiyonu mu?
Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak her yaşa uygun harika kitaplar önerdim. Yeni kitap önerileri alabilmek için yorumlara bakabilirsiniz.
Öncelikle piyasada bahsi geçen ve tasavvuf teması içeren kitapların %90'ının dini bir kaygıyla değil, daha çok ticari bir kaygıyla yazılmış eserler olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu insanların hiçbiri gerçekten tasavvufu yaşamıyor. Hiçbiri bir lokma bir hırka kalıp münzevi olarak günlerce çile çekmiyor. Bu da yazılanların samimiyetini ne yazık ki düşürüyor.
Mesela daha kitabın başında Mesnevi'den yapılan alıntıyı gördüğümde bunun ne kadar gerçekçilikten uzak bir düşünce olduğunu fark ettim:
"Dert nerede ise deva oraya gider. Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider." (s. 26)
Bu ve devamındaki sayfalarda bahsedilen "aza kanaat getirme" teması benim en sevmediğim şeylerden biri olsa gerek. Ayrıca yoksulluk neredeyse nimetin de oraya gittiğini göremiyoruz maalesef. Hatta nedense nimetlerin daha çok yoksul insanları umursamayan siyasi yöneticilerin bulunduğu yerlere gittiğini görüyoruz gerçek hayatta.
Bu kitabı okurken bu kadar kaderci bir kitap okuyacağımı da bilmiyordum. Oysaki İsra Suresi'nin 13. ayetinde geçen "Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık" kısmı insanın seçimlerinin ve çabasının da ne kadar önemli olduğunu hatırlatır bize. Fakat bu kitapta benim genel olarak aldığım mesaj, kendini sorgusuz sualsiz yaratıcının iradesine bırakmaktı. Bu da benim bireysel çabaya bağlı kader anlayışıma uymuyor.
Rahatsız olduğum başka bir konu da aslında Müslüman olmayan yazarların veya ünlülerin sanki Müslümanmış
Bu kitap yorumunu Alıntılarla Yaşıyorum YouTube kanalımdan da izleyebilirsiniz: ytbe.one/GeVzftoIiDw
Hayatımın en keyifli incelemesiymiş, bilmiyordum.
Neden böyle diyorum? Çünkü bu kitabı kitap okuma grubumdaki yüzlerce okurla birlikte okuyup tartıştım. Çünkü bu kitabın İstanbul'daki müzesine gittim. Çünkü bu kitap ve müze için videolar çektim. Bu kitap varlığıma tamamen karıştı ve artık ben bu kitapla birlikte atıyorum adımlarımı.
Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak her yaşa uygun harika kitaplar önerdim. O yüzden kitap önerisi alabilmek için yorumlara bakabilirsiniz.
Orhan Pamuk yaşayan en önemli yazarlarımızdan bir tanesi —hatta bana göre en önemlisi. Yazdığı kitaplara sadece bilgisini ve gözlemlerini değil, ruhunu da, deneyimlerini de, bakış açılarını da katan eşsiz bir yazar. Magazinsel boyutundan ayrı olarak, edebi yeteneğiyle böyle bir yazara sahip olduğumuz için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Peki, nedir bu Masumiyet Müzesi? Sadece cinsellikten ibaret bir aşk hikâyesi mi? Bir adamın saplantılı aşkının yüzlerce sayfaya dökülmüş hali mi? Bir erkek ile bir kadının arasında geçenlerin önümüze klişe bir şekilde sunulması mı? Yoksa 70 ve 80 dönemlerindeki Türkiye'nin kozmopolit yaşayışındaki her bir parçanın, bir yapbozun parçalarıymış gibi birbirine oturması mı?
Hayatlarımız bunun gibi cevabını arayan pek çok soruyla çevrili. Dünyadaki bütün kitaplar, bütün şarkılar veya bütün filmler bu sorulara bir cevap bulabilmek için varlar. Dışarıya adımımızı her attığımızda soru potansiyeli taşıyan verilememiş cevaplar arasında yürüyoruz. İşte bu konuda Türk edebiyatındaki en iyi cevap arama girişimlerden bir tanesi de Masumiyet Müzesi olsa gerek.
Sadece kitabı değil, müzesiyle de dünyanın en özgün eserlerinden biri olunca, insan ister