Ezeli ve ebedi kalbi nerede çarpabilirdi insanın kendi Ben’inden, kendi özünden, herkesin kendi içinde taşıdığı o yok edilemezden başka? Peki neredeydi bu ben Ben, bu öz, bu en son nesne? Değildi bu et,kemik değildi, düşünme değil, bilinç değildi, böyle diyordu bilgilerin bilgileri. Nerede, peki neredeydi o zaman?
Aşkı yüksek bir yere koyup, sevilen şarkılarda yapıldığı gibi, "aman ne güzel bir duygu !" demek istemiyordum. Bu duyguyu tıpkı bir trafik kazası gibi hayatta başımıza gelen ve çoğu zaman bize istemediğimiz kadar acı veren bir şey olarak anlatmak istiyordum. Masumiyet müzesi her şeyden önce aşk hakkında bir düşünmedir.