Özgürlük ne insanlardan ne de tanrılardan korkmak; ne utanç verici ne de aşırı bir şey istemektir! Kendi üstünde büyük bir egemenlik kurmaktır özgürlük. Kendi kendinin olmak paha biçilmez bir zenginliktir.
Toplumlarda, kültürün özünü oluşturan öğe, o toplumda en güçlü olan grupların ruhu ya da düşünme biçimidir. Bunun nedeni, kısmen, bu grupların eğitim dizgesini, okulları, kiliseyi, basını, tiyatro-sinemayı denetleme ve böylece bütün bir nüfusa kendi fikirlerini benimsetme gücüne sahip olmasından kaynaklanmaktadır; üstelik, bu güçlü gruplar ünlü ve üstün konumda olduklarından, aşağı sınıflar onların değerlerine öykünmeye, bunları kabullenmeye ve kendilerini onlarla özdeşleştirmeye dünden hazırdırlar.
İnsan, ne adaleti ne de sevgiyi temsil etmeyen bir Tanrı'nın zaferi için bir araç olmayı kabullendikten sonra, ekonomik çarkın -ve daha sonra da bir "Führer"in- uşağı olma rolünü kabul etmeye yeterince hazır demekti.
İnsanoğlu yirminci yüzyılda yaşamakta; çoğu insanın beyniyse hâlâ Taş Çağı'nda yaşıyor. İnsanların büyük çoğunluğu bağımsız olma, akılcı, nesnel olma olgunluğuna henüz erişemedi.