Goethe’nin sadece iki haftada kaleme aldığı müthiş eser. Genç Werther’in acıları, Goethe’nin kendi hayatından esinlenerek yazdığı kurgu mektuplardan oluşmaktadır. Kitap mektup mektup ilerlemektedir. Bu kitap yayılandıktan sonra Almanya’da intihar olayları artmıştır bu sebeple bu kitap belli bir süre yasaklanmıştır.
Ana karakterimiz Werther imkansız bir aşka tutulmuştur… Sevdiği kadın nişanlıdır. Werther ve aşık olduğu kadın Lotte’nin toplumsal normlar doğrultusunda birlikte olmalarına izin verilmez. Werther’in nişanlı bir kadına aşık olması etik bulunmaz. Bu amansızca içinde düştüğü cevapsız sevgi Werther’i günden güne öldürmektedir ve Lotte’ye duyduğu aşk saplantıya dönüşmektedir. Lotte’nin tutarsızlık içindeki düşünceleri Werther’i bu kuyuya itmektedir. Werther’in acısı, sevdiği kadının nişanlısını tanıdığı zaman katlanarak artmış ve artık sadece sevgisiyle değil vicdanıyla da savaşı başlamıştır.
Beklenen yerden gelmeyen sevgi, insanın şakağına dayanmış bir silahmış belki de… Sevilmemişlik bu hale getirirmiş insanı. Olay kurgusu, yaşanılanlar o kadar net aktırılmış ki aynı hisleri hissedeceksiniz, sizin de duygularınız alt üst olacak.
“doğa,” dedim ona, “insanların tehlike karşısında karşı geldikleri Tanrı’nın sesiydi ve evet, biz Tanrı’nın değersiz kulları aşkın mucizesiyle bile olsa birbirimize yakınlaştıysak, bu ruhlarımızdaki ilahi gücün bir yansıması olsa gerek; biz birbirimiz için yaratılmış olmalıyız.” sonra da, “biz bu içgüdüye boyun eğmemek için Tanrı’ya başkaldıran mecnunlar olmalıyız,” diye haykırdım.